Mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinmeyin!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinmeyin!
22.04.2018 09:00:00

 

Mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinmeyin!

Müslüman insanın bir kimliği vardır. Bu kimlik onu her yerde tanıtır ve belirtir. Kimliksiz bir Müslüman düşünülemez. Kimlik ise inancını hayata geçiren özelliklerdir.

İşte bunların en başında gelenlerinden birisi de hiç şüphesiz ki Müslümanları dost, kâfir ve münafıkları da düşman olarak görmesidir. Bu, inancının bir gereğidir. Eğer böylesine bir şuur ve idrak yoksa imanından da şüphe edilir. Allah (cc) ayet-i kerimelerinde bu gerçeğe şöyle değinmiştir:

"-Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin! Zira onlar birbirlerinin dostudurlar. İçinizden onları dost tutunlar, onlardandır. Muhakkak ki Allah (cc), zalimler topluluğuna yol göstermez." (5 Maide 51.)

"-Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir guruba uyarsanız, sizi imanınızdan çevirip kâfirler yaparlar." (3 Al-i İmran 100.)

Görüldüğü üzere onları dost edinen onlardan olacaktır. Zaten ikinci ayet-i kerime bu yakınlıkla onların kendilerini imanından çevirip kâfirlerden yapacağına açıkça işaret etmektedir.

Bu durum tabii ki Allah’a kendi aleyhlerinde bir delil vermek demektir:

"-Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da, kâfirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah'a aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?" (4 Nisa 144.)

İnsan dünya menfaatleri uğruna dinini satabilir mi? Maalesef bu çokça görülmüştür. Fani dünyanın makam ve mansıbı insanı aldatmış ve sonuçta mahvetmiştir. Şüphesiz ki krallık ve padişahlıklar ya da dünya ziynetleri geçicidir. İnsan onlara gönlünü kaptırırsa bizzat kendi kendini bitirmiş olur. Cenab-ı Hakk hepimizi muhafaza eylesin!

Bugün bu acı gerçekler yine kendisini göstermektedir. Müslüman ülkelerin başındaki kimseler az bir dünya menfaati karşılığında dinini satmakta, kâfir ve zalimlerle beraber olmaktadır. Ne yazık ki bunun ıstırabını bir ümmet çekmekte ya da yenileriyle çekecektir.

Tarihin akış seyrinde nice münafıklar görülmüştür. Mü’minlere zulmeden ve kâfirleri dost edinen! Ama onlar kahrolup gitmişler, ahiretin ebedi azabına dûçar olmuşlardır. İnanan kimseler onları hep beddua ile anmıştır. Bugünkülerin sonu da öyle olacaktır. Fakat Müslüman coğrafyamızın çektiği acılar yürekleri dağlamaktadır.

 Bunun yanında inandığı halde gafletle onları seven/dost edinenleri de görürüz. Ne yazık ki şu ayet-i kerimeyi hiç görmüyor ve düşünmüyorlar:

"-Sen onların dinine tabi olmadıkça ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar senden razı (ve hoşnud) olmazlar. De ki:- Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur." (2 Bakara 120.)

Onları memnun etmeye çalışan nice gafiller vardır. İslâm kardeşliğini öne çıkarmak yerine kâfirleri dost edinerek İslâm düşmanlığı yapmak ne büyük dalalettir. Halbuki şu hadis-i şerif bakın nelerden bahseder:

"-Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona hıyanet etmez, ona yalan söylemez, ona yardımı terk etmez. Her Müslümanın ırzı, malı ve kanı diğer Müslümanın üzerine haramdır. (Rasûlullah mübarek kalbini işaret ederek şöyle devam eder:) Takva buradadır. Bir kimseye şer olarak Müslüman kardeşini hakir görmesi yeter."  (Tirmizî, birr 18.)

İşte maalesef günümüzde bunun tam tersi var. Müslümanı hakir görüp kâfiri üstün kabul etmek. Ne acı değil mi?

Müslümanın Müslümana silah çekmesi… Bu kimlerin oyunu olabilir ki kâfirlerden başka.

Allah’ın düşmanlarını dost edinmek ne büyük gaflet ve dalalet! Sonra da kalkıp “inanıyorum” demek!

“Yüzü dost, özü düşmandan usandım,

Dili mü’min, kalbi şeytandan usandım.

Dostum; herkesin kahrı çekilir de,

Ben davasız Müslüman’dan usandım,” demiş ya büyükler.

Kan ağlayan İslâm dünyasına çare olmak yerine, birilerinin karıştırıcı çomağı olmak, ebedi âlemi mahvetmek demektir. Hâlbuki yüce Rabbimiz şöyle emreder:

"-Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki, esirgenesiniz."  (49 Hücurat 10.)

MÜ’MİNLER BİRLİK OLMALIDIR

İşte bu konuda Rabbimizin emri:

"-Allah'a ve Rasûl’üne itaat ediniz. Birbirinizle çekişmeyiniz. Sonra korkuya kapılırsınız da, kuvvetleriniz azalır. (Düşmanlarınızın karşısında bir hiç mesabesinde kalırsınız.) Bir de sabredin. Muhakkak ki Allah sabredenlerle beraberdir." (8 Enfal 46.)

Ve şu ayete bakın:

"-Eğer (Allah ve Rasûl’ü yolunda) birleşmezseniz, arz üzerinde çıkacak büyük bir fesat sizi helâk edecektir." (8 Enfal 73.)

O halde bize düşen Allah’ın ipine sımsıkı sarılmaktır:

"-Hepiniz birden Allah'ın ipine (Kur'an’a) sımsıkı sarılın, asla ayrılmayın."  (3 Al-i İmran 103.)

Müslümanın kimliği derken kastedilen nice anlamlar vardır. Ama gerçekten bu, hepsinin önüne geçer. Rabbimizin Kitabına ve Rasûlü’nün Sünnetine ittiba etmek.

Kâinatın Efendisi tek olarak çıkmış oldukları yolda nasıl bir başarı elde etmiştir. Bilelim ki inanıyorsak başaracağız ve inanıyorsak üstün olan biziz:

“(Ey mü'minler), gevşemeyin, mahzun olmayın! Siz eğer (gerçekden) mü'min iseniz (düşmanlarınıza galib ve onlardan) çok üstünsünüzdür.” (3 Âl-i İmrân 139)

MÜ’MİNLERİN DOSTLARI KİMLERDİR?

Cenab-ı Hakk ayet-i kerimede şöyle buyurur:

"-Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Rasûlüdür ve iman edenlerdir. (O iman edenler ise) Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler." (5 Maide 55.)

İşte hakikat; işte mü'minlerin reçetesi ve işte dostlarımız. Onlar ne güzel dostturlar; Allah, Rasûl’ü ve mü'minlerden Allah'ın emirlerini yerine getiren kişiler. Yani takva sahipleri. O halde biz Allah ve Rasûl’ünün ve de mü'minlerin dostu olmayı istiyorsak, Rabbimize boyun eğenlerden olalım. Sevdiklerimizi de onlardan tutalım. Çünkü Allah'ın Rasûl’ü (s.a.v.):

"-Ancak mü'mini dost (ve arkadaş) edin! Yemeğini de ancak (Rabbinden) sakınan yesin, buyurmuşlardır." (Ebû Dâvûd, edeb 16.)

İman-ı kâmil mü'minler, Allah'ın dostlarını dost ve O'nun düşmanlarını da düşman kabul ederler. Bu hususta hiç bir zaman zaaf göstermezler. Çünkü bilirler ki Allah’ın düşmanlarını dost tutmak, Rabbinin gazabını üzerlerine çeker ve O'nun bütün ibadetlerini mahveder. Bu hususta Abdullah b. Ömer (r.a.) şöyle der:

"-Bir insan sabahlara kadar namaz kılsa, günlerce ardı ardına oruç tutsa; Allah’ın dostlarına dost, düşmanlarına düşman olmadıkça, bütün bunların hiç bir faydası yoktur."

İşte bu hakikate binaen küfrü imana değişen insanlar babalar ve kardeşler bile olsalar yine dost olamazlar. Bu hususta bir ayet-i kerimede şöyle buyurulur:

"-Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi dostlar edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin kendileridir." (9 Tevbe 23.)                   

Zalim sadece onlar değildirler. Mü'minim deyip, o insanları dost edinen kimseler de zalimdir. Zira inanan insan ancak Allah'ı, Rasûl’ünü ve Allah'tan korkan mü'minleri sever. Bunun zıddı olanlara ise düşman olur:

"-Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Allah'tan korkun; eğer mü'minler iseniz..." (5 Maide 57.)

Evet, "eğer mü'minler iseniz" buyuran Rabb-ı Zü'l-Celâlimiz hatırlatma ve ikazda bulunuyor.

Mü'min olan ancak, Allah'ı dost edinenleri sever, O'nun gayrilerine düşman olur, diyordu. Allah kimlerin dostu idi? Hakikat şudur ki:

"-Allah iman edenlerin dostudur. (O Allah ki), onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır." (2 Bakara 257.)

O öyle bir Dost'tur ki, O'ndan gayri sahip ve yüce yoktur. Kâinatın malikine kim dost olmak istemez ki:

"-Bilmez misin ki, göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Sizin için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır." (2 Bakara 107.       )

Allah'tan gayriye yönelmek, onları dost sanıp sarılmak ne büyük gaflettir:

"-Zalimlere asla meyletmeyin. Aksi takdirde cehennem ateşi size dokunur. Sizin Allah'tan başka dostunuz yoktur. (Allah’tan gayri dost edinecek olursanız) yardım görmezsiniz." (11 Hûd 113.)

O yüceler yücesi olan Mevlâ’mızın merhameti ne kadar sonsuzdur. Bu merhametinden dolayı, mübarek kitabının her tarafı bin bir hakikat ve hikmetlerle kulları uyarır. Tehlikeleri ve ebedi mahvına sebep olacak durumları haber verir. Ol yüce Rabbimize binlerce şükürler olsun.

İşte mübarek uyarılarından biri daha:

"-Ey iman edenler! Sizden olmayanları yakın dost edinmeyin.

Onlar size fenalık yapmaktan geri durmazlar. Sizin sıkıntıya düşmenizi isterler. Kinleri ağızlarından dökülür, sinelerinin gizlediği ise, daha büyüktür.

Düşünürseniz, Biz size ayetlerimizi açıkladık." (3 Al-i İmran 118.)

Allah’ımız, Hakk’ı unutup Rasûl’ünü terk ederek, Rabbini inkâr edenlere dost olanların hallerini, akıllara durgunluk veren bir teşbihle misal getirir. Bakınız, idrak ederek on defa okuyalım:

"-Allah'tan başka dostlar edinenlerin durumu, kendine yuva yapan örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise, şüphesiz örümceğin yuvasıdır. Keşke bilseler." (29 Ankebut 41.)

Ne güzel bir teşbih!

Aslında biz mü’minler Allah’ ı sevenleri sevip, O’nu sevmeyenlere buğzedeceğiz.

"-Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir." (Ebû Davûd, sünnet 2.) (4599)

Ah, bu sevgiyi bularak bu buğza da ulaşabilsek... O sevgi, bizler için Âb-ı Hayat, kurtuluş,

O buğz, mü'minler için imanın kemaline eriş,

Ve bu kişi, Rabbin dostu, yâri, güzel bir kuludur.

Sonra da bu kul aşk ve şevk dolu olup çağlayan bir derya gibi şöyle der ta gönülden:

"-Benim dostum, kitabı indiren Allah'tır. O, salih kimselere dost olur." (7 A’raf 196.)

O salih kullardan olmak ne güzel! Zira onların dostu, yâri, yardımcısı ve sevgilisi Rabbi olan Allah'tır.

Muzaffer Dereli / Diriliş Postası

Müslüman Takva
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert