ENERJİ VERİMLİĞİ 2 MİLYON İSTİHDAM SAĞLAYACAK

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, "Sadece enerji verimliğinin, bütün süreçleri Türkiye'de yapılmak kaydıyla 2030 yılına kadar 2 milyonun üzerinde bir istihdam oluşturacağını hesapladık" dedi.

Fikir - 18-09-2013 10:19

Sürdürülebilirlik Akademisi'nin ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Yeşil İş: Sürdürülebilir İş Buluşması, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirildi.
 
Bakan Yılmaz, açılışta yaptığı konuşmada, kalkınmanın sadece ekonomiden, büyümeden, rakamlardan ibaret olmadığını belirterek, kalkınma kavramının gerektirdiği çok boyutlu bakış açısını ortaya koyan bir bakanlığa sahip olduklarını söyledi.
 
"Yeşil iş" kavramının birbiriyle çelişir gibi görünen iki kavramı birlikte ifade ettiğini belirten Yılmaz, "Sadece büyüyelim diye düşünürseniz işiniz kolay. Fakat 'Ne pahasına büyüme?' sorusunu sormanız lazım. Sadece çevreyi düşünürseniz de işiniz kolay. Asıl zor olan ve maharet ikisini bir arada gerçekleştirmek. Yeşil iş kavramından ben hem büyümeyi hem çevreyi korumayı ve bu ikisi arasındaki dengeyi sağlıklı bir zemine yerleştirmeyi ve hem bugünkü nesle hem de gelecek nesillere hizmet etmeyi anlıyorum" diye konuştu.
 
Sürdürülebilir kalkınma kavramının ekonomi, sosyal boyut ve çevre olmak üzere 3 sacayağı üzerine kurulu olduğunu dile getiren Yılmaz, "Ekonomik büyümeyi sosyal adalete taşımadığınız, herkesin faydalandığı bir kalkınma oluşturmadığınız ve ekosisteminizi korumadığınız sürece gerçek anlamda sürdürülebilir bir kalkınma olmuyor. Bunlara dördüncü bir boyut olarak temel hakları da ilave etmeliyiz. Ekonomiyi büyütebilirsiniz, sosyal dengeyi kurabilirsiniz, çevreyi koruyabilirsiniz, fakat iyi bir hukuk devleti olamadıysanız, temel hak ve özgürlükleri geniş bir şekilde yaşayamıyorsanız, şeffaf ve hesap verilebilir bir yönetim anlayışı oluşturamıyorsanız, özgürlüğü yaygınlaştıramıyorsanız kalkınmanın önemli bir ayağı eksik kalmış oluyor" ifadelerini kullandı.
 
"Doğal kaynakları verimli kullanmak ekonomimizin bir gereği"
 
Bakan Yılmaz, 10. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nı bu anlayış ile hazırladıklarını ve 4 eksen üzerine oturttuklarını anlatarak, şöyle devam etti:
 
"Birinci eksenimiz, sosyal boyuta verdiğimiz önemin göstergesi olarak ilk defa bir plana sosyal konularla, 'nitelikli insan güçlü toplum' dediğimiz bir bölümle başladık. İkinci eksenimiz ekonomiyle ilgili olarak yenilikçi üretim ve istikrarlı yüksek büyüme. Burada bilgiyi temel aldık. Bundan sonraki büyüme stratejimiz bilgi temelli olacak. Üçüncü eksenimiz mekansal boyutu içeriyor ve yaşanabilir şehirler oluşturmayı, bölgeler arasındaki dengesizlikleri azaltmayı içeriyor. Önümüzdeki süreçte dünyada da Türkiye'de de şehirleşme daha önem kazanacak. Kalkınma yarışında ülkeleri öne çıkaracak ya da geri bırakacak hadise şehirleşme olacak. Nitelikli insan ve nitelikli sermaye için uygun ortam oluşturan ülkeler ön plana çıkacak.
 
Dördüncü boyut  ise kalkınma ve işbirliği. Bütün bunları tek başınıza yapmazsınız. Bütün dünya ile tecrübeleriniz paylaşmak, onların tecrübelerinden faydalanmak ve işbirlikleri geliştirmek durumundasınız. Kapsayıcı bir kalkınma anlayışı içinde herkesin katkısı aldığımız ve herkese de kalkınmanın nimetlerinden olabildiğince sunduğumuz bir süreçten bahsediyoruz."
 
Bakan Yılmaz, sadece eski çevre meselelerini tartışarak gelecekteki meydan okumalara cevap oluşturulamayacağını dile getirerek, dünyanın, kaynakların sürdürülebilirliği konusunda iyi bir yere gitmediğini, bu konuda küresel bir sorumluluk üstlenilmesi gerektiğini söyledi.
 
Türkiye'nin doğal kaynakları kısıtlı ve enerji bağımlısı bir ülke olduğunu anlatan Yılmaz, "Dolayısıyla doğal kaynakları verimli kullanmak bizim ekonomimizin bir gereği. Yenilenebilir enerjiye daha ağırlık verdiğiniz, enerji verimliğini ön plana çıkardığınız zaman sadece çevreyi korumuş olmuyorsunuz, aslında maliyetlerinizi düşürüyorsunuz, daha rekabetçi ekonomik yapı oluşturuyorsunuz, dışa bağımlılığınızı azaltıyorsunuz. Enerji verimliliği, neresinden bakarsanız bakın Türkiye için son derece kritik bir konu. Yenilenebilir enerji de aynı şekilde önemli. Sadece enerji verimliğinin, bütün süreçleri Türkiye'de yapılmak kaydıyla 2030 yılına kadar  2 milyonun üzerinde bir istihdam oluşturacağını hesapladık" şeklinde konuştu.
 
Yeşil İş konusunda enerji politikalarının dışında bilişim teknolojilerinin önemine işaret eden Yılmaz, Türkiye için önemli konulardan birinin de şehirleşme olduğunu kaydetti.
 
Bakan Yılmaz, "Türkiye şu anda muazzam bir kentsel dönüşüm hamlesi başlattı. Bir taraftan şehir estetiğini koruyarak, bir taraftan da afete daha dayanıklı bir yapı oluşturmak, aynı zamanda yeni yapıların daha enerji verimli ve akıllı yapılar olması için çalışmalıyız" dedi.
 
Tarım alanında da Türkiye'nin önemli dönüşüm imkanları bulunduğunu belirten Yılmaz, "Çok susuz bir ülke değiliz ama bol suyu olan bir ülke de değiliz. Şehirleşme, nüfus, tarımdaki sulama imkanları arttıkça suyu da çok verimli kullanmak durumundayız. Bütün bu alanları kesen Ar-Ge boyutu var.  Yeşil iş yenilikle, bilgiyle gelişebilecek bir süreç. Üniversitelerimiz bu anlamda kritik. Sadece geçen yıl 3,5 milyar lira üniversitelere yatırım ödeneği tahsis ettik. Bilgiyi sadece üretmemiz yetmez bunu katma değere dönüştürmemiz lazım. Milli gelir içinde Ar-Ge payını devlet olarak yüzde 3'e çıkarmamız hiçbir anlam ifade etmiyor. Burada kritik başarı faktörü, özel sektörün katkısıdır" diye konuştu.
 
Bu konuda özellikle kurumsal yapısı gelişmiş büyük şirketlere sitem eden Yılmaz, "Maalesef kolaycılığa kaçıyorlar. Arsa, bina alıyorlar, büyük rantlar elde ediyorlar. Fakat Ar-Ge'ye, girişimciliğe yeterince yatırım yapmıyorlar. Bunlar, hemen sonuç alınabilecek işler değil, orta vadede ama fazlasıyla sonuç alabileceğiniz bir işler.. Büyük sermaye gruplarının bu işlere girmesi gerekiyor. Biz destek veririz, ortam oluştururuz ama asıl Ar-Ge ve girişimciliği geliştirmesi gereken özellikle büyük çaplı özel sektördür. Onlar bunu yapmazlarsa KOBİ'lere, ona buna laf etmeye kimsenin hakkı yok. Bunu yaptığımız zaman daha fazla yeşil iş üreteceğiz, daha verimli şekilde kaynaklarımız kullanacağız" değerlendirmesinde bulundu.
 
Bakan Yılmaz, açılış konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
 
İşsizlik rakamlarına ilişkin bir soru üzerine Yılmaz, "Türkiye'nin işsizlik oranı yüzde 8,8 geldi. Geçen yıldan bu yıla bakıldığında yıllık bazda bir miktar artış görülüyor. Ancak istihdamdaki artışa baktığımızda 742 bin yeni iş oluşmuş. Tarımda bir miktar azalma var ama tarım dışı alanlarda bir yıllık süreçte 800 bini aşkın yeni iş imkanı oluşmuş. Küresel krizi düşündüğünüzde ve bölgemizdeki dinamiklere baktığınızda bu büyük bir başarı" yanıtını verdi.
 
İşsizliğin bugün Avrupa'da yüzde 12, bazı ülkelerde ise yüzde 25'ler civarında bulunduğuna dikkati çeken Yılmaz, "Genç işzsizliğin bazı Avrupa ülkelerinde yüzde 50'lere kadar ulaştığını görüyoruz. Küresel krizin en tepe noktası olan 2009'un ilk çeyreğinden bugüne bakıldığında Türkiye'de 4 milyonun üzerinde yeni istihdam oluştu. Bunu büyüyerek sağladık. Türkiye sadece son 3 yılda ortalama yüzde 6,7 büyüdü. Bu sene de inşallah yüzde 4 civarında bir büyüme tahmin ediyoruz. Bu, istihdam dostu bir büyüme oldu. Aynı şekilde kadınlar başta olmak üzere iş gücüne katılım oranında da hızlı bir artış oldu" diye konuştu.
 
Türkiye'de batılı gelişmiş ülkeler gibi sadece mevcut işsizlere iş bulmadıklarını, hızla iş gücü piyasasına giren, nüfus artışının da oldukça üstünde olan yeni katılımlara da iş bulmaya çalıştıklarını belirten Yılmaz, bu anlamda Türkiye'de işsizliğin düşmesinin zorlu bir süreç olmasına rağmen bu konuda ülkenin başarılı olduğunu ifade etti.
 
Birçok ülkede istihdam kayıpları olurken Türkiye'de istihdamın her geçen yıl büyüdüğünü dile getiren Yılmaz, son açıklanan rakamla Türkiye'deki çalışan sayısının 26,3 milyona ulaştığını, bu sayının gelecek dönemde daha da artacağını söyledi.
 
Bakan Yılmaz, kalkınma sürecinde bir taraftan istihtam artışı, diğer taraftan da verimli çalışmanın Türkiye'yi 2023'e taşıyacağını kaydetti.
 
"Yürüttüğümüz teşvik sistemi adeta bir kampanya"
 
Bakan Yılmaz, teşviklere ilişkin bir soru üzerine, 2009'dan itibaren teşviklerde yeni bir yapıya geçildiğini, bu yapının bölgesel ve sektörel bütün unsurları taşıyan ve tüm Türkiye'yi kapsayan bir sistem olduğunu belirterek, geçen yıl buna güçlü bir stratejik sektör boyutu ilave ettiklerini, 6 bölgeli yeni bir sistem oluşturduklarını ve bu teşvik sisteminin şu anda yürürlükte bulunduğunu dile getirdi.
 
Şu anda yürüttükleri teşvik sisteminin adeta kampanya niteliğinde bulunduğunu kaydeden Yılmaz, "6. bölge başta olmak üzere çok ciddi teşvikler sunuyoruz. Stratejik sektörler dediğimiz, ithal edilen ürünlerde yurt içi üretimi arttırıcı sektörlere Türkiye'nin neresinde olursa olsun çok güçlü destekler veriyoruz. 5. bölge teşvikleri dediğimiz eğitim, sağlık, madencilik gibi bir çok alanda Türkiye'nin neresinde olursa olsun yapılan yatırımlara 5. bölge teşvikleri sağlıyoruz" ifadelerini kullandı.
 
Yılmaz, geçmişte sadece belli bölgelere teşvik verilirken şu anda teşviklerin tüm ülkeyi kapsadığını belirterek, sektörel ve bölgesel yapıyı içeren gelişmiş ve kapsamlı bir teşvik sistemine sahip olduklarını söyledi.
 
"6. bölgedeki teşvik belgelerinde ciddi bir artış var"
 
Bakan Yılmaz, bir soru üzerine, ağırlıklı olarak Doğu ve Güneydoğu bölgesini kapsayan 6. bölgedeki teşvik belgelerinde bu yılın ilk döneminde ciddi bir artış görüldüğünü aktararak "Bu, yatırımcının özellikle çözüm sürecine duyduğu güveni gösteriyor. Fakat belge almak o işin hemen gerçekleşmesi anlamına gelmiyor. Yatırım belli bir zaman içerisinde gerçekleşiyor. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte bunu etkilerini daha fazla göreceğiz" diye konuştu.
 
Özellikle Doğu ve Güneydoğu'ya daha büyük ölçekli firmaların daha fazla ilgi göstermeye başlamasının sevindirici olduğunu dile getiren Yılmaz, "Bunlar küresel kriz ortamında ve bölgemizdeki sıkıntılı dönemde gerçekleşti. Bir de bu sıkıntıların orta vadede atlatılacağını düşündüğümüzde önümüzdeki süreç özel sektörün bu bölgelere yatırımı açısından çok olumlu olacak. Yaklaşık 30 yıldır bu bölgelerimizde kullanılmamış, adeta nadasa bırakılmış bir potansiyel var. Yeni dönemde huzur ve güven ortamının pekişmesiyle, Türkiye'nin demokratikleşme sürecinin yürümesiyle paralel bir şekilde genel yatırımlarımız arttığı gibi nispeten daha az gelişmiş bölgelerimizde özel sektörün çok daha aktif olduğunu göreceğiz" değerlendirmesinde bulundu.
 
Doğu'ya ve Güneydoğu'ya geçen 10 yılda çok büyük kamu yatırmları yaptıklarını anlatan Yılmaz, "Ama bunu özel sektör ile birleştirmezsek tam arzu ettiğimiz sonuçları üretemeyiz. Biz altyapı ve teşvikleri sağladık. Üçüncü unsur da burada kritikti; şu ana kadar özel sektörün bölgeye yeterince gitmemesine neden olan hadise güvenlik endişeleri ve imaj meseleleriydi. Bunlar da önümüzdeki süreçte çözüldükçe özel sektörün çok daha fazla bu bölgelere gittiğini göreceğiz" dedi.
 
Bakan Yılmaz, daha sonra ekinlik alanında bulunan standları gezdi. Adım attıkça enerji üreterek LCD televiyonları çalıştırabilen yürüme bandını kullanan Yılmaz,  geri dönüşüm otomatı hakkında bilgi aldı.
Günün Diğer Haberleri
haber yazılımı