Çarşamba Buluşmaları
Servet Gündoğdu: “Ne zaman büyük bir şiirle karşılaşsam kendimi daha önce hiç şiir okumamış gibi duyumsarım”
Türkiye - 24-11-2012 17:32
OMÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Çarşamba Konuşmaları’nda bu hafta akademisyen-şair Servet Gündoğdu ile Fen-Edebiyat Fakültesi Lacivert Salon’da bir söyleşi gerçekleştirildi.
Söyleşinin moderatörlüğünü Türk Dili ve Edebiyatı bölümü dördüncü sınıf öğrencilerinden Umut Korkmaz üstlendi. Takdim konuşmasını yapan Prof. Dr. Şaban Sağlık bugünün kendisi için bir mürüvvet günü olduğunu, yetiştirdiği öğrencilerinin şiir üzerine söz sahibi olduklarını görmekten büyük bir mutluluk duyduğunu ifade etti. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü tarafından sayın Gündoğdu için hazırlanmış olan kısa videonun ardından söyleşiye geçildi. Söyleşide, “lirik şiir ve toplum”, “muhafazakâr sanat”, “sanat ve siyaset ilişkisi” gibi birçok konu ele alındı. Ayrıca, Gündoğdu’nun 2012’de Granada Yayınları tarafından basılan ve 2012 Homeros Jüri Ödülü’ne layık görülen “Sürgündeki Şiir” isimli şiirleri özelinde, şiir ve ithaf meselesi, şiir ve gelenek ilişkisi, deneysel edebiyat gibi konular tartışıldı.
Servet Gündoğdu konuşmasına başlarken öncelikle “İlk kez edebiyat için böylesi seçkin bir topluluğun karşısına geçmenin heyecanını yaşıyorum” dedi ve devamında “Şiirlerimin karşısında hiçbir okurdan daha ayrıcalıklı bir konumda değilim.” vurgusunu yaptı. Çünkü kendisinin de bizzat kendi şiirinin bir okuru olduğunu ifade eden Gündoğdu şiir okumanın bir uzmanlaşma meselesi olamayacağını şu şekilde dile getirdi: “Ne zaman büyük bir şiirle karşılaşsam kendimi daha önce hiç şiir okumamış gibi duyumsarım.”
Umut Korkmaz’ın darbe ve edebiyat ilişkisi bağlamında günümüz şiir ortamını nasıl görmektesiniz tarzındaki sorusuna ise Servet Gündoğdu kendisinin bir 27 Nisan e-muhtıra sonrası şairi olduğunu, 2001 sonrası şu son on iki yıllık süreç ilerleyen tarihlerde Ak Parti dönemi diye adlandırılacak olursa, bu dönemde şiirin salt bir biçimsel çoğulluk olarak değil, aynı zamanda içerik olarak da farklı etnik ve kültürel seslerin çoğulluğunun gözlemlendiği bir dönem olarak ele alabileceğini belirtti. Cahit Koytak, Bejan Matur gibi şairlerin bu dönemlerde ön plana çıkması bunun bir göstergesi olarak okunabilir, dedi.
Muhafazakâr sanat konusunda yöneltilen soruya ise Gündoğdu, “muhafazakâr sanat kavramının farklı ideoloji ve kimlikteki entelektüellerin belirli bir konu etrafında bir araya gelebilmeleri ve entelektüel dilin dışına çıkmaksızın hatta onu oluşturarak tartışmaları 2012 entelektüel ortamının giderek demokratik bir bilinç kazandığının bir işaretidir” dedi.