Pazar / bâzâr!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Pazar / bâzâr!
13.11.2016 12:00:00

 

Pazar / bâzâr!

Bu yazı, bir "Pazar yazısı" değildir!

 

Şimdilerde gazeteler, Pazar günleri, magazin ağırlıklı "Pazar" ilâveleri çıkarıyor!

Ülkemizde, 1935'de çıkarılan bir kanunla, hafta tatili, Cuma gününden

Pazar gününe alınmış ve ilk defa 1 Haziran 1935 Pazar günü uygulanmıştır.

O gün bugün, Cumâ'mız, Pazar oldu!

Cumhuriyetin ilânından hemen sonra, 2 Ocak 1924 tarihinde, Cumâ günü, resmî

tatil ilân edilmişti.

Tatilin Cumâ'dan Pazar'a alındığı günlerde bir şâir şöyle bir dörtlük yazmış:

Bize bir nazar oldu,

Cumâmız, Pazar oldu;

Bize her ne olduysa,

Hep azar azar oldu!

Her neyseeee!..

Yüzümüzü Batıya dönmeden önceki devirlerde, irfânımızda, hayata bakışımızda,

hayat anlayışımızda "dünya" farklı değerlendirilirdi. İnsanımızın hâyatı tefsiri farklıydı...

Evvelâ dünya, "fânî" idi, "geçici"ydi.                     

Hayat dediğin, akıp gidiyordu su gibi,

geçip gidiyordu yel gibi...

Şiirlerimizde, türkülerimizde, şarkılarımızda

"dünya", farklı yönlerden bâzen bir

geline (arûs), bâzen bir kocakarıya (acûze), bâzen tuzağa (dâm), bâzen misafirhâneye, bâzen de "bâzâr"a benzetilmiştir.

Divan şiirimizde, dünyanın "bâzâr"a benzetildiği yüzlerce beyite rastlamak mümkün.

Farsça'dan aldığımız, "pazar" diye telâffuz ettiğimiz bu kelime, şimdilerde, haftanın günlerinden bir günün, tatil gününün adıdır ülkemizde...

Klâsik tasavvurda dünya, bir "bazar yeri"dir!

Bu anlayış, Bizim Yunus'un şu beyitinde en güzel, en derinlikli şekliyle ifâde edilmiştir:

Ana rahminden geldik bazara,

Bir kefen aldık, döndük mezara!

Şehirlerde "pazar" kurulur... Pazar dediysek  de, her yerde her zaman,

Pazar günü kurulmaz "bazar"...

Günümüzde, büyük şehirlerde, hemen hergün pazar/bazar kuruluyor:

Salı pazarı, Çarşamba pazarı, Perşembe pazarı gibi.

Nereye gittiğimiz, nereden geldiğimiz sorulduğunda;

"pazara gidiyorum!", "pazardan geliyorum!" şeklinde cevap veririz!

Pazara giden, "pazar yeri"nde oyalanmaz!

Alacaklarını alır ve döner!

"Pazar" âdeta, geçiciliğin (fâniliğin) sembolü gibidir.

"Geçti Bor'un bazarı,

Sür eşşeği Niğde'ye!" sözü,                                         

Bor'u, Niğde'yi aşmış ve fırsatları iyi değerlendirip, değerlendirmediğimizle

özdeşleşmiştir sanki!

Divan şiirimizin büyük ustalarından Fuzûlî, farklı bir açıdan bakar ve

"dünya, bir pazar yeridir!" der:

"Dehr bir bâzârdır, herkes meta'ın arz ider,

Ehl-i dünya sîm ü zer, ehl-i hüner fazl u kemâl"

Şunu söyler Fuzûlî üstadımız, bugünün diliyle:

Dünya, bir pazar yeridir. Herkes bu pazar yerinde, kendisine göre bir şeyler pazarlıyor!

Bazıları, dünyanın geçiciliğini unutup; mal-mülk, para-pul,altın-gümüş peşinde koşuyor! Gözleri, başka bir şey görmüyor!

Ârif insanlar ise, ilim, irfân, sanat, fâzilet peşinde...

Tarihimizin bozuluş devirlerinden itibâren, dünyâperestler, dünyalıktan başka değer tanımayanlar rağbet görmüş; ilim, sanat, hüner ve fâzilet sahipleri de hep kenara itilmiştir.

Namık Kemâl, şöyle yakınır:

"Bir devrde geldik ki, bu bâzâr-ı fenâya,

Sermâye-yi irfânı olanlar zarar eyler."

Şöyle diyor:

Öyle bir devirde geldik, öyle bir devirde yaşıyoruz ki; ilim, sanat, fikir, adalet,

hak-hukuk, fâzilet, olgunluk gibi değerleri baş tâcı edenlerin yüzüne bile bakılmıyor!

Öyle! Ne yazık ki öyle!..

İrfân dünyamızın büyüklerinden birinin şu sözü, acı acı düşündürüyor

"mesele"si ve "dâvâ"sı olan insanları:

"İlim ve sanat, takdir edilmediği yerden göç eder!"

Necib Fâzıl, o büyük çilekeş, bir ömür kollarını makas gibi açarak,

"Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!" diye haykırdı!

O büyük çilekeşin, bir darbe sonrası, bir başbakanın idamı sonrası,

zindanda yazdığı, şu hüzün ve inkisar yüklü şiiriyle bitirelim:

ÇEK PERDEYİ

Evler döşemekti bendeki tasa,

Yaptım ettim, nöbet mezara geldi.

Yeter bana, üç beş arşın bez olsa,

Beklenmedik mallar pazara geldi!

Penceremde bir gün, günlerden bir gün,

Ses baygın, renk dalgın ve ışık süzgün,

Belirsiz bir semte insanlık sürgün...

Çek perdeyi, güneş nazara geldi!

MUZAFFER DOĞAN / FİKRİYAT- Diriliş Postası

 

Pazar Cumhuriyet
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER