Acaba bu hüsnü niyet yetiyor mu?
Her Din Görevlisi Müslüman olduğuna göre toplumdaki karşılığı yeterli mi? Din görevlisi diğer memurlar gibi “Ben Ezanımı okuyorum, namazımı kılıyorum benim vazifem bu kadar” diyebilir mi?
Bir Müslüman olarak "emri bil maruf nehyi anilmünker(iyiliği emretmek, kötülükten men etmek)" vasfımı ne kadar yerine getiriyorum, diye sorması gerekmiyor mu?
Bazı Müslümanlar, ben büyük günahlardan kaçıyorum, İslam’ın beş rüknünü de yerine getiriyorum, daha ne yapayım diyebilir m?
Aslında bir Müslüman için günahlardan uzak durmak kolay, zor olan yapması gereken vazifeleri yapmamak, hani yüce Allah(c.c.) İnşirah suresinde, “boşta kalınca hemen başka bir işe dikil ve Rabbına yönel” diyor ya. Bu ayetin ifadesine ve talimatına göre daima hayırlı bir işle uğraşmak gerekmiyor mu?
Din görevlisinin kendine sorması gereken en önemli soru bu olsa gerek, Devlet bana bir cami tahsis etmiş, yeryüzünde Allah’ın evleri, Beytüllahın birer şubesi olan bu mukaddes mekanların hakkını veriyor muyum?
YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ