Dilipak, tek parti zihniyetinin, darbeci-militarist generallerin ürünü kavram ve kurumların gözden geçirilmesi gerektiğinin belirtirken, 'gerçekçi politikalar için değişen şartlara uyum performansı yüksek tercihlere kapıyı açık bırakmak gerek' dedi
'VESAYETİN KALKMASI İÇİN DAHA FAZLASI YAPILMALI'
Türkiye’de vesayet sisteminin bu referandum ile biteceğini düşünüyor musunuz?
Hayır, tek başına bu yeterli olmayacaktır. Ama bu önemli bir adım, doğru yönde, ileri doğru. Daha değiştirilmesi gereken çok madde var.
Bu vesayet sisteminin ortadan kalkması için referandumda hangi maddeleri önemli buluyorsunuz, bunun dışında olmasını önereceğiniz bir yasa var mıydı referandum için?
Öncelik, koalisyon dönemini bitiren devlet başkanlığı ile ilgili düzenleme ile ilgili. Anayasa zaten yamalı bohçaya döndü. Hani derler ya, deveye demişler, “neren eğri?” O da demiş: “Nerem doğru ki!”. 19.yy sonunda savaş yıllarında, Komunizm, Kapitalizmi ve Faşizmin gölgesinde oluşan siyasal rejimlerle 21.yy'ı açıklamak mümkün değil. Bu anayasa tek parti zihniyetinin, darbeci-militarist generalleri zihniyetinin ürünü. Onun için dayandığı kavram ve kurumlarla yeniden gözden geçirilmesi gerek.
'İTTİHAT, İTTİFAK ve İTİLAF'
Türkiye’nin uluslar arası politik sistemde kimler dostu kimler düşmanı durumda sizce?
Resmi olarak mı, gayri resmi olarak mı? Türkiye derken, devlet mi, toplum mu? NATO’ya bağlıyız, AB ye uyum süreci yaşıyoruz.. Ama yeni arayışlar içindeyiz. Uluslararası sisteme ve AB’nin dayatmalarına karşı itirazımız var.. Toplum büyük ölçüde dindar, İslam geleneğinden geliyor.. ABD ve AB ile bölge ve İslamofobia konusunda ya da AB ve ABD’nin FETÖ ve PKK’ya bakışı konusunda sorunlarımız olduğu açık.. Biz eş zamanlı olarak Rusya ile de, Çin, Hindistan ile de iyi ilişkiler içindeyiz.. Tabi ki İslam ülkeleri ki önemli bir bölümü Türki Cumhuriyetler, onlarla da ileri dereceye yakın ve sıcak ilişkilerimiz var.. Afrika ülkeleri de iyi ilişkilerimiz var.. İttihat, İttifak ve İtilaf çerçevesinde politikalar üretiyoruz..
'ABD PYD İTTİFAKININ NEDENİ NEDİR?'
ABD politikasında Türkiye’ye rağmen PYD’yi bu kadar güçlü kılan unsur nedir?
ABD tek başına Türkiye'ye güvenmek istemiyor. ABD Türkiye'ye, Arap dünyasına, Şia'ya karşı kendine bölgede, söz dinleyen yeni bir koç başı bulması gerekiyor. PKK ve PYD üzerine oynuyor.. Özellikle PYD aynı zamanda bölgedeki Hristiyan unsurlarında koruyuculıuğunu üsleniyor.. Onlara silahlı eğitim veriyor. Açıkça işbirliği yapıyor. PYD Marksist olduğunu söylüyor ama karargahına emperyalist diye düne karşı suçladıkları ABD’nin bayrağını çekiyor. Kapitalizmin bu jandarması da omuzuna PYD armasını takıyor.. Derin ve çarpık bir ilişki sözkonusu.
'STK'LARDA PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALIYOR'
Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarının politik olaylar karşısında yeterli ve doğru refleks geliştirdiğini düşünüyor musunuz?
Hayır! Biz de siyasi yapılar, sermaye, Media ve STK’lar büyük ölçüde sahibinin sesi. Parayı veren düdüğü çalıyor.. Truva atı, tetikçi olanları da var. Kuşkusuz doğru ve güzel şeyler yapanlar da var, büyük bir kısmı da zaten dostlar alışverişte görsün kabilinden işler yapıyor.. Stratejik bakış, duruş ve derinliğe sahip olanlar ise derin ilişkiler içinde.. Derin güçler, sermaye, siyaset, bürokrasi, STK her yerde varlar.
'İKTİDARIN FETÖ KONUSUNDA İŞİ ZOR'
FETÖ ile mücadelede gelinen noktayı nasıl görüyorsunuz, bu konu da hükümetin eksik olduğu alanlar hangileri?
Gelişmeler doğru yönde ileri doğru, ama yüzyılın en büyük siyasi projelerinden biri ile karşı karşıyayız. CIA, MOSSAD, Vatikan, MI6, NATO, hepsinin işin içinde olduğu bir yapı ile karşı karşıyayız. Çeyrek asırdır bugüne hazırlanmışlar. 140 ülkede örgütlenmiş bir yapı.. Başlarındaki adam yarım yüzyıldır bu işlerle meşgul. Sadece Türkiye'yi hedef almıyor, Türkiye üzerinden İslam dünyasını, İslam dinini hedef alıyor. Bir adım sonrasında tek kutuplu bir dünya kuracaklar. Kapitalizm İslam dünyasını yutarak güç devşirecek ve kendini yenileyerek Tarihin sonuna kadar sürecek yeni bir dünya düzeni kuracaklar..
Konjonktür müsaid değil. İktidarın işi zor. Belediye meclislerindeki FETÖ'cüleri atarsanız bazı yerlerde belediye meclisindeki çoğunluğu kaybedebilirsiniz..
Şimdi öncelik 15 Temmuz’da. Sonra kripto personelde. Bu soruşturmalar tamamlanınca işin siyasi boyutuna, uluslararası boyutuna gelecek sıra.. Buz dağının suyun üstündeki kısmı büyük ölçüde temizlendi, ağır bir yara aldılar, deşifre oldular, milletin nefretini ve öfkesini kazandılar. Bu onlar için çok ağır bir bedel.. Ama henüz yolun sonuna gelmedik.
FETÖ’nün giriştiği operasyon ve Darbe teşebbüslerinden hükümet ve halk yeterli dersi çıkardığını düşünüyor musunuz?
Evet, önemli dersler çıkartıldı, ama yeni dersler çıkartmaya devam ediyoruz. Daha yeni dersler var sırada. Bu işin uluslararası ayağına henüz ulaşmadık. Ama bu sürecin sonucunda daha bir çok sürprizle karşılaşmamız mümkün.
Kemalistlerin FETÖ üzerinden Müslümanlara karşı algı operasyonu yaptığı yorumlarına katılıyor musunuz, buna karşı Müslümanlar nasıl bir tavır geliştirmelidir?
Evet. Kemalist laikçilerin huyu bu. Huylu huyundan vazgeçmez. Dün kin ve öfkelerini BÇG üzerinden kusuyorlardı, bugün FETÖ üzerinden kusuyorlar.. Laikçilerin bir kısmı FETÖ’ye karşı. Ama CHP Genel Sekreteri Gülek, ya da DSP Genel Başkanı Ecevit FETÖ ile beraberdi. Baykal ya da Kılıçdaroğlu Gülen’e uzak isimler değil.
Müslümanlar Kalkancı ve Gülen skandalından doğru dersler çıkartmak zorunda.. Tabi DAEŞ’den de.. 'Ağuyu altın tas içre sunarlar , bal da onun suç ortağı'. Bir ayette şöyle denir: “Din büyüklerinizi İlah ve Rab edinmeyin”, bir başka ayette şöyle denir: “Şeytan sizi Allah'la aldatmasın”
'ORTADOĞU - ASYA - SURİYE'
Türkiye’nin özellikle Ortadoğu politikası kendine has bir siyasete evrildi mi yoksa konjöktürel bir tutum mu söz konusudur?
Siyaset genel olarak konjonktüreldir, pragmatiktir, rasyonel temellere oturması gerekir.. Makro politikalar ve ilkeler açısından bir sorun yok. Ama konjonktüre bağlı değişiklikler sözkonusu.. Bu da tabii bir şey.. Tabi ki, hem değişen şartlara uyum performansı ve hem de süreçten çıkartılan derslerle politikaların revize edilmesi gerekirdi, bu da yapılıyor..
Türkiye’nin son dönemde Asya açılımını nasıl değerlendiriyorsunuz, bunu AB’ye alternatif olarak mı okumalıyız?
Doğru bir açılım.. Bütün yumurtalı tek sepete koymamak gerek. Alternatif arayışından önce çeşitlilik, aktif denge politikası demek daha doğru olur.. Füze rampasını Ruslarla yapıyoruz, gövdesini Çinlilerle, başlığı Japonlarla, Fransız Guyanasından fırlatıyoruz..
Kaldı ki bugün AB’de 45 milyona yakın Müslüman yaşıyor.. “Biz” artık bir daha çıkmamak üzere AB’deyiz. AB’nin bir İslam gerçeği var ve bizim de bir AB gerçeğimiz var. Yarım asırlık bir geçmişimiz var. Kapılar hep açık kalacak. Bütün kilitleri açmamız gerek.
Türkiye, Suriye sorunu üzerinden ABD, Rusya ve İran gibi ülkelere yönelik geliştirdiği politikalar için ne düşünüyorsunuz?Multi disipliler, çok seçenekli süreçler, her zaman değişen şartlara uyum için önemli imkanlar sunar. Pazarlık şansınızı artırır. Bu açıdan mevcut politikanın daha gerçekçi olduğunu düşünüyorum.
DÜŞÜNCE MEKTEBİ / RÖPORTAJ - M. Mazlum ÇELİK