Neden? Çünkü bizim dışarıya açılmamıza, bir teklif ortaya koymamıza, gelişmemize izin vermediler. Kullandıkları argüman neydi? Parlamenter sistem. Türkiye, 2023’teki hedeflerini en az 10 önce yakalamış olmalıydı, jeopolitik ve tarihi konumunu kullanarak en azından bölgesel güç haline gelmeliydi. Hiçbiri olmadı.
Türkiye’yi yıllarca IMF’ye muhtaç ettiler, enflasyon ile milleti boğuşturdular, dolarla operasyonlar çektiler, cebimizdeki parayı aldılar, üretim sözcüğünü ortadan kaldılar.
Daha da önemli kimliğimizi silmek istediler, bizim 400-500 yıl hüküm sürdüğümüz toprakları unutmamızı sağladılar ve bunu parlamenter sistemle yaptılar.
Parlamenter sistemdeki darbeler, hükümetsizlik, koalisyonlar, ekonomik krizler Türkiye’ye adeta bir kapalı perde haline getirdi. Belirsizlik olduğu için kaygan zemindeki siyasi arenada Menderes’in, Özal’ın, Erbakan’ın yaptıkları kazanımlarda kısa sürede heba edilmişti. Parlamenter sistemin ayağımıza vurulan bir pranga olduğu mevcut tabloda çok doğru bir tespit. Türkiye hedeflerine koşmalı, Osmanlı’nın emaneti olan ülkeler ile yeniden bağlar tesis etmeli, sanayi de çağ atlamalı, ihracatını geliştirmeli. Büyük Türkiye’nin yol haritası budur. Önce bölgesel güç, ardından ekonomik ve siyasi küresel güç. Lakin parlamenter sistem ile bu hedefler mümkün değil, Türkiye aslına dönemez, belirleyici bir aktör olamaz, AB’nin karşısına dikilemez.
O yüzden Cumhurbaşkanlığı Sistemi bir çözüm olacak önümüzde. 16 Nisan’da “EVET” dersek, sürekli hale gelecek istikrar ve güven ortamıyla kısa vadede 2023 hedeflerini yakalayacağız, öngörülerimiz sağlam olacak, AB’ye ABD’ye karşı 80 milyonun birliğiyle mücadele vereceğiz…