Dindarlık ölçülebilir bir şey midir?

Son zamanlarda dikkate bir diğer durum olarak zikredilen Türkiye’de dinin/dindarlığın önlenemez yükselişi belli başlı anketlere ve kitaplara da konu oldu. Bunlardan birisi de ‘Türkiye’de Dindarlık’ kitabı..

Tarih - 10-02-2013 11:30


 
Türkiye toplumunun kahir ekseriyetinin Müslüman olduğu uzun yıllar bir kısım siyasilerin seçim malzemesi olarak kullanılagelmişti. Ancak dindar/dindarlık tanımı ya da tabiri daha üst ve bilinçli bir hayat tarzını öngörüyordu ve sanki yeni bir kavram ve yaşam biçimi gibi takdim edildi.

Ardından TESEV gibi maksadı belli kurum ve kuruluşlar tarafından ısmarlama Türk toplumunda dindarlık araştırmaları yapıldı. Camilerin doluluk oranları, oruç tutanların sayıları gibi veriler üzerinden tehlikeli(!) gidişe işaret edildi. Ancak iş sahiden öyle miydi peki? Dindarlık ölçülebilir bir şey miydi? Ya da siz, biz yüzde kaç dindardık? Bunun mi’yarı ne idi? Bunlar hep soru işareti olarak kaldı.

Türkiye’de Dindarlık kitabı ve çatışma alanlarının muğlaklığı

Din kamusal alana girdikçe seküler olan dışarı mı çıktı, yoksa dindarlığımız seküler alandan boşalan mevkiye yerleşince mahiyet mi değiştirdi? Modernlik, dünyevîleşme, iktidar vs. gibi müsebbipler dindarlığımızı şekilci bir yapıya mı büründürdü? Geleneksel dindarlıktan geriye ne kaldı? Bu ve benzeri soruların sağlıklı bir çalışmaya konu olmasının vakti gelmiş ve geçiyordu.

Bu ihtiyaca cevap verecek önemli bir eser Türkiye’de Dindarlık adıyla “Sosyal Gerilimler Ekseninde İnanç ve Yaşam Biçimleri” alt başlığı ile yayınlandı. İletişim Yayınları arasından çıkan ve objektif veriler ve yüz yüze yapılmış mülakatlar ile vücut bulan eser, Bahattin Akşit, Recep Şentürk, Öner Küçükural, Kurtuluş Cengiz’in 2008-2011 yılları arasında üç yıl süren ve 25 ilde toplam 1538 kişi ile yüz yüze yapılmış görüşmelerin meyvesi.

Türkiye’de dindarlığın arka planını, dinin sosyal anlamını anlamaya ve anlamlandırmaya yönelik çalışmada toplumsal yapı ve din arasındaki ilişkileri anlamanın en iyi yolu olarak beş gerilim alanı üzerinden hareket edilmiş. Bunlardan ilki kutsallık ve dünyevilik. İkincisi geleneksellik ve modernlik. Üçüncüsü kamusal alan ile özel alan ayrımı ve burada dinin nasıl yaşanacağı. Dördüncüsü kutsal kurallar ile yaşanan dinin ilişkileri ve sorunları. Son madde ise hayatın hangi alanları dinsel bilgiyle düzenlenecek, hangi alanlarında bilimsel bilgi geçerli olacak. Kitabın hareket noktasını bu beş temel esas oluşturuyor.

Çalışmanın hazırlanışı, takip edilen metodlar dikkate alındığında Türkiye ölçeğinde yaşanan dindarlığın arkeolojisine yönelik ciddi bir kaynak değeri taşıdığı görülecektir. Dokuz bölüm halinde irdelenen konunun, kitapta da ifade edildiği üzere hatimesi “hem güncel, hem de tarihsel nitelikler arz eden önemli bir toplumsal sorunumuza ilişkin bir öngörü ve içgörü geliştirmeyi” hedefliyor. Gerilim alanları dediğimiz alanların ise su götürür şekilde muğlaklığı ve değişkenliği de eserde göze çarpmıyor değil. İçeriden ve sahici bir bakışla hazırlanan eser, zaman zaman gerilimlerin konusu haline getirilen meseleye önemli bir katkı sunuyor. Bir nevi Türkiye dindarlığının dününü ve bugününü irdeleyen arkeolojik bir kazı çalışması hüviyetinde olan eser, dindarlığı sağlıklı bir şekilde yorumlamak için elzem bir çalışma olarak kütüphanemizde yerini aldı.

Diyanet de anket yaptırdı

Diyanet İşleri Başkanlığı’nca henüz bir kısmı basınla paylaşılan ve Yasin Aktay’ın başkanlığını yaptığı Stratejik Düşünce Enstitüsü ile ortaklaşa yapılan anket çalışması ise önemli veriler ihtiva etmekte. 26 ilde 2 bin 712 kişiye kendi adreslerinde uygulanan ankette 'Türkiye'nin yüzde 72.1'i kendini çok dindar veya dindar hissediyor. Yüzde 92.2'si dini bilgisinin çok iyi, iyi veya orta seviyede olduğu söylemekte. Bu anketle ilgili kesin verileri ve detayları bekleyip göreceğiz.
Dünyabizim.com
 
Günün Diğer Haberleri
haber yazılımı