Yetişen nesillerimiz ve Çökmekte Olan Aile Yapımız
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Yetişen nesillerimiz ve Çökmekte Olan Aile Yapımız
08.07.2018 09:00:00

 

Yetişen nesillerimiz ve Çökmekte Olan Aile Yapımız

Değişen dünyamızda çocuklarımızı yetiştirmek gerçekten günden güne zorlaşıyor. Anne ve babalar tabii ki bunun farkındadırlar. Çünkü çocuk maalesef ne onların ne de eğitim ve öğretimin elinde. Arkadaş, çevre ve maalesef küçücük aletlerin elinde. Belki iyi olacakmış gibi yapılan internet kolaylıkları maalesef hizmet yerine hezimet getirmiştir. Böyle bir şeyin çocuklara kadar indirgenmesi onların felakete sürüklenmesinden başka bir şey değildir. Onu, kullanması bilenlere, ilmî ve ticarî hizmetlerle uğraşan insanlara açmak gerekiyor aslında. Bir de devlet hizmetlerine.

Ama ne acıdır ki en küçük yavrunun elinde anne ve babanın elinden alamadığı telefonlar vardır ki en büyük düşmandır şu anda onlara. Bizi bizden koparmak isteyenlerin silahı gerçekten. Ev ödevlerinin kalkması, tabletlerin verilmesi ve internetten ödevlerin çıkartılarak getirilmesi acaba ne getiriyor yavrularımıza. Milli Eğitim Bakanlığı, bütün bu uygulamalarıyla nasıl bir milli eğitim (!) veriyor nesillerimize acaba? Bizler yıllarca ellerimizle dersler yazdık, ödevler yaptık. El ve fikir ancak böyle gelişir. Hazırlarla ne olabilir ki?

Yaşananlar ortada. Her evde bunun ıstırapları var. Sahaya inilmeli, araştırmalar yapılmalı ve sonuca ulaşılmalıdır.

Erkek kız bir arada ortaokul, lise ve üniversite. Allah’ın koyduğu kanunlar ne diyor? Bir hayır gelir mi bundan? Gelmiyor tabii ki. Aksine birçok zarar geliyor. Görmek lâzım bunu. Hayırlı nesiller nasıl yetişebilir bu halde? “Harama bakmayın” gibi çok müthiş bir emir varken, hangi genç kendisini bundan ve ötesinden koruyabilir ki?

Allah’ın hükümleri ne kadar açık! Ne diyeceğiz acaba Rabbimize?

“Mü’min erkeklere söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.” (24 Nûr-30)

“Mü’min kadınlara da söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. (24 Nûr 31)

Yıllar öncesinde “başörtü dâvâm” varken şimdi neden yok? O güzel tesettürler nereye gitti? Acaba kimlerin oyununa geliyoruz?

Niçin konmuştu 8 yıllık mecburiyeti. Sadece İmam-Hatipleri bitirmek için mi? Hayır, aksine nesilleri bitirmek için.

Sonra 12 yıllık. Bakın şimdi ilçelere. Tesettür ne âlemde? Bırakın ilçeleri, köy ve kasabalara bakın! Şehirler mi? O da ne? Tesettür mü var sanki? Ne oldu ona öyle?

Bunları yeniden ele almak lazım! Mecbur mu olmalı, istekli mi olmalı?

Köydeki bir çocuk liseyi nasıl okuyor acaba? Sonra okuyunca ne oluyor? Edep ve hayâ ne durumda oluyor? Evlilik hangi halde? O kızcağız da diyor, üniversite okuyacağım diye. Herkes liseli ve üniversiteli olmak mecburiyetinde mi? Neden anne olsunlar diye teşvikler yapılıyor? Eskiden var mıydı böyle bir şey. Sanayilerde niçin kendi çocuklarımız yok?

Doğru oturup doğruları konuşmak lâzım. Çocuklarımız hep hizmet alma peşinde. “Annelerin efendilerini doğurduğu” dönemleri yaşıyoruz. Hizmet edecek yavrular yetiştirmeliyiz.

ACILARIMIZ VE DERTLERİMİZ ÇOK

Ya çalışan kadınlarımız! Ev değil çalışma, eş değil iş! Öncelik bu! Ya yuva? Ya nesiller! Ya hayırlı, ardımızdan amel defterlerimizi açık bırakacak evlatlar! Nerde onlar ve nasıl yetişecek? Anne olmak ne zaman? “Cennet kadını” olmak nerede?

Eski nüfus cüzdanlarına bakın! Kadınların mesleği bölümünde “ev kadını” yazılıdır. Yani evin annesi. Yavrularını terbiyecisi. Ne büyük ve ulvî bir vazife! “Cennet ayakları altında olan” kimse. Allah böyle emretmiş zaten. Kadının geçimi kocaya aittir. Ne güzel bir kazanç değil mi? Tabii ki onlara uygun iş imkânı olunca ya da geçinmek için çalışma mecburiyeti varsa o başka.

Evliliklerin giderek ertelenmesi, nesillerin azalması bize ne hatırlatıyor acaba?

Gün geçtikçe artan boşanmalar! Hem de güya okumuş kesimde daha çok.

Bu arada ithal edilen kanunlar. Kocayı düşman yapan ve sonuçta kavgalar çıkartan yasalar. Ne fayda sağlıyor dersiniz! Güya kadın hakları. Avrupa bile uygulamadığı halde bize niçin uygulatılıyor acaba? Allah’ın hükümleriyle hangisi örtüşüyor?

Avrupa böyle olmamış mı? İki çocuk, bir çocuk derken şimdi pek çoğu ne besliyor?

Allah ve Rasülü’nün gösterdiği hükümlere riayet etmedikçe başarı ve ahiret kazancı asla olamaz!

Bugün Hamd ediyoruz ki dünya üzerinde Müslüman bir millet ve idarecileri olarak büyük başarılar verdi Rabbimiz bize. Bunun için koşturan başta Başkanımız olmak üzere bütün samîmî, hasbî ve dünyevî derdi olmayan kardeşlerimizden Cenab-ı Hakk razı olsun! Bu başarı O’nun lütfundandır. Ama bize düşen de O’nun emirleri çerçevesinde kararlar almak ve uygulamaktır.

Yine Hamd ediyoruz ki Kur’an Kurslarımız ve İmam- Hatipler hayatta ve dopdolu. Bizlere de çok çalışmak düşüyor. Açılan bu kapıyı en iyi şekilde değerlendirmek halkımızla birlikte din görevlisi/gönüllüsü kardeşlerimize aiddir. Gece gündüz “Allah için” çalışmak gerekiyor.

ŞÛRA HEYETLERİ VE ÜST ŞÛRA HEYETİ

Şüphesiz ki istişare Allah’ın emridir. İstihare de ondan sonra gelir. Allah (cc) istişareyi emretmiştir:

“Yine onlar, Rablerinin davetine kulak verip, (emir ve yasaklarında O’na itaat ederler); namazı bütün şartlarına riayet ederek, vaktinde ve aksatmadan kılarlar ve işleri aralarında istişareye dayalı olarak yürütülür. Onlar, kendilerine rızık olarak ne lütfetmişsek, onun bir miktarını (Allah rızası için ve kimseyi minnet altında koymadan geçimlik olarak muhtaçlara) verirler.” (42 Şûra 38)

İşte mü’minlerin özelliklerinden bazıları. O halde her şehirde siyasetin dışında gerçekten kendini Rabbine adamış insanlardan bir heyet ve onların da üzerinde bir üst şûra heyeti oluşturmalıdır.

Onların ilim, amel ve ahlâk dengesi ile birlikte Allah yoluna, sırf O’nun rızası için çalışma gayreti gibi güzel özellikleri de olmalıdır. Bu iş içerisinde yıllardır samimiyetle gece gündüz koşturan insanlardan teşekkül etmelidir.

İşte o zaman başarı olacak, Allah’ın rızasına uygun nesiller yetiştirmenin imkânı zuhur edecektir. Biz böyle bir yazı düşünürken, Allah uzun ömürler versin Hayreddin Karaman hocamızdan da böylesi bir teklif geldi ki çok güzel oldu.

Biliyoruz ki bugün samimiyetle koşturan bir ekip var Elhamdülillâh.

Ama bunun yanında menfaatleri öne çıkan çok insanlar da var. Onlar köşe başlarında oldukça sıkıntı da olacak demektir. Allah yâr ve yardımcımız olsun. Kendilerine görev verilen kardeşlerimize halis niyet versin. En yakını bile olsa adalet ve hakkaniyetten, Allah’ın rızasından ayrı bir yol izlettirmesin! Hz. Ömer’lerin adaletinden ve Allah korkusundan lütfetsin!

Muzaffer Dereli / Diriliş Postası

çocuk namaz itaat
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert