Zilhicce’nin ilk 10 günü Kurban Bayramı’na Hazırlık
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Zilhicce’nin ilk 10 günü Kurban Bayramı’na Hazırlık
27.08.2017 12:00:00

 

Zilhicce’nin ilk 10 günü Kurban Bayramı’na Hazırlık

Kur’ân-ı Kerim’de Fecr sûresinde “Ve on geceye yemin olsun.” ifadesinde kastedilen on gece bazı kaynaklara göre Ramazan ayının son on günü veya Muharrem’in ilk on günü olarak belirtilse de genel görüş, bu mübarek on günün Zilhicce ayının ilk on günü olduğudur.

Kamerî ayların on ikincisi olan Zilhicce Ayı, İslâm'ın beş farzından biri olan hac ibadetinin yerine getirildiği aydır. Bu mübarek ayın 1’inden 10’una kadar olan zaman dilimi “leyali-i asere”, yani on mübarek gecedir. 10’uncu gün ise Kurban Bayramı’nın ilk günüdür. Peygamber Efendimiz (sav) bugünlerin önemini söyle ifade ediyor:

“Salih amellerin Allah’a en ziyade sevgili olduğu günler bu on gündür! Ondaki her bir günün orucu bir yıllık oruca (sevapça) eşittir. Ondaki bir gece kıyamı (ibadetle ihya edilmesi) Kadir gecesinin kıyamına (ihyasına) eşittir.
Peygamber Efendimizin zevcesi Hafsa (ra) diyor ki:
“Resulullah (sav) dört şeyi terk etmezdi: Aşure günü orucu, Zilhicce’nin on günü orucu, her ay üç gün orucu ve sabahın iki rekât sünneti.”
Ebu’d-Derda (r.a) Zilhicce ayının önemini söyle anlatıyor: “Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutmalı, çok sadaka vermeli, çok dua ve istiğfar etmelidir. Çünkü Resulullah (sav):
“Bu on günün hayır ve bereketinden mahrum kalana yazıklar olsun” buyurdu.
Zilhicce’nin ilk dokuz günü oruç tutanın, ömrü bereketli olur, mali çoğalır, çocuğu belâlardan korunur, günahları affedilir, iyiliklerine kat kat sevap verilir, ölüm anında ruhunu kolay teslim eder, kabri aydınlanır, Mizan’da sevabı ağır basar ve cennette yüksek derecelere kavuşur.” (Sir’a)

ORUÇ TUT ÖMRÜN BEREKETLENSİN

Allah indinde Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi (Sübhanallah), tahmidi (Elhamdülillah), tehlili (La ilahe illallah) ve tekbiri (Allahu ekber) çok söyleyin! (Abd b. Humeyd, Müsned, 1-257)
Allahu Teâlâ’nın bereketli kıldığı, Kur’ân-ı Kerim’de üzerine yemin edilen, Zilhicce’nin ilk on gecesinde yapılan amellere 700 misli sevap verilecegini Peygamber Efendimiz (sav) müjdeliyor. Bugünler bizlere tevbe etme ve kısa zaman dilimlerinde tekrar çok semere elde etme firsatının verildiği günlerdir. Biz de Peygamber Efendimize tabii olarak, gündüzleri oruçla geçirmeli, sadaka vermeli, Allahu Teâlâyı zikretmeliyiz.

Arife Günü

Arife, Kurban Bayramından bir önceki gün, hicrî takvime göre Zilhicce ayının 9. günüdür. Başka güne arefe denmez. Ülkemizde Ramazan Bayramı’nın bir önceki gününe de arefe denmiştir. Resulullah’ın (sav) bildirdiğine göre:
“Günlerin en faziletlisi arife günüdür. Faziletçe cumaya benzer. O, cuma günü dışında yapılan yetmiş hacdan faziletlidir. Duaların en faziletlisi de Arife Günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz de: Lailahe illallah vahdehu la serike lehu. (Allah birdir, ondan başka ilah yoktur, O’nun ortağı da yoktur) sözüdür.” (Muvatta, Hacc 246)
Hazreti Aişe (ra) anlatıyor:
“Allah, hiçbir günde, Arife günündeki kadar bir kulu ateşten çok azat etmez. Allah mahlûkata rahmetiyle yaklaşır ve onlarla meleklere karşı iftihar eder ve:
“Bunlar ne istiyorlar?” der.” (Müslim, Hacc 436)
Resulullah (sav):
“Arife Günü’ne hürmet edin! Arefe, Allah’ın kıymet verdiği bir gündür.” diyerek Allahu Teâlâ’nın kıymet verdiği günü hürmet ederek bilinçli bir şekilde yasamaya gayret etmemizi istemiştir. Hürmet, verilen nimeti idrak etmekle ve verileni bilmekle, görebilmekle baslar. Arefe gününü günahlara girmeden oruçla, duayla, istigfarla geçirmek kullarını arefe gününde bağışlayacağını müjdeleyen Allahu Teâlâ’ya hürmetin ve şükrün bir ifadesidir. (Deylemi)
Hazreti Ömer (ra) ile Yahudi arasında geçen konuşmada arefe gününün önemini göstermektedir:
Hazreti Ömer’in halifeliği zamanında Yahudilerden birisi: “Ey Ömer, siz bir âyet okuyorsunuz ki, o âyet bize inseydi o günü bayram olarak kutlardık.” dedi.
O âyet, Maide Sûresi’nin üçüncü âyetiydi. Cenab-i Hak söyle buyurmuştu:
“Bugün, sizin dininizi kemale erdirdim ve size nimetimi tamamladım.”
Bu âyet, hicri onuncu yilda, Veda Haccı’nda, arefe günü olan cuma günü ikindiden sonra, Peygamber Efendimiz Arafat’ta “Adba” adindaki devesinin üzerinde vakfede iken nazil olmuştu. Deve vahyin ağırlığına dayanamayarak yere çökmüştü.
Hz. Ömer’e Yahudiden hangi âyet olduğunu ögrenince söyle dedi:
“Biz o günü ve o gün bu âyetin Hz. Peygambere (sav) nail olduğu yeri biliriz. Cuma günü arefede bulunuyordu.” demiş ve o günün bayramımız olduğuna işaret ederek arefe gününün önemini belirtmiştir.
Arife Günü, Hazreti Âdem (as) ile Hazreti Havva’nın Arafat’ta buluştukları gündür.
Tevriye, Arife Günü’nden bir önceki güne denir. Peygamber Efendimiz (sav) söyle, buyurmuştur:
“Tevriye günü oruç tutan ve günah söz söylemeyen Müslüman cennete girer.”
Bugün tutulan oruç, bin gün nafile oruca bedeldir. Ayrıca geçmiş ve gelecek yılda yapılan tövbelerin kabul olmasına da sebep olur. Arefe günü oruç tutmak da çok sevaptır. Resulullah (sav) söyle buyurmuştur:
“Arefe günü oruç tutana, Âdem aleyhisselâmdan, Sûr’a üfürülünceye kadar yasamış bütün insanların sayısının iki kati kadar sevap yazılır.”
“Arife Günü tutulan oruç, bin günlük nafile oruca bedeldir.”
“Asure günü orucu bir yıllık, arefe günü orucu da, iki yıllık nafile oruca bedeldir.”
Arife’de tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihâd için verilen iki bin ata bedeldir.”
“Arife Günü tutulan oruç, biri geçmiş, biri de gelecek yılın günahlarına kefaret olur.”
Arife Günü özellikle bin adet İhlas okumak büyük zatlar tarafından tavsiye edilmiştir. Hadis-i şeriflerde İhlas Suresi’ni okumanın kul borcu hariç diğer günahların affedilmesine vesile olacağı söylenmiştir.
“Arife Günü Besmele ile bin İhlas okuyanın günahları affedilir ve duası kabul olur.”
“Peygamber (sav) Arife aksamı ümmetinin affedilmesi için dua etti. Duasına, ‘Muhakkak ki ben zalimden başkasını mağfiret ettim.’ diye cevap verildi. ‘Zalimden ise mazlumun hakkini alırım.’ buyruldu. Resul-i Ekrem:
‘Ey Rabbim, dilersen mazluma cennette mükafatını verir zalime de mağfiret edersin.’ diye dua etti ise de Arafat’ta bu duasına Allahu Teâlâ’dan kabul gelmedi. Sabah vakti Müzdelife’de aynı duayı tekrarladı. Bu defa duası kabul edildi. Resulullah memnuniyetinden ve sevincini belli ederek güldü. Bunun üzerine Hz.Ebu Bekir ve H.z Ömer (ra):
‘Anam babam size feda olsun, bu saatte siz gülmezdiniz, sizi güldüren nedir?’ diye sordu. Resulullah(sav):
‘Allah’ın düşmanı İblîs, Allahu Teâlâ’nın duamı kabul ederek ümmetimi affettiğini anlayınca toprağı alıp basına çalmaya ve vay sana helak oldun diye feryada başladı. İste Şeytan’ın görmüş olduğum bu feryadı beni güldürdü, buyurdu.”

ARİFE günü’ne saygılı olunmalı

Arife Günü’ne saygılı olmalı, o gün hacılar Arafat’ta vakfe yapıp dua ederken manen onların yanında olduğumuzu hissederek dualarına iştirak edilmelidir. Böyle bir günde bizi günaha sokabilecek her şeyden uzak kalmak gerekmektedir. “Günümüzde arefe, bayramın bir önceki günü olduğu için dünyalık telaşların en yoğun olduğu bir gün olarak yaşanmaktadır. Oysaki Arife insana verilen en kıymetli vakitlerden biridir. Bugünler ibadet ve affedilme günleridir. Hacıların Arafat’ta “Lebbeyk (Buyur Rabbim)” diyerek dil, ırk, ten ayırımı yapılmaksızın bir araya geldiği mahşer gününü hatırlatan, kulluğun Allahu Teâlâ’ya dualarla, telbiyelerle arz edildiği en kıymetli zaman dilimidir. Resulullah (sav) söyle buyurmustur:
“Duanın faziletlisi, Arife Günü yapılanıdır.” (Beyheki) “Allahu Teâlâ, Arife günü kullarına nazar eder. Zerre kadar imanı olanı affeder.”
Allahu Teâlâ bazı geceler duaların reddedilmeyeceğini Peygamber Efendimize (sav) bildirmiştir. Rahmet kapılarının açıldığı dört mübarek gece şunlardır:

dört mübarek gece

1- Fitr (Ramazan) Bayramı gecesi,
2- Kurban Bayramı gecesi,
3- Terviye Gecesi (Zilhicce ayının 8. gecesi),
4- Arife Gecesi, (Isfehani)
Arife Günü’nü ve gecesini ibadetle geçirmek çok faziletlidir. Saadet-i Ebediyye’de Arife Gece’sini ibadetle geçirenin cehennemden azat olacağı söylenmiştir.
Arife Günü günahlardan uzak kalanın da bağışlanacağı Resulullah (sav) tarafından müjdelenmiştir.
“Arife Günü Resulullahın (sav) yanında bulunan bir genç, kadınları düşünüyor ve onlara bakıyordu. Resulullah (sav) eliyle birkaç defa gencin yüzünü kadınlardan çevirdi. Genç yine onları düşünmeye başladı. Resulullah (sav):
- Kardeşimin oğlu, bugün öyle bir gündür ki, bugünde herkesin kulağına, gözüne ve diline sahip olursa günahları bağışlanır, buyurdu.” (Müsned)
Arife Günü Yapılması Tavsiye Edilenler:
Arife Günü’nün sabah namazının farzından sonra teşrik tekbirleri getirilmeye başlanmalıdır.
Arife Günü oruç tutulmalıdır.
Arife Günü’ne hürmet edilmeli, günaha girmemeye dikkat edilmelidir.
4- Arife Günü çok dua ve istiğfar edilmelidir.
5- Arife Günü 1000 âdet Ihlas-i serif okunmalıdır.

Baska Bir Sey Bilmiyorum

Mevlânâ’nın talebelerinden biri, hac vazifesini yapmak üzere Hicaz’a gitti. O Hicaz’da iken, evinde hanimi, arefe gecesi bir tepsi helva yapıp, Mevlânâ’nın talebelerine gönderdi. Mevlânâ, helvayı kabul edip, orada bulunan bütün talebelerine bizzat kendi eliyle taksîm etti. Herkes hissesine düseni aldigi halde, tepsiden hiçbir sey eksilmedi. Alanlar tekrar aldılar, doyuncaya kadar yediler, yine eksilmedi. Bunun üzerine helva dolu tepsiyi Mevlânâ mübarek eline alıp; “Bu tepsiyi sahibine göndereyim.” diyerek dışarı çıktı. İçeri girdiğinde, elinde tepsi yoktu. Ertesi gün helvayı getiren hanim, tepsisini medresenin mutfağında arattı, ancak bulamadı. Mevlânâ’yı da bunun için rahatsız etmedi.
Aradan günler geçti, hacca gidenler dönmeye başladılar. Bu hanımın da beyi Kâbe’den dönüp Konya’ya geldiğinde, o tepsi eşyalarının arasından çıktı. Kadın tepsiyi görür görmez tanıyıp, hayretinden dona kaldı. Beyine; “Ben arefe gecesi bu tepsi ile helva yapıp Mevlânâ’nın talebelerinin yemesi için göndermiştim. Tepsiyi ertesi günü arattığım halde bulamadım. Nasıl oldu da bu tepsi senin eline geçti?” deyince, şaşırma sırası hacıya geldi. O da; “Arife gecesi hacı arkadaşlarımla oturup sohbet ediyorduk. Bir ara çadırın kapısından bir el bu tepsiyi uzattı. Biz de tepsiyi aldık, elin sahibini araştırmak da aklımıza gelmedi. Helvayı yedikten sonra tepsiyi tanıdım. Kimseye vermeyip eşyaların arasına koydum. Başka bir şey bilmiyorum.” dedi. Bunun Mevlânâ’nın bir kerameti olduğunu anlayınca, ona olan bağlılıkları daha da arttı.

Furkan GALIB; “Mübarek Günler ve Geceler”

 

​Kamerî aylar Zilhicce Ayı Kurban Bayramı
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert