Seddi Zülkarneyn Ve Yecüc Mecüc
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Seddi Zülkarneyn Ve Yecüc Mecüc
17.08.2017 14:52:32

 

Seddi Zülkarneyn Ve Yecüc Mecüc

Birçok tefsirci ve tarihçi, Kuran’da geçen Seddi Zulkarneyn ve Yecüc, Mecüc üzerinde durmuş, çeşitli açıklamalarda bulunmuşlardır. Ne yazık ki yapılan açıklamaların birçoğu İsrailiyyattan, kitap ehlinin haberlerinden ve mitoloji, söylenti ve sözlerden ibarettir.

Kuran’da geçmesi nedeniyle; esasta kimse itiraz edememiş lakin ayrıntıları konusunda çeşitli araştırmalar, tarihçiler ve tefsirciler arasında büyük ihtilaflar ve alevli tartışmalar olmuştur. Bu konuda Bediüzzaman’ın tefsirleri, konuya ışık tutan en önemli eserlerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yaş ve kuru her bir şeyi içinde barındıran,  İlahi bir kelam olan Kuran’ın; her harfi hatta noktası bile çok değerlidir. Hele hele üzerinde çok yorum yapılan fakat ancak günümüzde ortaya çıkan ve zuhur eden olaylar üzerinde zaman ayırmak çok önemlidir.

Kimi yazar ve müfessirler Seddi Zülkarneyn’in yeri, zamanı, olayları ve kahramanlarını belirlemek için ayrı ayrı kitaplar yazmış ve araştırmalar yapmıştır. Bu konuda yazılmış en isabetli tespit ve açıklamalara ise Bediüzzaman’da rastlamaktayız. Zira akla kapı açmış diğer yazarların olağanüstü ve mucize kabilinden anlattığı vakıaları teklif sırrı zayi olmadan izah etmiştir. Çünkü dünya bir imtihandır. Her insan bu imtihanın sonucuna göre Haşirde hesaba çekilecek ve sonsuz bir hayata adımını atacaktır.

Diğer müfessir ve yazarların anlattığı gibi olaylar cereyan etseydi yani olağanüstü insanlar ve varlıklar zuhur etseydi her insan ister istemez Müslüman olur imtihan ortadan kalkardı. Şöyle düşünün; Dabbetül arz isminde bir canavar ortaya çıkıyor bütün inançsız insanları öldürüp cehenneme gönderiyor. Buna mukabil Müslümanlara dokunmayıp huzur içinde yaşamalarına müsaade ediyor. Bu durumda ister istemez bütün insanlar elbette Müslüman olur teklif sırrı ortadan kalkardı.

Bahse konu bu durum yani teklif sırrının ortadan kalkması; sadece kıyamet alametlerinden olup Güneşin Batı’dan doğması ile gerçekleşecektir. Fakat bu saatten sonra imtihan defteri kapanmış olacağından dolayı gerçekleşecek iman, sahibine fayda vermeyecektir.

Eğer teklif sırrı yani imtihan olmamış olsaydı, Hazreti Ebu Bekir ile Ebu Cehil aynı seviyede olurlardı. Çünkü teklif ortadan kalkmış, olayların gerçek yüzü ortaya çıktığı için herkes iman etmiş olacaktı. Cenabı Allah, hikmetine binaen birçok hadiseyi perdeli ve imtihan sırrına uygun olarak yaratmış kıyamete kadar da devam ettirecektir. Ne zaman ki Güneş, batıdan doğar; işte o zaman yine Kuran’ın ifadesine göre artık tevbeler kabul olmaz ve imtihan sona ermiş olur.

İşte bütün bu gerçekleri göz önüne alarak Seddi Zülkarneyn ve Yecüc-Mecüc hakkında Bediüzzaman’ın eserlerinden istifade ederek bazı tespitlerde bulunabiliriz. Bu tarz bir yorumla muhtemelen karşılaşmamış olabilirsiniz. Hatta zayıf olarak nitelendirenler de olacaktır. Lakin nasıl ki birkaç tane ince ipliğin birleşmesi ve bir araya gelmesi ile güçlü bir halat ortaya çıkar; sahih hadislere dayanması, akla kapı açması ve imtihan sırrını ortadan kaldırmaması nedeniyle çok istifade edileceğini umuyorum. La ya’lemül gaybe İllallah (Gaybı Allah’tan başka kimse bilemez).

Bediüzzaman’ın ifade ettiği gibi, Kuran'ın lisan-ı semavîsinde Ye'cüc ve Me'cüc namı verilen Mançur ve Moğol kabileleri, eski zamanda Çin ve Mançurya’dan bir kısım başka kabileleri beraber alarak, defalarca Asya ve Avrupa'nın altını üstüne getirmişlerdir. Aynen bunun gibi insanlığın kıyametten önce yaşayacağı son asırda da; buna benzer kabilelerin zuhur etmesi hiç de akla aykırı değildir.

Hatta şimdi de komünistlerin yaptığı katliam gibi DAİŞ gibi terör örgütlerinin zulümlerine Kuran’ın bir işareti olup anarşistlerin ehemmiyetli efradının bunlardan olduğuna şüphe yoktur. Yani Yecüc ve Mecüc ismiyle anılan dehşetli varlıkların bir kısmı bunlardır, diyebiliriz.

Günümüzde bu taifeye başka bir örnek olarak intihar bombacıları adı verilen ve çoğunlukla Müslüman ve masum insanları katleden taifelerden bir bölümünü de sayabiliriz. Türkiye’de de görülen ve yakın çevremizi ateşler içinde bırakan Suriye, Irak ve Pakistan’da son zamanlarda sık sık görülen bu eylemlerde şahit oluyoruz. Bir anda yüzlerce masum insanın öldürüldüğü, yüzlerce insanın da yaralandığı vahşet, pek çok insanın bu konuda kabul edebileceği birer delildir.

Evet, Fransız Devriminde hürriyetperverlik tohumuyla ve aşılamasıyla sosyalistlik nasıl türemişse aynen komünizmde olduğu gibi mal ve sermaye sahiplerine karşı büyük bir katliam yapılmıştır. Rusya’daki Ekim devrimi ve Çin’deki Kültür ihtilalinde öldürülen insanların sayısı on milyonları geçmiştir. Bu katiller ayrıca bir kısım mukaddeslere karşı da savaş açmışlardır.

Bu devrimlerin aşıladığı fikir ve eylemler; bilâhere komünizmin düsturları içinde sayılmıştır. Komünizm ve Bolşeviklik dahi çok ahlaki değeri ve vicdani unsurları bozduğundan, elbette ektikleri tohumlar hiç bir kayıt ve hürmet tanımayan anarşistlik mahsulünü verecektir.

“Çünkü kalb-i insanîden hürmet ve merhamet çıksa; akıl ve zekâvet, o insanları gayet dehşetli ve gaddar canavarlar hükmüne geçirir, daha siyasetle idare edilmez. Ve anarşistlik fikrinin tam yeri ise; hem mazlum kalabalıklı, hem medeniyette ve hâkimiyette geri kalan çapulcu kabileler olacak. Ve o şeraite (şartlara) muvafık insanlar ise, Çin-i Maçin'de kırk günlük bir mesafede yapılan ve acaib-i seb'a-i âlemden (dünyanın yedi harikasından) birisi bulunan Sedd-i Çinî'nin binasına sebebiyet veren Mançur ve Moğol ve bir kısım Kırgız kabileleridir ki, Kur'an'ın mücmel haberini tefsir eden Zât-ı Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) mu'cizane ve muhakkikane haber vermiş”.

Bediüzzaman’ın "ahlakta ve hayatta zulmetli bir anarşilik ve zulümlü bir dinsizlik" ifadesinden yola çıkarak, bu anarşinin sadece maddi planda olmayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Zaten kalblerdeki anarşidir ki, insanları fesada sevketmiş, dünyayı kan gölüne çevirmiştir.

Bediüzzaman, meşhur Çin seddi için; Seddi Zülkarneyn’in inşa ettiği setlerin külliyetinden bir ferdi olduğunu beyan etmektedir. Burada Bediüzzaman’ın düşüncesine ilaveten başka bir hususu da dile getirmekte yarar vardır.

11 Eylül 2001 tarihinde yıkılan New York’taki İkiz kulelerin de bu set olarak ifade edilen isme uygun düşmesi mümkün görünmektedir. Zira 2001 tarihinde meydana gelen bu feci olaydan sonra terör olaylarında büyük bir artış yaşanmıştır. Birçok terör saldırısı ki (buna ABD’nin yaptığı saldırılar da dâhildir), 11 Eylül 2001 saldırısını bir milat olarak kabul etmektedirler. Bahse konu tahribatın büyüklüğü Kuran’da Kehf ve Enbiya Surelerinde Seddin harabiyetinden ve Yecüc ve Mecüc’ün yeryüzünde bozgunculuk yapmalarından bahsedilmesi ile izah edilebilir.

Bu yoruma kuvvet veren sahih hadislerden bir tanesine yer vermek gerekiyor. Buhari’de geçen hadiste, bir kişinin Resulullah’a (asm) şöyle dediğini rivayet ediliyor: "Seddin desenli bir hırka gibi olduğunu gördüm dediği zaman Resulullah ona: Kendisini görmüşsün”, şeklinde ifade edilmektedir. Şimdi İkiz kulelere bakacak olursak aynen hadisi şerifte denildiği gibi dış yüzeyinin insanı şaşırtacak derecede hırka desenini andırdığını görebiliriz. Ayrıca hadislerde geçen Seddi Zülkarneyn’in bazı metalleri de içermesi bu ihtimali güçlendirmektedir.

Diğer bir taraftan başka bir sahih hadiste Zeyneb Bintu Cahş (ra) anlatıyor: “Resulullah (asm) bir gün korkulu bir vaziyette odaya girdi. Şöyle diyordu: "La ilahe illallah, yaklaşan bir beladan Arabın vay haline. Bu gün, Ye’cüc ve Mecüc’ün seddinden şöyle bir gedik açıldı." başparmağı ile şahadet parmağını halka yaparak gösterdi. Ben: "Ey Allah’ın Resulü, yani içimizde salih kimseler olduğu halde toptan helak mi olacağız?" dedim. "Evet, dedi, fenalıklar artarsa öyle olur."Bu hadiste, Cengiz ve Hulagu fitnesi ve tahribatına mucizevî bir şekilde işaret edilmekle birlikte son zamanlarda meydana gelen terör faaliyetlerinin büyük bir kısmı Arap ülkelerinde cereyan etmesi,  insanların 14 asır önce ciddi bir şekilde ikaz edildiğini göstermektedir.

Karn kelimesi Arapçada asır anlamına geldiği gibi diğer bir karşılığı olarak da boynuz diye ifade edilmektedir. Karneyn “iki boynuzlu” demektir. İkiz kulelere baktığınızda ise iki adet dikine yükselen boynuza benzetebilirsiniz. Seddi Zülkarneyn’in tahrip olarak Yecüc ve Mecüc’ün dünyada fesat çıkararak harap etmesi bu manayı da kapsayabilmekte ayetin şümulüne dâhil olabilmektedir.

Bu bilgilere bakıp Seddi Zülkarneyn’in ikiz kuleler olacağını söylemek çok iddialı gelebilir.  Fakat olaylar zuhur etmiş ve hadislerde geçen vakıalar neredeyse aynen gerçekleşmiştir. Fark ise verilen isimlerdedir.

Bediüzzaman’ın seddin külliyetinden bir ferdini, Çin Seddi olarak ifade etmesi, diğer bir ferdinin de ikiz kuleler olabileceği değerlendirmesini yapmamıza imkân tanımaktadır. Burada diğer yazarlardan farklı olarak ortaya konulan husus; teklif ve imtihan sırrının ortadan kaldırılmadan Rabbimizin hikmetine uygun bir şekilde tevil ve izah edilmesidir. Hata ve günah var ise elbette bize aittir, vesselam…

Vehbi KARA

Komünizm Bediüzzaman Dabbetül arz Seddi Zülkarneyn
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert