Başbakan Yıldırım, 2017-2019 Dönemini Kapsayan Orta Vadeli Programı Açıkladı

Ak Parti Grup toplantısında Başbakan Binali Yıldırım önemli açıklamalarda bulundu.

Güncel - 04-10-2016 14:47

Başbakan Binali Yıldırım, "Yüzde 3-4 bandında bir büyüme bizim asla hedeflediğimiz bir büyüme değildir.

Ancak 'el ile gelen düğün, bayram' derler bizim memlekette.

Küresel olumsuzluklar bizi de etkiliyor. Avrupa'da eksi düzeylere veya sıfır düzeylerine giderken, biz yine yüzde 3'ün üzerinde bir büyümeyi 2016'da yakaladık." dedi.

Yıldırım, Başbakan yardımcıları Mehmet Şimşek ve Nurettin Canikli, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan ve Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın yanı sıra kamu kuruluşlarının üst düzey yöneticilerinin katılımıyla Çankaya Köşkü'nde düzenlediği basın toplantısında, Yeni Orta Vadeli Programı (2017-2019) açıkladı.

Yeni Orta Vadeli Program'ın daha iyi anlaşılması için dünyada ne olup bittiğine bakmak gerektiğini belirten Yıldırım, 2009 krizinden itibaren dünya ekonomisinde büyümenin artmadığını, her yıl azalan bir şekilde büyümenin devam ettiğini ifade etti.

Bu eğilimin bu yıl da sürdüğünü dile getiren Yıldırım, "Küresel güven kaybı oldu. Birtakım sanal ticaret yapılarak, şirketler gerçekte büyümediği halde büyümüş gibi gösterilerek, para oyunlarıyla, kağıt oyunlarıyla sonunda ellerinde patladı.

Bu sefer küresel ticaretteki güven kayboldu.

Güven kaybolunca ticaret hacmi azaldı.

Ticaret hacmi azalınca büyüme olumsuz etkilendi. Dünya büyümeyince tabii bu durum ülkelere de aynı şekilde yansımaya başladı." dedi.

Yıldırım, "gelişmiş" ve "gelişmekte olan" ülkeler diye bir ayrım yapıldığında, özellikle Çin ve Hindistan'ın diğerlerine göre biraz "fark yaptığını" ancak genelde, gelişmekte olan ülkelerin dünya büyümesindeki yavaşlamaya rağmen büyümelerini istikrarlı bir şekilde artırmaya devam ettirdiklerini kaydetti.

Türkiye ekonomisinin 2009 yılı dışında, 27 çeyrek boyunca sürekli büyüdüğünü vurgulayan Yıldırım, ekonominin bu sene de aynı şekilde büyümeye devam ettiğini dile getirdi.

Bu yıl Çin ve Hindistan dışında Türkiye'nin, dünya ortalamasının iki katı büyümeyi yakaladığına işaret eden Yıldırım, "Bu büyüme bizim için yeterli değil. Yüzde 3-4 bandında bir büyüme bizim asla hedeflediğimiz bir büyüme değildir.

Ancak 'el ile gelen düğün bayram' derler bizim memlekette.

Küresel olumsuzluklar bizi de etkiliyor.

Avrupa'da eksi düzeylere veya sıfır düzeylerine giderken, biz yine yüzde 3'ün üzerinde bir büyümeyi 2016'da yakaladık." diye konuştu.

Terörle mücadele konusunda yoğun bir yıl geçirildiğini, turizmle ve ihracatla ilgili ciddi olumsuzluklar yaşandığını ifade eden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Üstüne üstlük bir de 15 Temmuz, FETÖ'nün darbe girişimi.

Bütün bunları üst üste koyduğumuz zaman geçtiğimiz 9 ay boyunca hemen hemen hiç boş durmadık.

Sürekli bir olayla, bir krizle karşı karşıya kaldık ve bu krizlere önlem almak gibi bir durumla karşı karşıya kaldık.

Buna rağmen darbe bile dinlemedik, yapısal reformlara devam ettik.

Hatırlayın haziran-ağustos arası Meclis'ten iş alemimizi, çalışanlarımızı, emeklilerimizi, bütün toplum kesimlerini ilgilendiren çokça kanun çıkardık.

Bu kanunlar 'laf olsun' diye çıkarılan kanunlar değil, her biri vatandaşımızın hayatına dokunan, onların hayatını kolaylaştıran ve geleceklerine yönelik bir birtakım faydalar sağlayan kanunlar.

Şimdi bunların semeresini görmeye başladık.

Ne var burada, prim affından tutun, vergilerin yeniden yapılandırılmasına, varlık barışına, Türkiye Varlık Fonu'nun kurulması, şehitlerimize, gazilerimize bazı ilave imkanların araç alımında sağlanması, esnafa ÖTV muafiyeti sağlanması.

Teşviklerin özel, sipariş usulü yapılması.

Yani öyle sıradan teşvik değil özellik arz eden katma değeri yüksek mallar, üretim için sipariş usulü yani ısmarlama teşvik modelinin geliştirilmesi, ihracatın artırılmasına yönelik tedbirler alınması.

Burada yerlileştirme var, millileştirme var.

Firmalar, ihracat artışını sağlamayı taahhüt ederlerse onlara ilave teşvikler sağlanacak."

Başbakan Yıldırım, 3 yıllık Orta Vadeli Program'da ilerlemeyi düşündükleri esasları da paylaşarak, "2017-2019 dönemlerinde büyüme oranını artıracağız.

Bu bir kere vazgeçilmez bir hedefimiz.

Çünkü 2023 hedeflerine doğru emin adımlarla giderken düşük büyüme oranı bizim işimize yaramıyor.

Onun için büyüme oranlarını mutlaka 2017'den başlayarak 2019'a kadar belirli bir oranda yukarıya çekeceğiz.

Bu, yüzde 5'in altında olmayacak." ifadelerini kullandı.

Yıldırım, OVP'nin 5 temel amacı bulunduğuna dikkati çekerek, bunlardan birinin siyasi ve ekonomik istikrar olduğunu söyledi.

Türkiye'de siyasi istikrarın olduğunu, milletin hükümete tam desteği bulunduğunu, bunu 15 Temmuz'da herkesin en iyi şekilde gördüğünü belirten Yıldırım, "Millet parti rozetini bir tarafa bırakarak ay yıldızlı bayrağını alarak meydanlara indi ve ülkemizi karanlıklara sürüklemeye çalışan terör gruplarına gereken dersi verdi.

Milletimizin desteği olduktan sonra istikrarı sürdürmek bizim görevimiz. İstikrar sürünce büyüme de kendinden gelecek." diye konuştu.

İstikrar olunca kapsayıcı bir büyümeyi de gerçekleştireceklerini vurgulayan Yıldırım, "Büyümenin kalitesinden bahsediyoruz.

Saman alevi gibi birden bire büyüyorsunuz, tamamen tüketime bağlı tamamen ürün bazlı büyüme.

Bu kalıcı olmaz.

Katma değer üreten fark oluşturan mukayeseli üstünlük sağlayan bir büyüme altyapısını oluşturmak. Büyümenin çeşitliliğini, kalitesini artırmak dolayısıyla rekabet gücümüzü geliştirmek." ifadelerini kullandı.

Yıldırım, Türkiye'nin mutlaka katma değeri yüksek teknolojik ürünlerde söz sahibi olması gerektiğini vurgulayarak, bunu ileri teknoloji sanayi üretiminde, savunma sanayinde, uzay ve havacılık, bilişim, ilaç sektöründe ve kimyasallarda bunun başarılabileceğini kaydetti.

Bu sektörlere daha fazla yoğunlaşılacağını dile getiren Yıldırım, söz konusu alanlarda yerlileşmeyi, millileştirmeyi artırıcı tedbirleri alacaklarını belirtti.

Enflasyonu Mutlaka Sürdürülebilir Düşük Bir Orana Çekeceğiz

İkinci temel amaçlarının da enflasyonu düşürmek olduğuna dikkati çeken Yıldırım, şöyle konuştu:

"Bu sene planladığımız şekilde, büyük bir öngörülemeyen bir şey olmazsa yüzde 7,5 seviyesinde bir enflasyon ile sezonu kapatmış oluyoruz.

Seneye hedef daha düşük, seneye enflasyon oranımız yüzde 6,5 devam eden senede daha da azalıyor yüzde 5 seviyesine gerilemiş oluyor.

Görüyorsunuz, kademe kademe enflasyonu düşürmek en önemli hedeflerimiz arasında yer alıyor.

Oradaki oranlar belki küçük görülebilir ama şöyle bir 15 yıl öncesine gidelim, çift haneli rakamları oranları hatırlayalım, yüzde 30-50'leri. Ben daha yeni işe başlamıştım, 70'li yılların sonunda yüzde 135 enflasyonu gördüm.

Sabah parayı alan dövizcilere koşuyordu, öğlen olmadan alırsa kar ettiğini sanıyordu.

Öyle günlerden bugünlere geldik ama bunu da yeterli görmüyoruz.

Bu aşağı doğru eğilim bizim kararlılığımızı gösteriyor.

Bu konuda kararlıyız, enflasyonu mutlaka sürdürülebilir düşük bir orana çekeceğiz. Bu sağlıklı büyüme için çok önemli."

Satarken Azimli, Alırken Nazlı Olacağız

Yıldırım, cari açık ile ilgili de iradın masrafı kurutmadığını, açık olduğunu, iradı artırmak ve daha çok satmak gerektiğini söyledi.

"Satarken azimli, alırken nazlı olacağız" diyen Yıldırım, içeride yapılan bir şey varsa fuzuli yere dışarıdan alınmaması, fiyatların rekabetçi seviyeye düşürülmesi gerektiğini kaydetti.

Yıldırım, milletin bir şeyi pahalı almasına da gönlünün razı olmayacağını dile getirerek, Türkiye'de üretilenin de dışarıdaki ile aşağı yukarı aynı olması gerektiğini söyledi.

Yıldırım, ihracatçılara destek verdiklerini belirterek, "Diyelim 1 milyon dolarlık ihracat yapıyorsun, geldin dedin ki, 'Bu sene ben 200 bin dolar daha fazla ihracat yapacağım', kardeşim yapacağın bu 200 bin dolar için sana ilave destek vereceğiz, artıracağın miktar için destek verilecek.

Belirli destekler var.

Mevcut desteklerin üzerine bir destekten bahsediyoruz.

Bunun için Eximbank'ın destek bütçesini artırıyoruz, 3 katına çıkarıyoruz. Eskiden 1 milyar liraydı, şimdi 1 milyar dolara çıkarıyoruz. Böylece cari açığı azaltma yönünde kararlı bir programımız olacak." ifadelerini kullandı.

Diğer bir maddenin de ekonominin rekabet gücünü ve verimliliğini artırmak olduğunu dile getiren Yıldırım, "Harcıalem üretim herkes yapıyor.

Herkes şimdi ihracatçı oldu, eskiden belirli ülkeler ihracat yapıyordu. Dünyanın birçok ülkesi onlardan satın alıyordu.

Şimdi herkes çantasını eline aldı. Satmaya çalışıyor. Pazar daraldı, onun için farklı ürünler yapmak lazım." diye konuştu.

Günün Diğer Haberleri
haber yazılımı