Cumhurbaşkanı Erdoğan Yunanistan’a seslendi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Türkiye’nin Kahraman Kadınları" programına katıldı.

Güncel - 09-03-2020 13:52

SEN DE KAPILARINI AÇ Kİ BU YÜKTEN KURTUL!

Erdoğan burada yaptığı konuşmasında Yunanistan’a seslenerek, “Ey Yunanistan, bu insanlar sende gelip kalmayacak. Senden gelip geçecek ve Avrupa'nın bir başka ülkesine geçecek. Niye rahatsız oluyorsun? Biz size dedik. Bak bu böyle giderse, biz bu kapıları açacağız. Siz inanmadınız. Ey Yunanistan, şimdi sana da sesleniyorum. Sen de kapılarını aç ki bu yükten kurtul. Gitsinler Avrupa'nın diğer ülkelerine. Bu işin başka çıkışı yok. Adil bir yük paylaşımı diyorsak, bu adil yük paylaşımına biz de ortak arıyoruz. Şu anda bizde hâlâ 3,5 milyon mülteci var” değerlendirmesinde bulundu.

 

Vicdanları nasır tutmuş dünyanın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlamasının riyakârlık olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütünün katlettiği kadınları, çocuk yaşta ailelerinden kopartarak, her türlü istismarı yaptığı ve ölüme sürdüğü kız çocuklarını görmeyenlerin 8 Mart kutlaması yapmasının da riyakârlıktan öte bir durum olduğunun altını çizdi.

 

“TÜM MEVZUATIMIZDA KADINLARIN HAKLARINI KORUMAYA YÖNELİK DÜZENLEMELER YAPTIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Diyarbakır'da HDP'nin kapısı önünde gözleri yaşlı annelerin altı ayı aşkın bir zamandır dağa kaçırılan yavrularını beklemelerini acaba dünya kadınlar gününü kutlayanlar gelip de oralarda bu anneleri ziyaret ettiler mi? Etmediler. Onlar da edecek zaten yüz de yok. Onların etmelerinin de bazı şartları var. Hep onlar o şartların oluşmasını beklerler” dedi.

 

Filistin’de de kadınların, kız çocuklarının İsrail’in zulmüne maruz kaldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sokakta yürüyen kız çocuklarını kurşunlayan, her fırsatta masum insanların üzerine dipçikle köpekle gazla saldıranları görmezden gelen bir dünya için söylenecek söz bulmakta zorlanıyoruz. İsrail aynısını orada yapmıyor mu? aynısı   yapıyor. O anneleri yerlerde nasıl sürüklediğini görmüyor muyuz? Onları yavrularına sarılayım derken, onları yerlerde nasıl sürüklediklerini görmüyor muyuz? Ama ne diyorlar. 'İsrail'e bu kadar acaba sizler ifadelerde bulunursanız bu ilişkiler noktasında pek hayra alamet olmaz' Biz şu anda hakla beraberiz batılla değil. Bunu bir defa iyi ayırt etmemiz lazım” değerlendirmesinde bulundu.

 

“Kadın bedenini şatafatlı ambalajlar altında köle ticaretinden daha beter bir şekilde metalaştıran 8 Mart'ı da aynı amaçla kullanmasındaki ironiyi de sizlerin takdirine bırakıyorum” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ağızlarından kadın haklarını düşürmeyenlerin,  inançlarına uygun şekilde giyinmek, yaşamak isteyen kadınlara hayat hakkı tanınmaması karşısında sergiledikleri suskunluğu da bu tabloya ilave etmemiz gerekiyor.  Kadını insandan bağımsız müstakil bir varlık olarak konumlandırma çabalarının vardığı yer işte burasıdır. Ne zaman ki 8 Mart'ı sadece belirli bir kesimin değil, tüm kadınların meselelerinin konuşulduğu bir tarih hâline getirirsek işte o zaman gerçek kadınlar gününe dünyada kavuşmuş olacağız” dedi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde gerçekleştirdikleri reformlar arasında kadınların meselelerinin çözümüyle ilgili olanların çok önemli bir yer tuttuğuna değinerek, Anayasa, kanunlar ve tüm mevzuatta kadınların haklarını korumaya, ayrımcı uygulamaları ortadan kaldırmaya yönelik çok ciddi düzenlemeler yaptıklarını, aile yapısının korunmasını özel önem verdiklerini, kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda etkin tedbirler aldıklarını anlattı.

 

“KÜRESEL DÜZEYDE OLDUĞU GİBİ BÖLGEMİZDE DE TARİHÎ BİR DÖNÜŞÜM YAŞANIYOR”

“Küresel düzeyde olduğu gibi bölgemizde de tarihî bir dönüşüm yaşanıyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu sürecin tam merkezinde yer aldığını, hedeflere ulaşmanın yanı sıra bölgedeki insani krizleri çözmenin ve istikrarı sağlamanın mücadelesini verdiklerini kaydetti.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Belçika’da Avrupa Birliği’nin yetkilileriyle bir toplantıya katılacağını ve temennisinin daha farklı neticeler alarak Belçika’dan dönmek olduğunu belirterek, “Avrupa Birliği ile yaptığımız anlaşmanın kendi tarafımıza düşen yükümlülüklerini yerine getirdik. Buna karşılık Avrupa Birliği oyalamaya dönük ve sözünü etmeye bile değmeyecek birtakım katkılar dışında taahhütlerini yerine getirmemiştir. Şimdi bu yeni ekiple görüşüyoruz. Bu yeni ekiple inşallah farklı neticeler elde ederiz” dedi.

 

Türkiye’nin misafir ettiği 4 milyonu bulan sığınmacıya 40 milyar doların üzerinde harcama yaptığını ancak Avrupa Birliği’nden sadece 3 milyar avro geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “İdlib’de son dönemde yaşanan gelişmelerin ardından aslında çok önceden atmamız gereken bir adımı attık. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Cenevre Sözleşmesi ve diğer uluslararası anlaşmalara uygun şekilde ülkemizdeki yabancılara diledikleri yerlere gidebilme imkânını tanıdık. Yunanistan karadan ve denizden topraklarına yönelen sığınmacıları döverek, öldürerek, işkence ederek, denizde botlarını delip boğmaya çalışarak durdurma yoluna gidiyor. Bu insanlık dışı eylemlere karşı kimse sesini çıkarmıyor, hatta tam tersine Yunanistan’ı destekliyorlar. Bu durum bize merhum Mehmet Akif’in şu mısralarını hatırlatıyor: ‘Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar’ Türkiye olarak bu vahşeti tüm uluslararası platformlarda gündeme getirmeye ve mazlumların hakkını savunmaya devam edeceğiz.”

 

“TÜRKİYE’NİN SURİYE TOPRAKLARINI İŞGAL VE İLHAK ETMEK GİBİ BİR AMACI ASLA OLMAMIŞTIR”

Suriye’deki sorunun daha kapsamlı ve sonuç alıcı adımlarla çözülebileceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bölgede attığı adımlar olmasaydı Suriye’de bugüne kadar hayatını kaybeden 1 milyon sivil sayısına İdlib’de en az bir bu kadarının daha katılacağını söyledi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sığınmacı akınını durdurmak ve rejimin ülkemiz topraklarını da hedef alan azgınlığının önüne geçmek için İdlib’de daha aktif bir askerî pozisyon almak mecburiyetinde kaldık. İdlib’deki durumun rejimin saldırganlığı yanında Rusya’nın bölgenin statüsüne ilişkin ısrarlı tutumu sebebiyle giderek tırmanma eğilimi göstermesi üzerine diplomatik çözüm arayışlarımızı da hızlandırdık” değerlendirmesinde bulundu.

 

“Türkiye’nin Suriye topraklarını işgal ve ilhak etmek gibi bir amacı asla olmamıştır” vurgusunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkının kendi toprakları ve özgürlüğü için rejime ve terör örgütlerine karşı verdiği mücadeleyi desteklediklerini belirtti.

 

“BİZİM TEK GAYEMİZ; İDLİB’DEKİ İNSANİ KRİZİ OLABİLECEK EN HIZLI VE ETKİN ŞEKİLDE ÇÖZÜME KAVUŞTURMAKTIR”

“Ülkesinin üçte biri PKK-YPG terör örgütünün işgali altında olan bir rejimin tüm gücünü ve imkânlarını İdlib gibi küçük sayılabilecek bir bölgeye yöneltmesi derdin başka olduğunu gösteriyor” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu: “Türkiye olarak İdlib’de fiilen operasyon sürdürdüğümüz son bir ay içerisinde 34’ü Leyle-i Regaip’te olmak üzere toplam 59 şehit verdik. Buna karşılık rejimin 3 bin 400 unsurunu etkisiz hâle getirdik. Ayrıca rejimin üç uçağını, sekiz helikopterini, sekiz hava savunma sistemini, 156 tankını, 108 top, obüs ve çok namlulu roketatarını, 24 zırhlı aracını, 49 doçkasını ve doçkalı pikabını, 99 askerî aracını, 10 mühimmat deposunu, iki havaalanını da imha ettik. Elbette bizim amacımız, ne daha çok insan öldürmek ne de daha çok araç-gereç imha etmektir. Bizim tek gayemiz; İdlib’deki insani krizi olabilecek en hızlı ve etkin şekilde çözüme kavuşturmaktır. Bağcıyı dövmenin değil üzüm yemenin peşinde olduğumuz için de diplomatik çözüm yollarını sürekli zorladık. Rusya ile Perşembe günü vardığımız uzlaşmanın gerisinde işte böyle bir arka plan vardır. İdlib halkının can emniyetini ve Türkiye’nin sınırlarının güvenliğini sağlayacak her çözüm bizim için ehvendir, kabul edilebilirdir. Moskova’da vardığımız anlaşmanın da bu hedeflerimize hizmet edeceğini umuyorum.”

 

Bahar Kalkanı Harekâtı bölgesinin sağı ve solundaki yerlerle ilgili verilen sözlerin tutulmaması hâlinde Türkiye’nin buraları kendi yöntemleriyle temizleme hakkını saklı tutulduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölücü terör örgütü bu ülkedeki varlığını tamamen sona erdirene kadar, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği tamamlanmış olamayacak. Türkiye’dekiler başta olmak üzere rejimden kaçarak evlerini terk eden tüm Suriyeliler yerlerine dönmedikçe Suriye’de kalıcı huzur sağlanamaz. Rejimin İdlib’de sükûnun sağlanması ile Rusya ile yaptığımız anlaşmayı bozması hâlinde bir daha şiddetli bir şekilde bu zalimlerin üzerine gideceğiz; bunun da bilinmesi lazım” uyarısında bulundu.

Günün Diğer Haberleri
haber yazılımı