Çocuklara Allah'ı anlat öğretmen hanım!
Çocukları anaokuluna göndermenin gerekliliği vurgulanırken ‘peki okulda ne öğretiyorsunuz?’ sorusunu soracak akl-ı selim de lazım..
Türkiye - 15-04-2012 10:37
Eğitim, şüphesiz, bir insanın yetişmesinin temelini oluşturan bir olgudur. Bu eğitim ister okulda, ister camide isterse ruhban okulunda verilsin, eğitimin insan binasının yapımında temel oluşturduğu gerçeği değişmez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez bir durumdur. Binanın temelinde olduğu gibi hayatın temeli de ilk yaşlar olan 0-6 yaş döneminde atılmaktadır. Bunu sadece eğitim kuramları değil, yüzyıllarca dilden dile dolaşarak gelen sözlerimizde de görmek mümkündür.
Okul öncesi eğitimde çocuklara ne veriyoruz?
4+4+4 eğitim sistemini tartıştığımız şu günlerde gözden kaçırdığımız hatta çoğumuzun sisteme alıştığı için görmezden geldiği bir gerçek var: Çocuklarımıza hayatının temeli olacak eğitim verilirken harcına su katılıyor ve malzemeden çalınıyor! Özellikle son on yılda üstüne basa basa çocukları anaokuluna göndermenin ne kadar önemli olduğu ve gerekliliği vurgulanırken ‘peki okulda ne öğretiyorsunuz?’ sorusunu soracak akl-ı selim insanların sesi neredeyse hiç duyulmadı.
Çocukların en çok soru sordukları 5-6 yaş döneminde ‘öğretmenim Allah var mı?’ sorusunu soran, ölümü merak eden çocukların öğretmenlerine, üniversite eğitimleri boyunca bu çocuklara Freud’ca yaklaşmaları, Piaget gibi düşünmeleri öğretildi. Hiçbir müfredat, hiçbir akademisyen, Batılı düşünürlerin Batı toplumuna yaklaşımının direkt olarak bizim toplumumuza uygulanmasının yanlışlığından bahsetmedi. Gelişimin tüm basamakları gösterilirken tekrar tekrar gösterilirken ‘çocuğun manevi gelişimi’ üzerine zerre konu işlenmedi. Ve bu öğrenciler mezun olarak öğretmen oldular.
“Allah’ı büyüyünce öğrenirsin, şimdi resim yap!”
Sorgulamanın en çok olduğu yaşlarda çocukların sorularının mantıklı şekilde cevaplanmasının önemi ve çocuğun gelişiminde önem arz eden (dünyaya nasıl geldiği gibi) konuların kesinlikle cevapsız bırakılmaması gerektiği eğitim fakültelerinde defaetle vurgulanırken; dünyanın nasıl yaratıldığı, Allah’ın varlığı ve yokluğu konularının es geçilmesi sistemin kurbanı olan bizleri bir zaman sonra duyarsızlaştırmasıyla sonuçlanmıştır.
Övünerek anlattığımız Batının eğitim sisteminde bile okul öncesi çocuklarının kiliseye götürülmesi işlenirken bizde bırakın camiye götürmeyi, yaratıcının bile (haşa) yok sayılması düşündürücü bir olaydır. Okul öncesi eğitim müfredatında basit bir yıl başında bile en az bir hafta sınıfta yılbaşılı, noel babalı etkinlikler işlenirken, Kurban bayramı zamanında –en azından- Hz. İsmail’in hikâyesinin bile çocuklara anlatılmaması o çocuğun zihnine Kurban bayramının et ihtiyacından doğduğu düşüncesini kazıyor. Bu sistem ile yetişen çocuk büyüdüğünde ‘sırf et ihtiyacından dolayı hayvanların katledilmesinin yanlış olduğu’ düşüncesiyle dine karşı kolaylıkla tavır alabilecek bir hale geliyor.
Dinsiz bir temel üzerine dindar bir nesil inşa edilir mi?
Müfredatta olsun olmasın, çocuğa temel oluşturacak bilgileri vermek kaliteli bir öğretmenin görevidir. Ailelerin, ‘geleceğe sağlam hazırlamak’ düşüncesiyle erken yaşlarda okula gönderdikleri çocuklarının öğretmenlerini ciddi şekilde gözlemlemeleri gerekiyor. Bana kalırsa aileler, işin ciddiyetini daha sıkı tutmalı, hatta daha da ileri götürmeliler. Şahsen ben çocuğumun Serdar Ortaç, Gülben Ergen vs. dinleyen bir öğretmenin gözetiminde okumasını istemem. Bu durumun bir zekâ sorunu olduğunu düşünüyorum. İsterse Harvard mezunu olsun, pop müziğin anlamsız sözlerinde kendini bulan bir öğretmenin ne çocuğa örnek olmasını ne de öğretmenlik yapmasını isterim.
Velhasılı kelam, eğitim sisteminin revize edildiği şu günlerde, çocuğu okula göndermek her şekilde ‘zorunlu’ iken Milli Eğitim Bakanlığı’nın yöneticilerine, çocuklarımızın geleceğinin temeli atılırken kaçırılan harcı, çalınan demiri hatırlatmalıyız. Eğitimciler, bu konuyu dert edinen insanlar bir araya gelip alternatif çözümler üretmeliyiz. Yoksa apartman temeline gökdelen inşa etmek gibi dinsiz temel üzerine ‘dindar bir nesil’ inşa etmeye çalışarak beyhude kürek çekmiş olacağız.
Burak Gültekin / dünyabizim.com