Salih Mirzabeyoğlu: Düşünür Görünme Maskaralığı...
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Salih Mirzabeyoğlu: Düşünür Görünme Maskaralığı...
08.07.2018 17:00:00

 

Salih Mirzabeyoğlu: Düşünür Görünme Maskaralığı...

Bu nesil (yani biz) kendi apışmış haline vücut verici sebepleri gerçekleştirenlerden (ister içimizde ister dışımızda olsunlar) davacı olmadıkça, bu ruha ermedikçe, kendini dava adamı olma liyâkatinden uzak ve toprakta kıvranan solucan bilsin…

-İslâmı, zatından zerre feda etmeden olanca saffet ve asliyetiyle kucaklayabilecek ve nefslerinde yenileyecek nesillerin böylece köküne kibrit suyu dökülmeye başlanınca din ihtiyacından büsbütün kurtulamayan muvâzaacı mizaçlar her tarafta işi reformculuğa dökmüş; ve olduğu gibi bir İslâm yerine, oldurmak istenildiği tarzda bir İslâm’a kapı açmaya bakılmıştır.

-Reformcu, İslâm’ı şu veya bu görüş ve mezhep lokomotifine bağlamak, onu zatına ve aslına göre değil, kendi şahsî nefsine ve idrakine iliştirmeye kalkmak, böylece çürük gördüğü bir binayı kendince payandalamaya yeltenmek bakımından, İslâm’a cepheden zıt olanlardan daha tehlikelidir; ve İslâm’ı kalb ve göz yenilenmesi yoluyla koruyacak olan nesil, cemiyet dairesi içinde kendisine üç düşman tanıyacaktır; Aşksız ham yobaz, duygusuz kâfir, nasibsiz reformcu… Yani ruhu, kör nefsinde kabuklaştıran, büsbütün inkâr eden ve ikisi arasında arabuluculuğa kalkışan…

-İslam, 500 yıl kılıcını elinde tutan Türkiye’de bozuldu ve her yerde altüst oldu. Bu, ancak Türkiye’de düzelirse her yerde sağlığa kavuşabileceğine ait İlâhi bir ihtar…

İdeolacya ve İhtilâl – S. 19-20

***

-Her an, her nefes alışta ihtilâl-inkilâbın rüyasını görecek, hayatını buna göre ayarlayacak, hiçbir zaman hiçbir tehlikeden yılmayacak, son nefesine kadar dönmeyecek, kafa ve ruh disiplini içinde gerçekleştirmenin mâna ve madde şartlarına ermeye çalışacak… Evet planlı ve sistemli bir taarruzu gerçekleştirecek şekilde kadrolaşacak bir nesil olma görevi…

-Açıkça söyleyelim ki; bu liyâkate ermenin ilk şartı ruh ve kafaca batağa yayılmış manda rehâvetinden kurtulmak ve bu işin nasıl olacağı hakkında düşünür görünme maskaralığından çıkarak düşünmedir. En azından (nefsini zora sokmayanlara sözümüz yok) ihtilâl-inkilâb hakkında devşirileni anlayacak duruma gelmenin çaresine bakmak…

-Bu nesil (yani biz) kendi apışmış haline vücut verici sebepleri gerçekleştirenlerden (ister içimizde ister dışımızda olsunlar) davacı olmadıkça, bu ruha ermedikçe, kendini dava adamı olma liyâkatinden uzak ve toprakta kıvranan solucan bilsin…

İdeolacya ve İhtilâl - S. 21-22

***

Bir ‘Mutlak Fikir’ bağlısının ‘öncü kadro’ niteliği kazanması için şahsında gerçekleşmesi gereken ‘idrak’ ve ‘irade’nin ne olması gerektiği meselesi, onun, hem ‘insan olma’ memuriyetinin mahiyetini, hem de bu memuriyetin ayrılmaz neticesi olarak gerçekleştirmekle yükümlü olduğu ‘yeni nizam-yeni insan’ dâvasının mahiyetini kuşatır.

İdeolacya ve İhtilâl  S.46

***

“İnsanlar “bilme” isteği bakımından temelde aynı sebepten hareket ederken, “hakikati tersiyle de tecelli ettirici nasibin sahibi olarak”, tek doğru yol ve sayısız yanlış yol içinde kendi hakikatlerini gerçek kabul ederler… Meselâ “hakikat yoktur” diyen adamın hakikati de budur; hakikatin dışına çıkmanın imkânı yok… Büyük Doğu Mimarı’ndan devam edersek:

-”Bu da Allah’ın ince bir kemendi… Şekspir diyor ki,”hakikate mutlak zıt söz söylemek mümkün değildir. ” Bu,insanoğlunun her işinde, her davranışında çilesi… Nihayet bütün insanlık topyekûn müesseseleriyle bir şeye talip; pörsümeyen yeni, bayatlamayan eski davası. Duraksızlık, ebedîlik,geçmeyen ân,solmayan renk, kesilmeyen çizgi, batmayan güneş… Herkes bunu kendisinde zannediyor. Yol, her yolda gaye bakımından budur:Fakat, hakikatte tek… Tek olarak biz onun ismini söyleyebiliriz: İslâmiyet… İlk peygamberden sonuncusuna kadar yol tektir ve budur. Bizim yolumuz da bu… Ama hakikatiyle bu… Temsil mânâsına değil. Bunun gayesi ebedî yeni ve ebedî ileri… Bir hadîs meâli söyleyelim: “Bir günü bir gününe eş geçen hüsrandadır!”… Bu hadîs kadar zamanın sırrını ifâde edebilecek hiçbir ölçü gösterilemez. Tek mesele, yaşanmaya değer hayatı bulmak. Bütün dava burada.”

Salih Mirzabeyoğlu İdeolocya ve İhtilâl S. 86-87

http://www.aylikdergisi.com

 

nesil İslam İdeolacya İhtilâl
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert