Emek kutsaldı; insanı zinde tutar, zihnini açardı. Bir matematik hesabı yapılacağı zaman hafızalar zorlanır, beyinler paslanmasın diye zihinler sonuna kadar çalıştırılırdı. Peki, ne ara her şey bu kadar basitleşti? Biz ne ara bu sahte kolaylığın içinde ruhumuzu kaybettik?
BATI'NIN İCAT ETTİĞİ BU HASTALIĞA MAHKUM MUYUZ?
İnsanoğlunun yalnızlığı büyüdükçe, önce Amerika’da bir kıvılcım gibi parlayan, oradan Avrupa’ya sıçrayan, derken tüm dünyayı ve nihayetinde ülkemizin en ücra köşesini bile esir alan bir sosyal medya vebasıyla karşı karşıyayız. Soruyorum size: Batı'nın ürettiği bu ruhsal hastalığı, bu toplumsal çürümeyi kendi ülkemizde, kendi evimizde aynen yaşamak zorunda mıyız? Onların laboratuvarlarında icat edilen her dijital çılgınlığa, her akıl tutulmasına teslim olmak bizim kaderimiz mi? Elbette hayır!