Işık Hızında Bir Unutkanlık Yapıştı Ciğerimize

Acısını yaşayabilmeli bir insan! İçinde acıyla yanan kor alevleri, kendi söndürene kadar yasını tutabilmeli

Köşe Yazıları - 16-05-2013 10:12

Acısını yaşayabilmeli bir insan!

İçinde acıyla yanan kor alevleri, kendi söndürene kadar yasını tutabilmeli.

Yanmaksa yanmalı, kül olana dek.

Ağlamaksa ağlamalı, tükenene dek.

Haykırmaksa haykırmalı, sesi duyulana dek.

Ama biz acılarımızı yaşamayı unutur olduk.

Işık hızında bir unutkanlık yapıştı ciğerimize. Canımızı ne yaksa hemen unutuyoruz. Bir hız tuzağının kurbanı olmuş gibiyiz. O kadar çabuk geçiyor ki görüntüler, ne zaman içimiz buruldu, ne zaman tebessüm ettik birbirine karışıyor.

Reyhanlı'daki o dehşet patlamanın ardından birkaç saat geçmiş TV kanalları yayın akışını bozmadan devam ediyor. Gazetelerde patlamanın haber değeri taşıyan kısmı dışında derin bir suskunluk hakim(di). Acının hemen ertesi, sosyal medyada harıl harıl anneler günü kutlandı. Sanki memleketimde bombalar patlamamış! Anneler evlatsız, evlatlar annesiz kalmamış gibi. Sanki kolsuz, bacaksız, kimsesiz, evsiz insanların içinde sıkışıp kaldığı o acı anında zaman onlar için donup kalmamış gibi. Hoyratça!

Bazen hiçbir söz, hiçbir kelam acıyı avutamaz. Biliyorum. Avutmak için değilde acıları paylaşmak çin kurduğunuz bütün cümleler ise sadece birer ses dalgasından ibarettir. Havada dağılıp kaybolurlar. Ama acının içine sıkışıp kaldığınız o akmayan zamanda yanınızda kimim olduğunu, acınızla kimin öylece durup kaldığını asla unutmazsınız. Acının olduğu yerde durabilmek. Bencilleşmeden.

Modern dünyanın getirdiği en büyük kayıp, kişinin her geçen gün daha çok bencilleşmesidir. Modern insan için dünyanın neresinde neler olduğunu öğrenmek, en az yan komşuda ne olduğunu bilmek isteği kadar normaldir. İşte hepsi bu! Merak duygusu tatmin olunca, böyle bir olay asla onun başına gelmeyecekmiş gibi sakince, güle oynaya, kaldığı yerden hayatına devam eder. Korkakça.

Oysa böyle zamanlarda biz insanların yapması gereken tek şey, acının yanında durmak olmalıydı; ama biz, birbirimizi unuttuk. Acıdan yıkılan bir insanın yaslanması için omzumuzu uzatmak yerine, kendimizi korur olduk.

Toplum olarak, yas nasıl tutulur unuttuk.

Acı nasıl paylaşılır unuttuk.

Bir insanın yanında, için yana yana nasıl susulur unuttuk.

Halk olarak buradayız, farkındayız demeyi unuttuk.

Bu kadar unutkanlığın arasında yaşayan bir toplum olarak bizler de unutulmaya mahkum olacağız.

Bir an evvel kendimize ait olanları hatırlayıp, gölge olmaktan kurtulup, ete kemiğe bürünmek gerek. Gözlerimizin gördüğünü, kulaklarımızın duyduğunu, aklımızın ve yüreğimizin gümbür gümbür zamanın notlarını tuttuğunu hatırlatmamız gerek.

Bugün dünyanın neresine giderseniz gidin... Halk farkında olduğunu belli etmedikçe, yanlış olanı işaret etmedikçe, devlet(ler) çözüm üretmez. Kamuoyu denilen çoğunluk, yolu belirleyendir. Eğer bir ülkede yanlış giden bir şeylerin olduğu, bu kadar çok konuşulmaya başlanmışsa, bunun sebebi her şeyi çok çabuk unutuyor olmamız olabilir mi?

Acıları bu kadar çabuk unutma, unutturma!
 
Günün Diğer Haberleri
haber medya kadın