Yeni Asya Gazetesi’nde yer alan çalışmaya göre, Hilafetin “Allah ile halk arasındaki manevî yakınlığı zayıflattığını” ve bu unvanın “biraz gereksiz” olduğunu söylüyor.
Tarihî Belge Niteliğinde Röportaj
Yakın zamanda araştırmacı Muhyiddin Zınar tarafından gün yüzüne çıkarılan röportaj, II. Meşrutiyet’in ilanı sonrasındaki entelektüel atmosferi yansıtıyor.
Gazeteci Max Yvel’in imzasıyla 6, 8 ve 10 Eylül 1908 tarihli sayılarda yayımlanan metinlerde Nursî, hem ilmî hem de siyasî yönleriyle tanıtılıyor. Yvel, mülâkatı “Şeyh Said konuştu — ve altın değerinde sözler söyledi” ifadesiyle bitiriyor.
Hilafet ve İstibdat Üzerine Görüşleri
Röportajda Nursî, meşrutiyetin İslâmî ilkelerle uyumlu olduğunu vurgularken, hilafetin siyasî istibdada alet edilmesini eleştirdi.
Hilafet unvanının kutsiyet perdesi altında mutlak otoriteye dönüştürülmesine karşı çıkan Nursî, adalet ve meşverete dayalı bir yönetimi savundu. Sultan Abdülhamid hakkında ölçülü ifadeler kullanan Bediüzzaman, “hükümdarların en iyisi olabilir” sözleriyle hem eleştirel hem de teşvik edici bir dil kullandı.
Çoğulculuk ve Eğitim Vizyonu
Röportajda Nursî’nin, Osmanlı tebaasının eşitliği ve çoğulcu bir düzen fikrini öne çıkardığı görülüyor. Kürtler için tasarladığı eğitim projeleriyle cehaleti ortadan kaldırmayı ve farklı unsurların ortak vatana hizmet eden bir yapıda birleşmesini hedeflediği kaydediliyor.