Ramazan Ayına Girerken
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Ramazan Ayına Girerken
13.05.2018 11:00:00

 

Ramazan Ayına Girerken

Günler, aylar, yıllar deriz…

‘Daha dün idi bir Ramazan ayını uğurlayışımız. Ne kadar da çabuk geçiyor günler! Bir su misâli akıp gidiyor’ diyoruz değil mi?

Şimdi geldi bir Ramazan daha. Kavuşturana şükürler olsun.

Mümkün müdür günleri tutabilmek? Ya da gidenleri geri getirebilmek?

İnsanın üzerinde durması gereken en önemli şeylerden birisi de işte bu zaman dilimidir. Zîra onunla kazanılacak âhiret âlemi. O sonsuz ve ebedî hayat. Bu anlamda o, nakitlerin en kıymetlisidir. Eskilerimizin “”vakit nakittir”” demeleri de bundan olsa gerek. Hasan-ı Basri hazretleri öyle dermiş:

-Sahabe-i Kiram sizin nakde verdiğiniz değerden daha fazla vakte değer verirdi.…

Bizim halimiz ne olacak bilmiyoruz. Hep nakit yani para, dünyalık, makam vs.

* * *

Ramazan ayı, Kur’an ayıdır. İnsanlığı hidayete götürme vazîfesiyle gönderilen Kur’an, bu ayda nâzil olmuştur. Zaten Ramazan ayının şerefi, kıymeti ve bereketi de O’ndan gelmektedir. Rabbimiz bu gerçeği şöyle ifade buyurur:

“”O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hakkıldan ayıran, hidâyet rehberi açık deliller halinde bulunan Kur’an o ayda indirildi.” (2 Bakara 185)

Hakkı bâtıldan ayıran Kur’an’a tâbî olmak, insanın hem dünyasını ve hem de âhiretini tanzim etmiş olacaktır. Bu ise arzu edilmesi ve hedef olarak belirlenmesi gereken yegâne hakîkattir. Biz insanlar böylesine büyük bir kıymeti göz ardı etmek sûretiyle yaşıyorsak, kendimize ne denli büyük bir zulüm yaptığımızı çok iyi bilmeliyiz.

Öyle ya; insan niçin geldi bu dünyaya?

* * *

Ramazan ayıyla insan hem bedenen ve hem de rûhen yenilenir âdeta. Maddî bünyede nice güzel olgular meydana gelirken, gönül dünyasında da farklı ve tatlı hissiyatlar yaşanır. Bu da insanın maddeden ibaret olmadığını açık ve net olarak ortaya koyar. Belki aylardır yaşamadığı, âdeta unuttuğu kalbî lezzetleri bu günlerde yaşar insan.

İnsan böylesi bir ruh dünyasına oruç ibadetiyle adım atar.

Aç ve yetimleri gördükçe gönüldeki rikkati artar.

Onlara kol-kanat germe çabasıyla verebilmenin, o en güzel ayrıntılarına kulaç atar.

Varmış olduğu secdelerle kul olmanın şuurunu yakalar.

Sonra da şükretmenin ya da şükretmek gerektiğinin özellikle altını çizer.

Ve gafletine, Rabbini ve nîmetlerini unutup da, gelip geçici, aldatıcı dünya meşgalelerine acı bir tebessüm atfeder.

İşte böylesine güzel günlerden ibarettir Ramazan Ayı.

Mübarek olsun bu bereketli ayınız. Cenâb-ı Hakk ondan azamî derecede istifade etmeyi nasîb eylesin!.. Acılarla dolu olan İslâm dünyasına da, küfrün zulmünden kurtulmayı lûtfeylesin!.. (Âmin!)

AYLARIN SULTANI

Ayların Sultanı olarak bilinen Ramazan, Hak yolcusu olan kulu hedefine ulaştıran en güzel vasıtalardan birisidir. Bu yolculuk denizlerin enginliği, göklerin sonsuzluğunda devam ederken kula, bambaşka bir letafet ve doyumsuz bir haz verir. Bu letafet ve haz onda o kadar çok etkili olur ki, ondan ayrılışı büyük bir hüzün olarak yer eder kalbinde. Bütün bunlar Ramazan-ı Şerif'in, sonu bulunmaz bir esrar-ı İlâhîyi nasıl da sakladığını gösterir içinde. Bu esrar-ı İlâhiyi çözümleme gayretinde olan kul, binlerce bininden birini kavrarken, yeni binlerin karşısında tecelli ediverdiğine şahit olur.

Kulluk gayretinde olan insanı kemal derecesine çıkarırken, Cemâl-i İlahî arzusuyla yakan bu mübarek ayın kazancı o kadar çoktur ki, Habib-i Ekrem (s.a.v.)'in lisanından şöylece dökülür onun haberi bizlere:

İnsanın her ameline kat kat sevap verilir. Bir iyilik, on mislinden yedi yüz misline kadar katlanır. Allah Teâlâ, “Ama oruç başka. Oruç benim içindir, mükâfatını da ben veririm. Oruçlu, şehvetini ve yemesini benim için bırakır, buyurmuştur. ”(Müslim, sıyam 164.)

Yüce Allah (cc) ile kul arasında, böylesine bir hoşnutluk köprüsü kuran Ramazan'ın, büyük sermayesi nedir acaba? Onu bu denli kıymetli kılan manâ nedir ki? Bakınız bu hakikat şöyle dile getirilir Rabbimizin Kelâm-ı İlâhî'sinde:

"Doğrusu, Biz, Kur’an'ı Kadir Gecesi’nde indirmişizdir. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir." (97 Kadir 1-4.)

Evet, Kur'an'ın ifadesiyle "bin ay" gibi bir âb-ı hayat iksirini her gelişinde, isteyen her kula sunan Ramazan, aynı zamanda günahları yakıp kül etmekle de tanınan eşsiz bir simadır. Onun cömertliği öylesine engin bir hale ulaşır ki, içinde barındırdığı Kur'an âyetlerinin derûnî anlam ve eşsiz manâlarını birebir anlatmanın heyecanını yaşar adeta. Bunun içindir ki o, "binbir sırları" taşımakla görevli ilâhî bir vasıtadır. Bundandır ki ona "Kur'an Ayı" denmiştir.

Seksen üç yıl dört ay gibi uzunca bir ömrü Allah'a ibadetle geçirmenin büyük kazancını kula bir gecede sunan Ramazan, gerçekten de "Ayların Sultanı" şanını hak etmiş bir sürûr ayıdır.

RAMAZAN ORUCU VE FAZİLETİ

Taşıdığı Kur'an'ın kendisini böylesine aziz kıldığı Ramazan, yine O'nun hürmetine kendisine has kılınmış bir farziyyeti ile dikkatleri çeker üzerine:

"Sizden bu ayı idrak eden, onda oruç tutsun." (2 Bakara 185.)

Yukarıda geçen hadis-i şerifte bire binlerin nasıl da verildiğine hatta "karşılığını Ben veririm" ifadesiyle bu mükâfatın sayılamayacağına şahitlik ettik. İşte kişinin Allah için nefsanî istek ve arzularına kilit vurarak böyle bir ibadete yönelişi, ne denli ulvî bir manâ olduğu anlaşılmaktadır.

Cennet yolculuğunda olan Ramazan efradının, yolun sonunda kendilerini bekleyen bir kapı vardır ki adına Reyyân denir. Efendiler Efendisi (s.a.v.) bu müjdeyi şöyle haber verirler bizlere:

“Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. (Onlar), oruçlular nerede? diye çağrılır. Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla giremez. Oruçlular girince o kapı kapanır ve bir daha oradan kimse  girmez.” (Buhârî, savm 4; Müslim, sıyâm 166.)

Evet, bu giriş ne güzel giriştir. Onun yolculuğunun güzelliği gibi. Onun yolcuları da bambaşka bir güzelliğe sahiptir.

İftarı esnasındaki sevinci hepimiz yaşarız. O ne güzeldir.

Aslında onun bu derûnî zevki, kişinin Rabbine kavuştuğu esnada ortaya çıkıyor ki bu, asla anlatılamaz. Onu ancak o ânı yaşayan insan bilir. Rabbimiz bizlere de yaşatsın. İşte bu mana da şöyle haber verilir:

"Oruçlu için iki sevinç  vardır: Biri, iftar ettiği zamanki sevinci; diğeri, Rabbine kavuştuğu andaki sevincidir. Hiç kuşkunuz olmasın ki, oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.” (Müslim, sıyam 164.)

Demek ki onun bir de ağız kokusunun güzelliği var ki, Allah katında pek kıymetlidir.

O, perdedir kul ile günahlar arasında.

Engel olur kötülüklere.

Bir zırhtır düşmana karşı.

Ne güzeldir o.

Mü'min ulvîleşir onunla.

Arınır adeta ruh ve bedeniyle.

Derûnî bir zevk ve neş'e âlemi yaşar.

Anlatımı imkânsız bir manâya ulaşır.

Sabır ve sükûnet bulur özünde.

Öfkesini yutar.

Bu zoru başarmak ne güzeldir.

Bütün bu eşsiz hakikatler şöyle billûrlaşır Allah Rasûlü'nün (s.a.v.) lisanında:

“Oruç perdedir. Biriniz bir gün oruç tutacak olursa kötü söz sarfetmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa “ben oruçluyum!” desin (ve ona bulaşmasın).” (Buhari, savm 2, 9, Libas 78; Müslim, sıyâm 164.)

Oruç, ruh ve bedeni tamamlayan bir ibadettir. O sadece aç ve susuz kalmak, şehvetine mani olmak değildir. O, kişiye şahsiyet kazandırır. Ahlâkını güzelleştirir. Toplumda saygınlığının artmasına vesile olur. Bilmeli ki insan, sadece bedenle tutulan oruç, oruç değildir.

Ebu Ümâme (r.a.) anlatıyor: “Ey Allah'ın Rasûlü dedim, bana öyle bir amel emret ki (yaptığım takdirde) Allah beni mükâfatlandırsın.”

“Sana dedi, orucu tavsiye ederim, zira onun bir eşi yoktur.” (Nesâî, sıyam 43)

Odur insanı bütün bu ve benzeri özelliklerinden dolayı cehennemden uzaklara taşıyan. Bunca ulvî manaları yaşatıp cennetlere yaklaştıran:

“Allah rızâsı için bir gün oruç tutan kimseyi Allah Teâlâ,  bu bir günlük oruç sebebiyle cehennem ateşinden yetmiş yıl uzak tutar.” (Buhârî, cihâd 36; Müslim, sıyâm 167-168.)

Rabbimiz ona kavuşmayı, Kadrini ihya etmeyi ve Cennet müjdesi almayı nasip eylesin!

Muzaffer Dereli / Diriliş Postası

Ramazan ayı Kadir gecesi
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
aylapalaoglu     2018-05-14 Allah rızası için bir gün oruç tutan cehennem ateşinde 70 yıl uzak tutar Ya insan sürü süne ramazan boyunca bahçelerimizde açıkda içki içmelerine bizleri mecbur bırakan lar 30 gün oruç tutsada aynı sevapla mükafatlandırmı Orucunu açan komşum ağlarak bi kase çorbayı içerken sıcaktan fenalaştım dedi Allah şahidim cam kapı açamadan bal konda oturup çay içemeden yıllarımız geçti Bize cehennemi yaşattılar içimize nefret duy gularını sokanlar ah ettirenler canımızı yaktıranlarda cennete gidermi aca
GALERİLER
Advert
Advert