Yakın tarihin utanç tablosu: 12 Eylül
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Yakın tarihin utanç tablosu: 12 Eylül
12.09.2018 08:39:09

 

Yakın tarihin utanç tablosu: 12 Eylül

Türkiye’nin son yarım asrına kara lekeler düşüren darbeler tarihinin en can yakıcı utanç tablolarından biri olan 12 Eylül 1980 darbesi, yok yere gencecik insanları idam sehpasına çıkardı

Türkiye bundan tam 38 yıl önce tarihinin belki de en karanlık sabahına uyandı. Takvimlerin 1980 yılının 12 Eylül’ünü gösterdiği gün sokaklarda gürültüsü duyulan tanklar, paletleriyle bir milletin iradesinin ezdi. İzleri bugün dahi silinemeyen bir insanlık suçunun işlendiği tarihte dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’in başını çektiği beş generalden oluşan cunta yönetiminin ilk yaptırımı siyasi partileri yasaklamak oldu. Milleti temsil eden siyasileri bir bir demir parmaklıklar arakasına gönderen cuntacılar ardından sözde yargılamalarla 50 kişiyi darağacında idam etti ve 1 milyon insanını işkenceden geçirdi.

CUNTACI ZİHNİYET HORTLADI

Milletin bağrına basarak iktidara taşıdığı Adnan Menderesi 27 Mayıs 1960’ta idam sehpasına çıkaran ve ardından 12 Mart 1971 Muhtırası ile kendi halkına ayar verme cüretini göstermeye devam eden kirli zihniyet, bir kez daha hortlamıştı.

PARTİ LİDERLERİ SÜRGÜN EDİLDİ

Darbenin sabahı saat 05.30'da Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan'a, dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren tarafından, "TSK'nın yönetime el koyduğu, hükümetin feshedildiği, parlamento üyeliklerinin sona erdiğini" bildiren birer tebliğ ulaştırıldı. Aynı sabah Ecevit ve Demirel eşleriyle birlikte aynı uçakla Hamzakoy'a, Necmettin Erbakan ise Uzunada'ya götürüldüler. Evinde bulunamayan Alparslan Türkeş ise 14 Eylül'de teslim oldu ve Uzunada'ya gönderildi.

ERDAL EREN YAŞI BÜYÜTÜLEREK ASILDI

Emir komuta zinciri içinde yapılan son darbe olarak yakın tarihe kara bir leke süren 12 Eylül sürecinde her türlü hukuksuzluk uygulanarak bu ülkenin gencecik evlatları idam sehpasına çıkarıldı. Yüz yılları aşıp gelmiş güçlü bir adalet duygusuna sahip bir milletin başına musallat edilen ihtilal mahkemelerinde yapılan sözde yargılamalarda 517 kişiye idam cezası verildi. Bu cezalardan infazı gerçekleşen 50 kişinin arasında daha 17 yaşındaki Erdal Eren de vardı.

“ASMAYALIM DA BESLEYELİM Mİ?”

17 yaşındaki Erdal Eren'in idam kararı Yargıtay tarafından iki kere iptal edilmesine rağmen, Milli Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan kararla ve yaşı büyütülerek 13 Aralık 1980'de infaz edildi. Darbeci Kenan Evren'in 17 yaşında astırdığı Erdal Eren için söylediği "Asmayalım da besleyelim mi?" sözü ise hafızalardan hala silinmedi. Eren’den bir iki ay önce de takvimler 9 Ekim 1980 tarihini gösterirken ise sol görüşlü Necdet Adalı, ardından ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu idam edildi. İdamlar ilgili Evren’in sarfettiği “denge olsun diye bir sağdan bir soldan astık” sözleri ise o günlerde yaşanan vahim tablonun nereye vardığının acı göstergesi oldu.

“BİZİM ÇOCUKLAR İŞİ BİTİRDİ” KRİPTOSU

Türkiye’yi ve millet iradesini maniple etmenin de ötesinde dizayn etmeye çalışan darbe döneminin ABD Büyükelçisi ülkesine gönderdiği kriptoda “Bizim çocuklar işi bitirdi” ifadelerini kullanmıştı. Üstelik ABD’nin “Bizim çocuklar” diyerek sahiplendiği cunta yönetimi bütün insanlık çizgilerini aşarak "Burunlarının kanaması halinde cezaevindeki herkesin öldürülmesi" talimatını vermişti. Yıllar sonra darbenin başını çeken Kenan Evren, kameralar önünde bu emrin verildiğini doğruladı.

FAİL MEÇHULLER ZEMİN HAZIRLADI

12 Eylül darbesinin karanlık yüzünü daha iyi anlamak için biraz geriye gidildiğinde 1970’li yıllarda baş gösteren ve dozajı yıldan yıla artan sağ-sol çatışmalarıyla ülkenin kasten uçuruma sürüklendiği dikkat çekiyor. Bugünden bakıldığında sıkıyönetim uygulamalarına rağmen birilerinin sistematik olarak körüklediği çatışmaların giderek alevlenmesini bilerek seyirci kalındığını gün yüzüne çıkarıyor. Hatta sokaktaki çatışmaların ateşine benzin dökmek için işlenen faili meçhul suikastlar sonucu Şubat 1979’da Milliyet Gazetesi Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi öldürüldü. Darbeye kadar geçen sürede, Prof. Cavit Orhan Tütengil, Ümit Kaftancıoğlu, MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak, Maden- İş Sendikası genel Başkanı Kemal Türkler uğradıkları saldırılarda can verdiler.

MİLLETİN TEMSİLCİLERİNE TEHDİT MEKTUBU

Bütün kaos ortamında gittikçe istikrarsızlık çukuruna itilen ülkedeki gerilim atmosferi cuntacıların işini kolaylaştırdı. Dahası Demirel'in Başbakanlığı'nda kurulan azınlık hükümeti döneminde de gerilim durmadan yukarı tırmandı. Bu sırada darbenin ilk işareti olan TSK'nın 'uyarı mektubu', 27 Aralık 1979'da Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e gönderildi. Dönemin koşulları içinde haddini aşan cuntacılar halkın oylarıyla iş başına gelmiş siyasi iradeye tabir yerinde ise posta koyuyordu. Söz konusu mektupta Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanı Nurettin Ersin, Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülend Ulusu, Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya ile Jandarma Genel Komutanı Sedat Celasun'un imzası vardı. Mektupta, sözde ülkedeki iç karışıklıklardan duyulan rahatsızlık dile getiriliyordu. Aslında cuntacıların derdi ülkeyi kurtarmak değildi. İster farkında olsun ister olmasın cuntacılar Türkiye’ye dışarında çekilen bir operasyona alet olmaya hazırlanmıştı.

BAHANELERİ İÇ HİZMET KANUNUYDU

Evren’in komuta ettiği cuntacıların işledikleri mezalime dayanak olarak gösterdikleri TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. Maddesinde yer alan 'Cumhuriyeti kollama ve koruma görevini' bundan üç yıl önce, Temmuz 2015’te AK Parti iktidarında kaldırıldı. Bu tarihten önce darbenin yaşayan sorumluları olarak haklarında açılan davada dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya 'ağırlaştırılmış müebbet' hapsine çarptırıldı. Ancak Evren, hakkında verilen hapis cezası hükmü uygulanamadan Mayıs 2015’te 98 yaşında öldü. Mahkemeden çıkan müebbet hapis kararı ise millet iradesine kast eden darbecilerin er ya da geç hukuk karşısında hesap vereceğini göstermesi bakımından son derece önemliydi.

2010’DA YARGI YOLU AÇILDI

Halen yürürlükte olan 1982 Anayasası, 7 Kasım 1982'de yapılan tartışmalı bir halk oylamasıyla kabul edildi. Beyaz zarflara konarak atılan oy pusulalarında mavi rengin fark edileceğinden endişe eden çok sayıda vatandaşın, korku ve panikle Anayasa'ya "Evet" dediği yıllarca konuşuldu. İdamlarla gelen baskıcı atmosferde yapılan aynı halk oylamasıyla Evren Cumhurbaşkanı tartışmalı olarak seçildi. Anayasa'daki geçici 15. Madde ise cuntacıların yargılanmalarını engelledi. 2010'daki Anayasa değişikliğiyle bu madde kaldırıldı; Evren ve Şahinkaya hakkında dava açıldı ve mahkemelerde bu darbecilerden hesap soruldu.

12 Eylül’ün acı bilançosu

- Bir milyon 683 bin kişi fişlendi, bir milyona yakın kişi gözaltına alındı. 

- 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 

- 517 kişiye idam cezası verildi. 50 kişi asıldı. 

- 71 bin kişi irtica ve komünizm propagandası suçlamasıyla, 98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı. 

- 50 binin üzerinde kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.

- Yaklaşık 300 kişi gözaltındayken öldürüldü. 171 kişi işkenceden öldü.

- 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı. 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu. 

- 3 bin 854 öğretmen, 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi. 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 31 gazeteci cezaevine girdi. 300 gazeteci saldırıya uğradı. 

-3 gazeteci silahla öldürüldü. Gazeteler 300 gün yayım yapamadı. 13 büyük gazete için 303 dava açıldı. 

- Cezaevlerinde 299 kişi yaşamını yitirdi.

Muhammed Şimşek / Diriliş Postası

12 Eylül 1980 darbesi Necdet Adalı Mustafa Pehlivanoğlu Erdal Eren Kenan Evren
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert