Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleştirilen ve 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi öncesi kritik bir öneme sahip olan zirvede konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa-Atlantik güvenliğinin tarihi bir dönemeçten geçtiğini belirtti. Erdoğan, belirsizliklerin ve krizlerin arttığı günümüz dünyasında NATO’nun caydırıcılığının ve müttefikler arası dayanışmanın her zamankinden daha kritik bir hale geldiğinin altını çizdi.
"Türkiye, NATO'nun Güvenliğine Katkı Sunan Müttefiklerin Başında Geliyor"
Türkiye'nin jeopolitik konumu ve savunma kapasitesiyle ittifakın en önemli güçlerinden biri olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
Türkiye'nin 1800 kilometreyi aşan kriz bölgesi kara sınırıyla NATO'nun güvenliğine 70 yılı aşkın süredir katkı sunan müttefiklerin başında geldiğini ifade etti. Türkiye'nin NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk 5 müttefik arasında yer aldığını hatırlattı. Savunma harcamalarının artırılması ve külfet paylaşımı noktasında Türkiye'nin üzerine düşeni yapmaya devam edeceğini vurguladı.
Savunma Sanayisinde "Amasız, Fakatsız" İş Birliği Çağrısı
Savunma sanayisi alanında Türkiye'nin katettiği önemli mesafeye dikkat çeken Erdoğan, müttefiklere yönelik şu çağrıda bulundu:
Savunma sanayisi ticareti önündeki engellerin kaldırılarak ittifak çapında "Teksas’tan Ankara’ya" uzanan amasız, fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı oluşturulması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin savunma kapasitesini dar siyasi çıkarlar uğruna dışlamanın kimseye faydası olmayacağını belirtti. Ankara Zirvesi kapsamında düzenlenecek NATO Savunma Sanayi Forumu'nun, Türkiye'nin gelişmiş ürünlerinin sergilenmesi ve iş birliğinin güçlendirilmesi için önemli bir zemin oluşturacağını kaydetti.
"Kalıcı Barış İçin 1967 Sınırlarında Filistin Devleti Şart"
Küresel sistemin mevcut tanımlamalarının anlamını yitirdiğini belirten Erdoğan, Gazze ve Lübnan’da yaşanan katliamların uluslararası kurumların itibarını sarstığını ifade etti.
Orta Doğu’da kalıcı barışın yolunun iki devletli çözümden geçtiğini yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "1967 sınırlarında bağımsız, egemen, toprak bütünlüğünü haiz bir Filistin Devleti mutlaka kurulmalıdır" diyerek parlamenterlere bu süreçte önemli sorumluluklar düştüğünü hatırlattı.
Rusya-Ukrayna savaşında da her iki tarafla konuşabilen, hakkaniyetli duruşuyla güven veren bir müttefik olarak barış çabalarına aktif katkı vermeyi sürdüreceklerini belirten Erdoğan, zirvenin ittifakın birlik ruhunu güçlendiren neticeler doğurmasını temenni etti.