Siz hiç sahafa gider misiniz?
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Siz hiç sahafa gider misiniz?
30.07.2017 10:00:00

 

Siz hiç sahafa gider misiniz?

Sadece bir kitap alma yeri değildir, bir yaşam biçimidir sahaf. Bir dükkandan daha fazlasıdır. Dört duvar arasında, gizli bir bahçedir. Ve dikkat edin, bütün sahaflar aynı kokar.

Sizi daha çok hangi yanı çekiyor, bilmiyorum. Bana “sahip olma” kavramını sorgulattığı için özeldir sahaflar. Yeni çıkan bir kitabı arkadaştan ödünç alıp okumanın keyfi başkadır belki, ama ben satın aldığım, yazım emeğinin karşılığını küçük de olsa ödediğim, kitaplığımda her daim duracak bir kitabı okumak isterim. Kısacası, satın almak hoşuma gider. Eski bir kitapsa aradığım, ikinci el almayı tercih ederim. Çünkü, bir kitabı satın almak, onu okuyacak kadar yaşamayı garantilemek gibi gelir nefse. Bir kitabı kütüphanenize yerleştirmek, “ilerde bunu kesin okurum” demek gibidir. Okurken satırların altını çizmek “ilerde tekrar okuduğumda, bu kısma özellikle bakayım” demektir. Kitap okumak, hayata bağlar insanı. Ölüm hakkında okuduğunuz kitapları okurken bile, bir daha o kitabı hiç elinize alamayacak olmayı genelde düşünmezsiniz. Ama ikinci el kitabın iddiası yoktur. Ne ilk sahibisinizdir onun, ne de son. Devam eden bir şeydir ikinci el kitap. Sahiplik ve kalıcılık düşüncesini reddeder.

Hani bunun ilk sahibi?

Sahafta bulduğumuz ve derdimize derman olacak bir kitap, daha önce bir başkasının, belki de başkalarının derdine de deva olmuş bir kitap demektir. Altı çizilmiş satırlar, bir başkasının dikkatini çeken vurgulardır işte. Biri eline almış bu kitabı, aynen benim birazdan yapacağım gibi, kitapçının yanına gidip parasını vermiş. Belki bu altı çizili satırlar onun değil. Belki o da düşündü “benden önce bu kitabı okuyan neden bu satırların altını çizmiş ki?” diye. Bu yüzden sahaf, bir kitabın size açtığı yolculuğu birkaç kişiyle paylaşmaktır. Sahaftan alınan kitap, “safları sıklaştırmak” gibidir.

Sahaf Gıcır gıcır bir kitap aldığınızda, matbaa kokusunu duyarsınız en çok. Sizinle aynı kitabı alan insanlarla benzer yolculuklara çıksanız da, bunu düşünmezsiniz. Yeni bir kitap aldığınızda başladığınız yolculuk, son model bir arabayla tek başınıza seyahat etmek gibidir; güzeldir. Müziği istediğiniz kadar açarsınız. İstediğiniz yerde mola verirsiniz. İstediğiniz yerde bu yolculuğu bitirirsiniz. Sahaftan aldığınız bir kitabı okumak ise, toplu göç gibidir. Aynı arabayla birileri daha gitmiştir o yollardan, onlar geçerken havalanan tozlar henüz havadadır.

Sahaf demek, yıllanmış bir kitapçı demek

Sahafın toz kokusu arasında, bazen kapalı yerde sigara içme yasağı delindiği için, bazense yakılan tütsüler sayesinde bambaşka kokular da karşılar sizi. Gezinmek mi istiyorsunuz; kimse size acele etmeniz gerektiğini söylemiyor zaten. Bir kitap mı arıyorsunuz; “yardımcı olacağım bir şey var mı” diyen gençler yok burada. “Buyur” diyen bir amca bulunur. Aradığınız kitabı dert eder bu amca. İnsan istemeyerek belki bankacı olur. Belki hiç istemediği halde mimar olur birisi. Ama bu şekilde sahaf olunmaz. Sahaflık, klasik seçimleri reddetme biçimidir. İş yönetiminde önemli görülen neler varsa onları, reklam mantığını ve ardından “para için emek” anlayışını reddeder bu amcalar. “İki kitap alana bir bedava” demezler örneğin. En çok “bu da benden olsun” derler. Bedavaya verilen kitabı başlarından savmak istemiyorlardır zaten; tüm samimiyetleriyle o kitabı okumanızı istemişlerdir.

Eski İstanbul

İlginç anekdotlar, not defterleri, eski fotoğraflar

Bin bir emekle oluşturulmuş bir kütüphane... Seneler sonra, bir sahafa teslim edildiğinde, önceleri bir hüzün yaşar, eminim. Yine de geçer bir müddet zaman, sahafın eli dokunur bütün kitaplara. Derken, kitapların arasına yerleştirilmiş notlar. “Cumartesi Ayşe Hanım'la buluşulacak, unutma” diyen. Yahut doğum günü kartları… Bir düğünde çekilmiş fotoğraflar. Eski bir İstanbul karesi.

Kısacası eski kitapların arasından bir dünya çıkar. Bu hayat, hiç tanımadığınız insanların hayatlarıdır. Biraz utanarak, biraz da merakla, komşu kavgası dinler gibi tereddütlü bakarsınız notlara. Eskiyen fotoğraflar, bir zaman önce heyecanla “nasıl çekilmişim, bi bakayım” diyen heyecanlı ellerdeyken, unutulup kalmıştır işte bir kitap arasında. İşte bu yüzden sahaf, hem eskiyen zamanı hem de ölümü hatırlatır insana.

Sümeyye Karaarslan, sahaflarda huzur var, dedi.

http://www.dunyabizim.com

Sahaf kitapçı
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert