HER REFORMU KARARLILIKLA UYGULAYACAĞIZ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kamu Denetçiliği Kurumunca düzenlenen Uluslararası Kamu Denetçiliği Sempozyumu'nda konuştu.

Kültür - 04-09-2013 09:53

Başbakan Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, 11 yıl içinde gerçekleştirdikleri reformların demokrasi konusunda samimiyetlerini ortaya koyduğunu söyledi.
 
Hükümeti eleştirenler ve kamuoyuna şikayet edenlerle, Türkiye'de yıllardır değişimin ve demokrasinin önünde duran kesimlerin aynı olduğunu ifade eden Erdoğan, "Türkiye'yi dünyaya, ifade özgürlüğü olmayan bir ülke olarak lanse edenlerle, içeride çözüm sürecine karşı çıkanlar aynı kişilerdir" diye konuştu.
 
Suriye'de şu anda yüzbinlerce insanın öldürüldüğünü ve öldürülmeye devam edildiğini hatırlatan Erdoğan, bu süreçte Batı'nın ve Avrupa Birliği'nin sadece konuştuğunu hiçbir adım atmadığını, Mısır'daki askeri darbeye 'darbe' diyemediklerini vurguladı.
 
"O zaman bize tanımlasınlar darbe nedir" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Demek ki aklına geldiği zaman bu tür darbeler rahatlıkla yapılabilir, meşrudur, sandığın içinden çıkmak hiç önemli değil ki bunu da üzüntüyle söylüyorum, bir şey son zamanlarda tutturuldu gidiyor. Nedir o? Çoğunluğun azınlığa tahakkümü hep bu konuşuluyor. Yani çoğunluk eğer halkından ülkeyi yönetme yetkisini almışsa ülkeyi yönetir, zulmediyorsa ve yanlış yapıyorsa yargı niye vardır, bunları yargılamak için vardır, sandık niye vardır önüne tekrar sandık geldiği zaman onu indirmek için vardır ama böyle diyerek azınlığın veya seçkinlerin çoğunluğa tahakkümünü neyle izah edeceksiniz. Bir de bu var. Azınlık çoğunluğa tahakküm ediyor, seçkinler aynı şekilde tahakküm ediyor.
 
Bakıyoruz ki Danıştay gibi önemli bir kurumumuz bir karar alıyor. Karar bu ülkede başı örtülü olanlarla ilgili olumlu bir karar. Hukukçu, akademisyen, avukat neyse biride çıkıyor diyor ki 'biz bunu kınıyoruz ve üzüntü duyuyoruz, bunu kabullenemiyoruz'. Bu nasıl iş, bir taraftan inançlara saygıdan bahsedeceksin diğer taraftan inancının gereğini yerine getirenlere karşı böyle bir tavrın içine gireceksin. Bir diğer taraftan da bir yargı kurumunun aldığı karara da 'üzüntüyle karşılıyoruz' diyorsun. İşine geldiği sürece evet, işine gelmediği sürece hayır."
 
"Türkiye'de artık vatandaşının hizmetkarı bir devlet var"
 
Yıllarca azınlık konumunda olanların hep bu duruma sabrettiklerini ama asla ellerine molotof kokteyli alıp sokaklara çıkmadıklarını vurgulayan Erdoğan, "Biz bu ülkede başı örtülü, başı açık bütün vatandaşlarımıza hep saygı duyuyoruz ve hepsi de bizim güvencemiz altında. Bugüne kadar da bunu yerine getirmenin bahtiyarlığı içindeyiz. Böyle yaptığımız içindir ki halkımız bizi kucakladı, biz de halkımızı kucakladık. Bu şekilde bu süreci işletiyoruz" ifadesini kullandı.
 
Cumhuriyet tarihinin en köklü, en demokratik reformlarını gerçekleştirdiklerine ve bu reform kararlılığını da sürdürdüklerine işaret eden Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Demokrasi güçlendikçe imtiyazlarını kaybedenler var ülkemizde. Hukuk güçlendikçe imtiyazlarını kaybedenler değişimi engellemek için her yola başvuruyor ama biz hiçkimseye imtiyaz sağlamadan, ayrıcalık tanımadan 76 milyona eşit mesafede bir devlet anlayışını, 76 milyonun tamamına eşit mesafede bir hukuk sistemini kurduk ve güçlendirmeye de devam ediyoruz. Etnik kökeni, dini, mezhebi, dünya görüşü ve yaşam tarzı her ne olursa olsun 76 milyon, devlet karşısında, hukuk karşısında eşit bir konumdadır. Temel hak ve özgürlükler noktasında tamamen eşit haklara sahiptir. Türkiye'de artık devlet vatandaşına tepeden bakan, kibirle bakan ceberrud bir devlet değil, vatandaşının hizmetkarı bir devlettir."
 
"Her reformu kararlılıkla uygulayacağız"
 
Türkiye'de artık bürokrasinin vatandaşa tepeden bakan, vatandaşı azarlayan, oyalayan bir anlayışa değil, vatandaşa hizmetkar olma anlayışına sahip bir bürokrasi haline getirildiğine dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Sürekli bunu telkin ediyoruz. Zaman zaman aksaklıklar olabilir doğrudur, yanlışlar olabilir doğrudur ama bunların üzerine kararlılıkla gidiyoruz ki ombudsmanlık bunun için var. Vatandaşın haklarını her şeyin üzerinde tutuyoruz, tutacağız. Bir tek vatandaşımızın bile devlet kapısından boynu bükük, kalbi kırık, hakkını alamadığını düşünür şekilde ayrılmasına gönlümüz razı olmaz. Her vatandaşın devlet kapısından güler yüzle girmesini, çıkarken çok daha mütebessim çıkmasını sağlayacak, bunun için her tedbiri alacak, her reformu kararlılıkla uygulayacağız. Zihniyet değişimi takdir edersiniz ki kolay değil zordur. Meşhur deyişle önyargıları kırmak, atomu parçalamaktan daha zordur. Biz bunu başaracağız. Kamu Denetçiliği Kurumu işte bu anlayışın bir neticesidir. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı bu anlayışın bir neticesidir. Özellikle yargıda gerçekleştirdiğimiz reformlar bu anlayışımızın bir sonucudur. İnşallah bunlarla yetinmeyecek, çok daha iyilerini vatandaşımızla buluşturacağız..
 
Erdoğan, Kamu Denetçiliği Kurumunca düzenlenen Uluslararası Kamu Denetçiliği Sempozyumu'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'de çok partili sistemin ve sandık kültürünün, çok partili seçimlerin yapıldığı ilk günden itibaren hızla karşılık bulduğuna işaret ederek, Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyada sandığın, milli iradenin, demokrasinin gücüne inanan, bunu önemseyen, benimseyip yaşam tarzı haline getiren örnek ülke olduğunu söyledi.
 
Son 11 yılda gerçekleştirilen reformlardan örnekler veren Erdoğan, devlet güvenlik mahkemelerini kaldırdıklarını, belli bölgelerdeki olağanüstü hale son verdiklerini, vatandaşlıktan çıkarılanlara haklarını iade ettiklerini, yerleşim birimlerine eski isimlerinin verilmesinin önünü açtıklarını, bürokrasiyi azalttıklarını, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi talebini yerine getirdiklerini, askeri yargının yetki alanının daraltılmasını, EMASYA Protokolünün kaldırılmasını, Yüksek Askeri Şura kararlarına karşı yargı yolunun açılmasını sağladıklarını, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı getirdiklerini, "işkenceye sıfır tolerans" dediklerini ve bunu kararlılıkla uyguladıklarını, kültürel hakların, çocuk ve kadın haklarının kullanılmasında sessiz devrim gerçekleştirdiklerini, yargıda, ifade hürriyetinde, temel hak ve özgürlüklerde tarihi nitelikte reformları hayata geçirdiklerini anımsattı.
 
Bunların 11 yılda yaptıkları reformların sadece bir kısmı olduğunu belirten Erdoğan, ilk başta çok ciddi bürokratik engelle karşılaşıldığını, "Türkiye bölünür, parçalanır, toplumsal huzur bozulur, devlet gücünü kaybeder" denildiğini, hiçbir temeli olmayan eleştiriler yapıldığını, engellerin önlerine çıkarıldığını, bu reformların engellenmeye çalışıldığını belirtti. Erdoğan, "Ancak bu kaygıların, eleştirilerin tam tersine biz bu reformlarla Türkiye'yi güçlendirdik, toplumsal huzurun arttığını hep birlikte gördük, dayanışma ve kaynaşma bu süreçte daha da arttı" diye konuştu.
 
Engellilere Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş imkanları her alanda kendilerinin getirdiğini ifade eden Erdoğan, "Türkiye'de bırakınız bürokrasiyi siyasi partiler dahi, medya dahi bu reformlara karşı çıkarken Hükümetimiz çok kararlı şekilde bu reformları gerçekleştirmiştir. Bu süreçte siyasete de medyaya da güç ve özgürlük alanları sağlayan yine Hükümetimiz olmuştur" dedi.
 
"Belli konular mayınlı araziydi"
 
Bundan 11 yıl önce bir siyasetçinin, bir siyasi partinin her konuda konuşma, her konuda görüş bildirme özgürlüğü bulunmadığını anımsatan Erdoğan, şunları dile getirdi:
 
"Belli konular adeta mayınlı araziydi. Şahsım, ben, Talim Terbiye Yüksek Kurulunun övgüyle bahsettiği kitaplarda yer alan Ziya Gökalp'e ait bir şiiri okuduğum için mahkum oldum, bundan dolayı hapiste yattım. Kimse şu anda bunu görmüyor, bize saldıranlar. Burası çok manidardır. Sadece bununla kalınmadı, biz bunların önünü açtık. Şu anda yazarken, çizerken bırakın eleştiriyi, eleştiri sınırlarını aşarak bize hakaret etme özgürlüğüne sahip olanlar, şu anda bizi, 'Bizim düşünce özgürlüğümüz yok' diye eleştiriyor. Bunu anlamak mümkün değil. Küfre varıncaya kadar bunları yapabildikleri halde hala kalkıp 'özgürlüğümüz yok' diyebiliyorlar. 'Şu ne der, bu ne der' diyerek siyasi partiler dahi kendilerini kısıtlamak zorunda kaldılar, biz doğru neyse, evrensel değerler neyse bu istikamette yürüdük. Hükümetimiz sağladığı özgürlük alanıyla bu kısıtlamaları, bu korkuları tamamen ortadan kaldırmıştır."
 
Bundan 11 yıl önce gazetelerde her haberi yapmak, her manşeti atabilmek, her konuda yazabilmek, kalem oynatabilmenin mümkün olmadığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Belli çevrelerden, özellikle de devlete sirayet etmiş çetelerden korkuluyor, özgürlükler kullanılamıyordu. Hükümetimiz, medya üzerindeki, yazarlar üzerindeki ifade özgürlüğü üzerindeki tüm bu korkuları ortadan kaldırmıştır. Gösteri yapmanın, basın açıklaması yapmanın, yürüyüş yapmanın neredeyse imkansız olduğu, çok sert karşılıklar bulduğu bir Türkiye'den bugün altını çizerek ifade ediyorum şiddete başvurmadığı sürece, bunun altını çiziyorum, şiddete başvurmadığı sürece vatandaşların haklarını kullanmaları bu ülkede mümkündür, imkan dahilindedir."
 
"Bizden sonra gelen birçok çırak şimdi usta durumuna geldi"
 
Konuşmasında AB ile ilişkilere de değinen Erdoğan, şunları belirtti:
 
"AB'ye üye olmak için aday durumundaki Türkiye, tabii 50 yıl oldu bunun da burada altını çizmemiz lazım, bizden sonra gelen birçok çırak şimdi usta durumuna geldi, AB'ye alındılar. AB standartarına ulaşmak için ülkemizle mukayase etmiyorum birçoğunu, 11 yılda çok önemli reformlar yaptığımız halde hak ve özgürlüklerin kullanılması noktasında AB standartlarını yakalamış hatta bazı alanlarda bu standartları aşmıştır. 23. ve 24. fasılların açılması noktasında, AB'nin şartı ki temel hak ve özellikle yargı konusunu ilgilendiriyor, biz buna hazır haldeyiz şu anda, bizim hiçbir eksiğimiz yok."
 
Buna Güney Kıbrıs'ın engel olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Kim bu Güney Kıbrıs? Malum, siyasi nedenlerle AB'ye üye yapılan, daha sonra AB üyesi bazı ülkelerin 'Biz Güney Kıbrıs'ı üye yaptık ama yanlış yaptık' diyenlerdir ki bunların en başında da sayın Merkel gelmektedir. Bizzat bunu kendisi de ifade etmiştir. Güney Kıbrıs'ın konumu, durumu bellidir" şeklinde konuştu.
Günün Diğer Haberleri
haber medya kadın