Ezânla Aramıza Set mi Çekiyoruz!

Köşe Yazıları - 14-12-2020 06:29

 Şanı ve şerefi Allah’a mahsus, yapılan çağrının Allah(c.c) adına olduğu Ezân-ı Muhammedî, İslâm âleminin bütün zikir, fikir, düşünce ve duygu iklimini sinesinde barındıran baş tacıdır.

Ezânın mana ve mahiyeti bahsine bir önceki yazıda değinmiş, değinmiş olduğumuz mahiyetler doğrultusunda “Ezânla aramıza set mi çekiyoruz?” diye sormuştuk.

...

     Sanki ezânın mana ve mahiyeti ile ilgili tüm hâsletler, maziye karışıyor gün geçtikçe. Beli bükük ihtiyarlarımızın anlattığı öğütlerin arasında, gelişigüzel değiniliyor gibi. İslâm âlemine kattığı huzur, huşû, selâmet, esenlik, ferahlık, fetihler yolda takılı kalıyor da gönül âlemine erişemiyor gibi. “Bir zamanlar” diye başlanılan masalların arasında mı kalıyor ezânın ehemmiyet ve mahiyeti?

   Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Erihna Ya Bilâl! (Rahatlat bizi Yâ Bilâl!)” diye buyururlarmış. Hz. Bilâl (r.a)’in o keskin, tok, dokunaklı ve etkili sesiyle okunan ezâna meftun olurlarmış. Tepeden tırnağa tüyleri ürperirmiş sesinin hâşmetinden. Hz. Bilâllerde mi mâziye gark oldu artık? Gözler, kulaklar, gönüller, ruhlar Hz. Bilâlleri arıyor. Sanki bir hâmlık, çiğlik, oturmamışlık ve yetersizlik var ezânlarda. “Yarım kalan bir işe yetişir gibi alelade, okunmak için okunuyorum” diyor ezânlar. Mana ikliminden bî-haber, içleri bomboş, duygusuz gibi. O nağmeler, âheng, etkileyecilik, insanın içini sarıp sarmayalan sıcaklık, yumuşaklık hissedilemiyor. Yarım kalan, eksik olan bir şeyler var gibi. Tamamlanamıyor âdem ezân ile... Nitekim; “Allah güzeldir, güzelliği sever” buyruldu bize. Güzel olan sadâya her geçen gün daha fazla iştiyâk duyar oluyoruz.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Günün Diğer Haberleri
haber yazılımı