Avrupa’da yaşayan gurbetçi kardeşim, bu yazım belki bazılarımızı düşündürecek, belki de kendimizle yüzleşmemize vesile olacak. Maksadımız kimseyi incitmek, gurbetçilerimizi bir kalıba sokmak değil. Maksadımız, hepimizin zaman zaman gözden kaçırdığı bir davranışı sorgulamak.
Çünkü bazen insanın duymak istediği sözler değil, kendisini düşünmeye sevk eden gerçekler daha çok fayda sağlar.
Avrupa’da yaşayan insanlarımız yıllardır çalışıyor, üretiyor, ailelerini geçindiriyor ve iki ülke arasında gönül köprüleri kuruyor. Memleket hasretini yüreğinde taşıyan, Türkiye’ye geldiğinde toprağına kavuşmanın sevincini yaşayan nice insanımız var. Elbette onların emeği, özlemi ve memleket sevgisi takdire değer.
Ancak hep birlikte düşünmemiz gereken bir konu var: Avrupa’da gösterdiğimiz sabrı, disiplini ve kurallara saygıyı Türkiye’de de aynı şekilde gösterebiliyor muyuz?
AVRUPA’DA SABIR, TÜRKİYE’DE NEDEN SABIRSIZLIK?
Avrupa’nın havaalanında gümrükte, pasaport kontrolünde ya da valiz beklerken saatlerce sırada kalan insanlarımız var. Bekliyoruz, sabrediyoruz, sıramızın gelmesini bekliyoruz. Çoğu zaman kimsenin önüne geçmeye çalışmıyor, başkalarının hakkına saygı gösteriyoruz.
Peki, Türkiye’ye geldiğimizde neden bazen farklı bir tabloyla karşılaşıyoruz?
Havaalanında on dakika beklediği için öfkelenen, sıranın yavaş ilerlemesine tahammül edemeyen, görevlilere sesini yükselten insanlarla karşılaşabiliyoruz.
Elbette her insanın yaşadığı şartlar farklıdır; her bekleyişin de kendine göre bir sebebi olabilir. Ancak ortada bir haksızlık yokken yalnızca beklemek zorunda kaldığımız için öfkelenmek, başkalarının da bizimle aynı şartlarda beklediğini unutmak doğru mudur?
Kardeşim, senin zamanın kıymetliyse sırada bekleyen diğer insanların zamanı da kıymetli.
Avrupa’da saatlerce beklerken gösterdiğimiz sabrı Türkiye’de de gösterebilmeliyiz. Çünkü sabır, ülkeye göre değişen bir davranış değil, insanın karakterini güzelleştiren bir erdemdir.
Mesele yalnızca sırada beklemek değil; başkasının hakkına, zamanına ve insanlık onuruna saygı gösterebilmektir.
TRAFİKTE BİR DAKİKA, BİR İNSANIN HAYATINDAN DAHA MI KIYMETLİ?
Gelelim trafiğe…
Avrupa’da kırmızı ışıkta duruyor, yaya geçidinde yayaya yol veriyor, şerit kurallarına dikkat ediyoruz. Çünkü düzenin herkesin güvenliği için gerekli olduğunu biliyoruz.
Türkiye’de de milyonlarca insan aynı sorumlulukla hareket ediyor. Ancak ne yazık ki bazı sürücülerimiz trafikte sabırsız davranabiliyor.
Kırmızı ışıkta öne geçmeye çalışanlar, emniyet şeridini kendi yolu gibi kullananlar, birkaç araç ilerlemek için tehlike oluşturanlar, korna çalarak diğer sürücüleri baskı altına almaya çalışanlar…
Bu davranışları kim yaparsa yapsın, yanlış değil mi?
Bir dakika kazanmak için başka bir insanın hayatını tehlikeye atmaya değer mi?
Belki evine yetişmeye çalışan bir baba, belki çocuğunu okuldan almaya giden bir anne, belki de yıllarca direksiyon sallayarak ailesinin geçimini sağlayan bir şoför var o trafikte.
Herkesin bir telaşı, herkesin bir derdi var. Ancak hiç kimsenin acelesi, başkasının can güvenliğinden daha önemli değil.
Trafikte gerçek ustalık, herkesi geride bırakmak değil; herkesin güvenle evine ulaşmasına katkıda bulunmaktır.
Avrupa’da kurallara uyup Türkiye’de ihlal eden de olabilir, Türkiye’de kurallara uyup Avrupa’da yanlış davranan da. Bu nedenle mesele bir ülkenin insanlarını diğerinden üstün görmek değil, doğru davranışı nerede olursak olalım sürdürebilmektir.
VATAN SEVGİSİ SADECE MEMLEKET HASRETİ DEĞİLDİR!
Memleketimizin havasını seviyoruz. Köyümüzü, sokağımızı, akrabalarımızı özlüyoruz. Türkiye’ye kavuştuğumuzda sevinçten gözleri dolan, memleket toprağına hasretle sarılan insanlarımız var.
Bunların hepsi güzel, hepsi kıymetli.
Ancak vatan sevgisi yalnızca memleketin toprağını öpmek, bayrağını sevmek, sevdiklerimizle hasret gidermek değildir.
Vatan sevgisi, o vatanda yaşayan insanların hakkını da korumaktır.
Sırada bekleyen yaşlıya saygı duymaktır. Trafikte yayaya yol vermektir. Kamu görevlisine haksız yere hakaret etmemektir. Başkasının hakkını kendi rahatına feda etmemektir.
Ülkemizi seviyorsak ülkemizin insanına da saygı göstermeliyiz.
Çünkü vatan dediğimiz şey yalnızca üzerinde yaşadığımız toprak değildir. O toprağın üzerinde yaşayan insanların huzuru, güvenliği, emeği ve birbirine duyduğu güvendir.
Memleketimizi sevmek kadar, memleketimizi güzelleştiren insanlara karşı sorumluluklarımızı yerine getirmek de önemlidir.
KURALLAR ÜLKEYE GÖRE DEĞİL, VİCDANA GÖRE Mİ OLMALI?
Öncelikle hakkı teslim edelim: Avrupa’da yaşayıp Türkiye’de de kurallara uyan, insanlara saygı gösteren, örnek davranışlarıyla takdir toplayan binlerce gurbetçimiz var. Onların emeğine, duruşuna ve memleket sevgisine sözümüz yok.
Aynı şekilde Türkiye’de yaşadığı hâlde kurallara büyük bir hassasiyetle uyan, başkasının hakkını kendi hakkı kadar önemseyen milyonlarca insanımız da var.
Bizim eleştirimiz gurbetçiliğe veya herhangi bir topluluğa değil, bulunduğu yere göre davranışını değiştiren anlayışadır.
Avrupa’da sıraya girip Türkiye’de sırayı bozan, orada trafik kurallarına uyup burada ihlal eden, yabancı ülkede başkasının hakkını gözetip kendi ülkesinde bunu ihmal eden kim varsa, hep birlikte bu davranış üzerinde düşünmeliyiz.
Çünkü ahlak, yalnızca denetlendiğimiz zaman doğru davranmak değildir. Kimse bizi görmediğinde de doğru olanı yapabilmektir.
Kurallara sadece ceza almamak için değil, başkasının hakkını korumak için uymalıyız. Saygıyı yalnızca yabancı ülkelerde değil, kendi insanımızla ilişkilerimizde de göstermeliyiz.
Gerçek medeniyet, insanın nerede yaşadığıyla değil, nerede olursa olsun nasıl davrandığıyla ölçülür.
SON SÖZ: NEREDE YAŞARSAK YAŞAYALIM, AYNI SAYGIYI GÖSTERELİM!
Avrupa’da yaşayan gurbetçi kardeşlerimiz, sizler yıllardır gurbette emek veren, ailesi ve memleketi için mücadele eden, iki ülke arasında gönül köprüleri kuran insanlarımızsınız. Memleket hasretinizi, yol yorgunluğunuzu ve Türkiye’ye kavuşmanın heyecanını elbette anlıyoruz. Türkiye’ye geldiğinizde huzur bulmanızı, kendinizi evinizde hissetmenizi hepimiz isteriz.
Ancak hep birlikte düşünmemiz gereken bir mesele var.
Avrupa’da kurallara ve sıraya gösterdiğimiz özeni Türkiye’de de gösterebiliyor muyuz? Saatlerce beklerken orada sergilediğimiz sabrı, burada da koruyabiliyor muyuz? Direksiyon başında yalnızca kendi rahatımızı değil, diğer insanların can güvenliğini de düşünüyor muyuz?
Elbette her gurbetçimiz böyle davranmıyor; aynı şekilde bu sorunlar yalnızca gurbetçilere de özgü değil. Mesele, nerede yaşadığımız değil, nerede olursak olalım nasıl davrandığımızdır.
Gurbetçi kardeşim, Avrupa’da kazandığın tecrübeyi, disiplini ve kurallara saygıyı Türkiye’de de yaşat. Burada yaşayan kardeşim, sen de aynı sorumluluğu taşı. Çünkü bu ülke hepimizin; yollarımız, sokaklarımız, haklarımız ve sorumluluklarımız ortak.
Birbirimizi suçlamak yerine birbirimize örnek olalım. Yanlışı kim yaparsa yapsın eleştirelim, doğruyu kim yaparsa yapsın takdir edelim.
Unutmayalım: Medeniyet, yalnızca belirli bir ülkede kurallara uymak değil, her yerde insan hakkına saygı göstermektir.
Gelin, yaşadığımız ülkeye göre değil, vicdanımıza göre davranalım. Sırada sabırlı, trafikte saygılı, insan ilişkilerinde anlayışlı olalım.
Çünkü gerçek vatan sevgisi yalnızca memleketi özlemekle değil, o memlekette yaşayan insanların hayatını da güzelleştirmekle anlam kazanır.
Nerede yaşarsak yaşayalım, aynı vicdanı taşıyalım. Avrupa’da da Türkiye’de de saygıyı elden bırakmayalım. Birbirimize yük değil, örnek olalım.
ÇÜNKÜ GÜZEL BİR ÜLKE, SADECE KURALLARIYLA DEĞİL; İNSANLARININ BİRBİRİNE GÖSTERDİĞİ SAYGIYLA GÜZELDİR!