Yalanlarla İstediğin Yere Kadar Gidebilirsin Ama Asla Geri Dönemezsin
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Yalanlarla İstediğin Yere Kadar Gidebilirsin Ama Asla Geri Dönemezsin
10.01.2017 08:07:34

 

Yalanlarla İstediğin Yere Kadar Gidebilirsin Ama Asla Geri Dönemezsin

Bugün Kamalistler çok büyük sıkıntı çerisindeler zira resmi tarih yalanları bir bir ortaya çıkıyor. Öyle ki belgeler çuvalla. Hangi bir tanesini inkar edeceksin. En doğru yol olarak suskun kalmayı tercih ediyorlar ki bence de yapılması gereken en doğru yol budur.

Bugüne kadar mutlak baskı rejimine yani ağır bir istibdada “cumhuriyet” adı verilmiş dinsizlik rejimin koruması altına alınmıştı. İçki içmeyi marifet sayan namus kavramından uzaklaşıp sefahate kucak açan yöneticiler, yaptıkları bu rezaletlere ise “medeniyet” ismini takmışlardı. İşin kötüsü keyfi uygulamaları “kanun” adı altında cebren uygulamaya sokmuşlardı. Yetmedi utanmadan bu inkılap ve devrimleri savunup gözümüzün içine baka baka yaptıkları ile övünüyorlardı.

Fakat artık deniz bitti. Yolun ve yalanların sonuna geldiler. Bundan sonra çocuklar dahi bu yalanlarla dolu resmi tarihe inanmıyor. Sibirya Ekspresi yazarı Grinko’nun dediği gibi: “Yalanlarla istediğin yere kadar gidebilirsin ama asla geri dönemezsin”. İşte şimdi imkan bulsalar geri dönecekler fakat yalanın bini bir para hangisini düzelteceksin ki? Nereye el atsan elinde kalıyor.

Bunun yerine biz Müslümanlara lazım ve gerekli olan şey ise doğruluktur. Zira yaşanan olaylar bize en çok bu konuda zarar vermiş Müslümanlar arasında yalancılık, hile ve ahlaki değerlerin yıpranması çok ileri düzeylere ulaşmıştır.

Bu konuda ayet, hadis ve İslam alimlerinin çeşitli kitapları bizlere rehber olmalıdır. Bunlardan sadece bir iki tanesini örnek verelim:

Ayet meali: “Allah şöyle buyuracaktır: Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur” (Mealli Kuran - Maide süresi ayet 119)

Bir hadis: “Allah’a verdiğiniz sözde durun. Zira Allah sadıklarla beraberdir. Yalandan da uzak durun. Zira yalanla iman bir arada bulunmaz”.

Yine doğruluk üzerine Bediüzzaman Said Nursi’nin söyledikleri sözlerden bir demet:

  1. Muhammed-ül Emin Aleyhissalâtü Vesselâm'ı a'lâ-yı illiyyîne (en yüksek seviyeye) çıkaran sıdktır ve doğruluktur.
  2. Sahabeler ise sıdk ve doğruluk için, can ve mal ve peder ve validelerini ve kavim ve kabîlelerini feda edip, sıdk ve hak için fedai olmuşlardır.
  3. Sual- Her şeyden evvel bize lâzım olan nedir? Cevap- doğruluk. Sual- Daha? Cevap- Yalan söylememek. Sual- Sonra? Cevap- Sıdk, sadakat, ihlas, sebat, tesanüddür.
  4. Eğer biz, doğru İslâmiyet'i ve İslâmiyet'e lâyık doğruluğu ve istikameti göstersek, bundan sonra onlardan (diğer dinlerin müntesiblerinden) fevc fevc (grup grup) İslam’a dâhil olacaklardır.
  5. Hayat-ı içtimaiyemizin (toplum hayatımızın) esası olan sıdkı, doğruluğu içimizde ihya edip onunla manevî hastalıklarımızı tedavi etmeliyiz. Evet sıdk ve doğruluk, İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesinde ukde-i hayatiyesidir.... Küfür, bütün enva'ıyla kizbdir, yalancılıktır. İman sıdktır, doğruluktur.
  6. Necat (kurtuluş) yalnız sıdkla, doğrulukla olur. "Urvet-ül vüska" (çok sağlam kulp) sıdktır. Yani, en muhkem ve onunla bağlanacak zincir doğruluktur. Amma maslahat için kizb ise, zaman onu neshetmiştir. (ortadan kaldırmıştır)
  7. Evet, her söylediğin doğru olmalı, fakat her doğruyu söylemek doğru değil. Bazen zarar verse sükût etmek.. yoksa yalana hiç fetva yok. Her söylediğin hak olmalı, fakat her hakkı söylemeğe senin hakkın yok. Çünki hâlis olmazsa sû'-i tesir eder; hak, haksızlıkta sarf olur.
  8. Hâlbuki o zamandan sonra (asr-ı saadetten sonra), gitgide ve gele gele sıdk ve kizb (doğruluk ve yalan) ortasındaki mesafe azala azala, omuz-omuza geldi. Bir dükkânda, ikisi beraber satılmağa başladığı gibi, ahlâk-ı içtimaiye bozuldu. Propaganda-i siyaset, yalana fazla revaç verdi. Yalanın müdhiş çirkinliği gizlenip, doğruluğun parlak güzelliği görünmemeye başladığı zamanda, kimin haddi var ki, sahabenin adalet ve sıdk ve ulviyet ve hakkaniyet hususundaki kuvvetlerine, metanetlerine, takvalarına yetişebilsin veya derecelerinden geçsin.
  9. Yol ikidir: Ya sükût etmektir. Çünki söylenilen her sözün doğru olması lâzımdır. Veya sıdktır. Çünki İslamiyet’in esası, sıdktır. İmanın hâssası, (özelliği, göstergesi) sıdktır. Bütün kemalâta îsal edici, sıdktır. Ahlâk-ı âliyenin hayatı, sıdktır. Terakkiyatın mihveri sıdktır. Âlem-i İslâm'ın nizamı, sıdktır. Nev'-i beşeri kâ'be-i kemalâta îsal eden, sıdktır. Ashab-ı Kiram'ı bütün insanlara tefevvuk ettiren (üstün kılan) sıdktır. Muhammed-i Hâşimî Aleyhissalâtü Vesselâm'ı meratib-i beşeriyenin en yükseğine çıkaran, sıdktır. 

Vehbi KARA

 
Bediüzzaman Said Nursi Sibirya Ekspresi cumhuriyet
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER