Bir edebi metni okurken yaklaşımımız hep kimin neyi hak edip neyi hak etmediğiyle irtibatlıdır. Acı çeker bizim aşığımız ve biz kendisine karşılık vermezse bin bir beddua edeceğimiz kıza olur da yâr olmayı reddeden bir konumu tercih etmişse nihayetinde şöyle demekten kendimizi alamayız; “Sen zaten böyle seven bir adamı hak etmemiştin!”
Monna Rosa’dan Mihriban’a yüzlerce esaslı örneğini verebileceğimiz şiirleri okuduğumuzda teselli olarak yalnız bir cümle çıkar ağzımızdan; “Zaten o kız bu mısraları hak etmiyordur!”