“Kardeşler arasına heyhat, sû-i zan düştü
Zedelendi sağduyu; körleşen iz’ân düştü
Şarkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın
İnsanlık bahçemize sensizlik hazân düştü”
mısralarına muhatap olan mevzulara sarihan temas etmeyi sevmediğim bilinir. Sünnet-i Resulullah’a ittiba ederek, şahıs ismi vermeden “ortaya” konuşma adetim alışılmıştır zannederim.
“Bak Şu Konuşana” makalem ( hyilmaz.net) hemen hemen en “münekkid” yazım olmasına rağmen, orada bile sarih bir “has isim” bulamazsınız. Bunun hikmet açısından izahını yapmak sadet haricine çıkmak olur ki o da belağat ölçülerine uymaz biliyorum.