Abdülhamid’in Mirası’nın İzinde

  2004 yılında gerçekleştirilen anayasa değişikliği ile Türkiye Cumhuriyeti’nin içinde ve dışında, 2

Dünya - 04-10-2015 12:49

  2004 yılında gerçekleştirilen anayasa değişikliği ile Türkiye Cumhuriyeti’nin içinde ve dışında, 2. Abdülhamid’in ve benzer durumda olanların miras haklarında, Milletlerarası anlaşmalarla Türkiye kanunları arasında bir çelişki varsa milletlerarası anlaşmaların hükümlerinin esas alınması esası anayasaya eklendi. Anayasa değişikliğiyle kanuna yapılan bu ek 431 Sayılı Halifeliğin Kaldırılmasına Dair Kanunun “Padişah malları millete aittir” maddesi yeniden tartışmaya açıldı.. Çünkü kanunu yapanlar bunu derken neyi kastetti tam olarak açık değil. Hukukçular bu maddeyi ‘O sırada kim padişahsa ona ait mallar milletindir’ şeklinde yorumluyor.. Abdülhamid 1918’de öldü; yani kanunun çıktığı 1924’te padişah değildi. Dolayısıyla ölümle beraber tapularda işlem yapılmış olsun olmasın bütün mallar mirasçılarına geçmiş sayılıyor. Yargıtay İçtihat Dairesi 1946’da davacıları haklı bulmuş ama 1949’da TBMM, 1949’da bir ‘tefsir’ yani yorum yayımlayarak, 431’in 2. Abdülhamid’i de kapsadığını kanuna ekledi.. Böylece davanın önünü kapamış oldu.. Şimdi ise 2004 yılındaki değişiklik ile İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin ‘1 No’lu Protokol’u devreye sokularak mülkiyet hakkının kutsallığına atıf yapılarak hukuk mücadelesi devam ettiriliyor.. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 1 nolu Protokolü “Mülkiyet hakkını, ancak rıza veya kamu yararı varsa alabilirsin, kamu yararında da bedelini ödemekle yükümlüsün” diyor. Yani yargı yolu çok net, açık. Ağırlıklı olarak 2. Abdülhamid’in mal varlığından torunlarının miras hakkı için hukukçulardan, tarihçi, Osmanlı paleografya uzmanlarından ve  Osmanlıca uzmanından oluşan bilirkişi heyeti, dava çerçevesinde 2. Abdülhamid’in 1863-1904 arasında yaptığı 13 evliliği ve bu evliliklerden kaynaklanan miras taleplerini dikkate alıp raporunu İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne verdi. DÜNYAYA YAYILAN BİR MÜCADELE Abdülhamid’in malvarlığı Türkiye ile sınırlı değil. Abdülhamid’in Filistin, İsrail, Doğu Irak, Yunanistan ve Bulgaristan’da da mal varlığı olduğu kesinleşmiş durumda.. Hatta 1948’e kadar İngiltere’de açılan dava kazanılarak Osmanlı Hanedanının Filistin toprakları mahkeme kanalıyla tescil edilmiş oldu.. kara aşamasında davayı kökten etkileyecek bir şey oldu.. İSRAİL DEVLETİ KURULDU Tam da o sırada ne oldu biliyor musunuz İsrail devleti kuruldu.. İngiliz mahkemeleri görevsizlik vererek davayı İsrail’e yolladı.. İsrail ise bu davayı tanımadığını ilan ederek dava bile açılmasına müsaade etmedi.. TÜRK HÜKÜMETİ YARDIMCI OLSUN Gelinen aşamada yapılacak bir tek şey varmış gibi görünüyor.. Dava Birleşmiş Milletler nezdindeki Adalet Divanı’nda açılabilir..   Bunun için de malvarlıklarının araştırılması gerek davanın açılması için gerekli masrafları varislerin karşılaması imkânsız. Abdülhamid’in Türkiye’den çıkarılan akrabaları, padişahın mirasından, önce yurt dışında hak talep etti. İlk teşebbüs olarak İngiliz, Fransız, İtalyan ve Türk tarafıyla beraber karma mahkemelerine başvurdular. Bu mahkemeler 1930’da davaları reddetti. Fransa, Irak ve Yunanistan’da dava açılmaya çalışılsa da bu ülkeler davaları reddetti. Musul ve Kerkük’teki petrol havzalarının 2. Abdülhamid’in şahsi mülkü olarak tapulandığı öne sürülse de bu yönde herhangi bir girişimde bulunulmadı. Mirasçılar, en çok Filistin’de, emsal olabilecek arazilerin davası için çalıştı. 11 yıl süren bu dava yukarıda belirttiğimiz gibi karar aşamasında İsrail Devletinin kurulmasıyla İsrail mahkemeleri tarafından yok kabul edildi. Akasyamhaber Özel
Günün Diğer Haberleri
haber yazılımı