Advert
Şehir plancısı ve yazarımız Tahir Çalgüner ile Ankara Yerel Siyaseti Üzerine Şöyleşi
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Şehir plancısı ve yazarımız Tahir Çalgüner ile Ankara Yerel Siyaseti Üzerine Şöyleşi
05.08.2018 10:00:00

 

Şehir plancısı ve yazarımız Tahir Çalgüner ile Ankara Yerel Siyaseti Üzerine Şöyleşi

Bu hafta Şehir plancısı ve yazarımız Tahir Çalgüner ile bir ufak Ankara turu yaptık. Yerel ve imar siyaseti üzerine konuştuk.

Ankara yerel yönetimleri hakkındaki düşünceleriniz nedir?

Ankara büyükşehir belediyesi Gökçek ile özdeşleşmiş bir kurumdur.

Gökçek ile ilgili planlama konuları hakkında konuşmanın bir yararı yok.

Kendisini muhatap olarak görmüyorum. Ancak yerel muhalefet açısından CHP 'ye çuvaldızı batırmak gerek.

Yenimahalle belediye başkanı ve Çankaya belediye başkanları bence yarı muhalefet yapmak üzere kurgulanmışlar.

Fethi Yaşar'a ben bir soru sormuştum. Cevabını vermedi? AOÇ kendi belediye sınırlarınız içinde olmasına rağmen Mimarlar odasının açtığı davaların kaçına müdahil oldunuz? Cevabı onda. Çankaya belediye başkanının adını, görüntüsünü,  ODTÜ yollarında da duymadık. Adamcağızın sanki açtıkları her davada Gökçek'ten icazet alır gibi bir mahcubiyeti var. Hüsamettin Özkan araya girmeseydi. Belediye başkanı da olamayacaktı.

13 Ocak tarihli  "Ankara çevre düzeni planı"  belediye meclis kararı muhalefetin oyları ile beraber oy birliği ile meclisten geçti. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

CHP üst yönetimi ve üst aklının talimatının, CHP meclis grubuna ve Doğan Yılmazkaya hazretlerine tebliği olarak algılıyorum. Yerel muhalefet kurusıkı davalar açıyor adet yerini bulsun diye ama ana davalar ve meselenin özü söz konusu olduğunda kol kola poz veriyorlar.

13 Ocak’lı belediye meclis kararına dava açılması çok önemli. Ancak sonuç itibariyle oda başkanları da emir kulu. Beni asıl üzen üniversitenin bu konudaki sessizliği. Merkez basın bu konuların üzerine gidemez. Gitse de haberi yayınlatmazlar. Dolayısıyla Ankaralıların haberi olmuyor. Söz konusu ulaşım ana planı 2038 zımbırtısı ile ilgili olumsuz görüşlerimi son 3 senedir zaten söylüyorum. Plan askıya çıkmış çıkmamış hiç önemli değil. Belediye meclis kararı ile Ankara’yı ikiye bölen, ruhu ve bütünselliği alınmış bir ana planın çıkmış posasının askıya takılan halinden bahsedilir ancak. Güven park olayının altında, AUAP 2038'in kararları belediye meclisinden CHP grubunun oy birliği ile alındı. Yarın AOÇ ve ODTÜ içinde buna benzer trajik kararlar oybirliği ile çıkarsa hiç şaşırmam. Cambaza bak oyunlarının oynanacağı döneme girdik. Merkez basının,  algı teknikleri ile yapacağı ikircikli haberler ile de bu süreç, toplum üzerinde narkozik etki yapabilir.

Bu çelişki ve kısır döngü nasıl çözülebilir?

Partili taban ve akil insanlar;  CHP üst aklını kontrol altında tutarak, Meslek camiası ve üniversiteler de;  meslek odalarının yönetimlerini ve uygulamalarını bağımsız eleştirerek bu sorun çözülebilir.

Şehir plancıları odasının Kızılay meydanının adının "15 Temmuz" meydanı olarak değiştirilmesi hakkında meclis kararına açtığı davada mahkemenin yürütmeyi durdurma talebinin reddine ilişkin görüşleriniz nedir?

Dava açmış. Açabilir. Açabiliyorsa, neden 13 Ocak 2017 belediye meclis kararına da dava açmadı.? Aslında işte bunu sorgulamak gerekli. Yani yaptığı ve yapamadığını birlikte değerlendirmek gerekir. Anlatabildim mi bilemiyorum.? Aslında çok güzel bir örnek verdiniz. Manidar yani.

Meslek odalarının izleyecekleri yol haritası nasıl olmalı?

Meslek odası yönetimleri teknik bilgisi yüksek kalibreli ve tuzu kuru olan insanlardan oluşmalı. Oda yönetimleri hiçbir siyasi partinin yada Bakanlığın arka bahçesi değildir. Öncelikli olarak teknik ve bilimsel açıdan hiçbir siyasi parti yerel yönetimleri arasında ayırım gözetmeden Kent halkının yararına olmayan tüm idari eylemlerde hem nahına hem mıhına gerekeni yapabilme özerkliği içinde olmaları gerekli. Kendini özerk ve tarafsız olduğunu hisseden ve buna uygun davranan insanların yönetime gelmesi; o kurumu zaten özerk yapar. Ayrıca bir özerklik talepleri de olmaz. Açılan davaların kalitesi ve performansı ise; niceliksel değil, niteliksel açıdan değerlendirilmelidir. Ankara kentlisinin Kentine ve belediyelerine sahip çıkması ve onlara göz kulak olmasının zamanı artık gelmiştir. Bu iş böyle gitmez. "Çıkar görünen olanda, Yarar ise görünmeyendedir. " Toplum ve kamu yararı,  basit çıkarlar uğruna ve sözde toplum ve kent adına örselenmemelidir,

İmar Planı Davalarında; "Ara Buluculuk" mu , "Pazarlık" Dönemine mi Girdik?

Bir Ankara Büyükşehir belediyesi meclis "ANA KARARI “var elimde....iki buçuk sayfanın içine gömülmüş bir cümle var. Alt ölçekli planların üst ölçekli planlara uygunluğu ve birlikteliği planlama kademelenmesi içindeki yeri bütüncü planlamanın ilkesel özüdür. Bir Kentsel makro ölçekli fiziki üst ölçekli planın; Kentiçi (innercity) alanlardaki; "alt ölçekli imar planları ve davaları için belirleyici olmayacağı, Kent dışı, yapılaşmamış (outercity) alanlardaki olası alt ölçekli imar davaları için geçerli olacağına  dair 13. ocak 2017 tarihli (116 sayılı ) Ankara Büyükşehir Belediyesinin planın bütünlüğü ilkesine  ve imar hukukuna meydan  okuyarak verdiği meclis kararı herkesi şaşırttı. Bu belediye meclis kararı yargıya götürülmedi.

Böyle bir kararın uygulamada karşılık bulması; ancak ve ancak şu şekilde olur. Davacı kurum ile belediye arasındaki dava pazarlığı ile sağlanabilir. Bu bağlamda; bu meclis kararı sonrası; meslek odaları tarafından, açılan ve açılacak tüm yeni ve eski alt ölçekli imar davalarını yakın takibe alınması gerekir. Eğer davacı, (meslek odası) dosyadaki herhangi bir alt ölçekli imar konusu ile ilgili bir davada, üst ölçekli bir plana referans vermeyecek esastan talepli bir dava dilekçesi verirse; davalı tarafta sesini çıkarmazsa (belediye), Hakim zaten dosyadaki talebe göre karar verecektir.

Bir oda başkanının yakın dönemde basına bir açıklaması olmuştu. Şöyle diyordu: "Belediyeye yüzlerce dava açtık... Bu konudan bizde rahatsızlık duyuyoruz." Bu ifadelerin satır aralarını iyi okumak gerekir diye düşünüyorum.

Eğer taraflar arasında ; "parsel parsel" ya da "yarı yarıya" bir dava açma gizli bir iş bölümü veya Ankara'yı ikiye bölerek, dava tenzili yapılmış ise;  bunun mesleki açısından etik ol(a)mayacağı ortadadır. Meslek odalarının,  olur olmaz konularda davalar açtığı bilinen bir durumdur. Dava kalitesi ve başarı niteliksel kriterlerle ölçülür yoksa niceliksel olarak değil.

Meslek odalarının; AUAP 2038 / Ankara Çevre düzeni ana planını bu haliyle yapan ve onaylayan kurumlara ve müdahillerine dava açıp açmaması veya açarsa da;  hangi konuda ve özellikle yukarıda bahsettiğim ana endişeye ve

ilgili meclis kararının bizzat kendisine mi yönelik olur? Bu sürecin titizlikle takibinin yapılması gerekir. Alt ölçekli planların kaderini belirleyecek bu ana düzenlemeden biran önce dönülmelidir.

Son olarak belediyede onaylanan " Ankara ulaşım ana planı 2038 " planı hakkındaki görüşleriniz nedir?

Birbirinden bağımsız ve çalışmanın ana amacı ve bütününden kopuk plan odaklı olmayan analiz ve analitik etüd kitapçıklarından, bir senteze ve oradan da bir “ ana plana” gitmesi olanaksızdır. Aslında çalışmanın bu temel sorunu; çalışmanın bir “hatası” veya olası "eksikliği" olarak hafife alınamayacak kadar vahimlikte bir “mesleki ve bilimsel” SKANDALdır.

Daha en başında; “olmazsa olmaz” koşullarını yerine getiremeyen "AUAP 2038" çalışmasının gümlediği ve kendisini “yok hükmüne” soktuğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu açıdan Şubat 2017 tarihinde askıya çıkan somut verilere dayanmayan, 1/ 50.000 ölçekli " ANA PLANI" üzerinden şurası iyi olmuş burası kötü olmuş türünden bir polemiğe girmek gibi bir hatayı da şahsım adına yapmam.

Gelinen bu noktadan sora Planı ve detaylarını ve teferruatlarını eleştirmek kamuoyunun kafasını bulandırmaktan başka bir şey ifade etmez. İşin esası ve özü gereği başarısızlığa mahkum bir planı ciddiye almak gibi bir gereksiz bir sürecin ANKARA'ya ve kentlisine vereceği bir yarar yoktur. Zaman kaybıdır. "Meslek adamı sorumluluğu ve akademik duyarlılığım gereği; ilgililere bir öneride bulunuyorum: Bir planı yapan da onaylayan kadar hukuki ve teknik açıdan sorumluluk altındadır. Dolayısıyla yapanın da, (müelliflerinin de) Onaylayan kurumun da yanına kar kalmaması açısından; Üniversite proje şubesinin, ilgili çalışma ve paftalarını “üniversite çalışmasıdır” şeklinde bir ibare ile belediyeye tesliminden önce Noter'e onaylatması çağrısında bulunmuştum. Yapıldı mı? bilmiyorum.

Tek bilinen şey; 13 ocak 2017 tarihli belediye meclis kararı ile, Ankara çevre düzeni planı 2038 bağlamında, AUAP 2038 planının onaylanıp yürürlüğe girdiğidir. Bundan sonrası analitik etüdler plan raporu(notları) ve planın kendisinin tümünün yargıya taşınmasıdır. Belediye meclis kararında yer alan; Ana planın uygulama yönteminde; kentsel alan ve kentsel alan dışı alanlarda farklılık olacaktır hükmünü de yargıya götürmek şartıyla!

 

Tahir Çalgüner Ankara yerel yönetimleri Şehir plancıları odası
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert