İslam coğrafyasının yüreği Mısır ile birlikte

Kahire Üniversitesi Konferans Salonu'nda bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, Türkiye ve Mısır'ın bölgenin iki güçlü devleti, iki kadim medeniyeti olarak tarih yolculuğunda hep beraber olduğunu, bir olduğunu, kardeş olduğunu vurguladı

Kültür - 18-11-2012 12:05

Mukattam Tepeleri'nin burçlarında Selahaddin Eyyubi'nin şahsi manevisinin kendilerini izlediğini ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Başımızı öne eğmeyecek, tam tersine başımızı Mukattam Tepeleri'ne çevirecek orada Selahaddin Eyyubi'yi, orada bu coğrafyanın, bu ülkenin, bu şehrin şanlı tarihini, kadim medeniyetini görecek ve gururla iftiharla geleceğe ilerleyeceğiz'' dedi.
 
Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
 
''Türkiye'nin İstiklal Şairi Mehmet Akif ile Mısır'ın Nobelli yazarı Necip Mahfuz şurada, Han Halil'de Tişami adlı kahvede nasıl aynı havayı teneffüs edip, vatanlarını yazdılarsa, bizler de farklı dillerde bile olsa birbirimizin ezgisini dillendiriyoruz, onu mırıldanıyoruz, topraklarımız arasına cetvelle çizilmiş sınırlar bizi fiziken ayırsa da gönüllerimizi ayırmaya, ruhlarımızı parçalamaya, muhabbetimizi bölmeye asla yetmemiştir. Türkiye ile Mısır'ın kalbi birlikte atar, Nil ile Fırat aynı gönülün ırmaklarıdır ve aynı ruh iklimine, aynı gönül ummanına dökülürler. Hiç kuşkusuz Trabzon'un, İstanbul'un, İzmir'in, Antalya'nın sahillerini okşayan su, İskenderiye'nin sahillerini okşayan Akdeniz'in suyuyla aynıdır. İşte biz, bu coğrafyada ırmaklarımız, denizlerimiz, ortak medeniyetimiz ve kardeş tarihimiz gibi inşallah ebediyen bir ve beraber olacağız. Türkiye ve Mısır birlik oldukça, Türkiye ve Mısır aynı istikamete baktıkça inanın bu topraklarda barıştan başka hiçbir şeyin türküsü söylenmeyecektir. Biz, tarih boyunca olduğu gibi bugün ve yarın da el ele tutuştukça inanın bu toprakları ağıtlar, bu toprakları kan ve göz yaşı değil barışın ezgileri sulayacaktır.''
 
''Adalet bizim ortak medeniyetimizin özüdür, esasıdır, temelidir''
 
Başbakan Erdoğan, halkın hür iradesiyle belirlenmiş Mısır yönetiminin Türkiye ile işbirliğine verdiği önemi somut biçimde ortaya koymasından büyük bir memnuniyet duyduklarını dile getirerek, Türkiye'nin, Mısır'ın içinden geçtiği siyasi ve ekonomik dönüşüm sürecini her aşamada desteklemeye kararlılıkla devam edeceğini söyledi.
 
Mısır halkının beklentilerini yansıtan, Mısır halkının birliğini daha da güçlendirecek bir anayasanın Mısırlıların olduğu kadar Türkiye'nin de en büyük temennilerinden biri olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, ''Mısır ancak bu şekilde aradığı uzun vadeli istikrarı elde edebilecektir, uzun vadeli istikrar ise Mısır halkının beklentisi olan ve hak ettiği daha iyi hayat standartlarının sağlanmasının olmazsa olmaz şartıdır'' diye konuştu.
 
Ülkelerin geleceğine dair büyük hedeflerin ancak büyük çabalarla ve halkın ortak kararlılığıyla sağlanabileceğini anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
 
''Bizler kadim bir medeniyetin mirasçıları olarak kendi özgün tecrübemiz üzerinden, kendimize ait bir istikbali şekillendirecek güce ziyadesiyle sahibiz. Hürriyet bizim medeniyetimizin özüdür, insana saygı bizim ortak medeniyetimizin özüdür. Temel hakların dokunulmazlığı, sosyal dayanışma, yöneticilerin halka hesap vermesi bizim medeniyetimizin özüdür. En önemlisi de adalet bizim ortak medeniyetimizin özüdür, esasıdır, temelidir. Hiçbir inanç, köken, dil, renk farkı gözetmeksizin herkesi kucaklayan anlayışı coğrafyamızdaki ortak medeniyetimizin esası olarak kabul ediyoruz. Bizde ne Arap'ın beyaza ne de beyazın Arap'a üstünlüğü yoktur. Yaratılanı yaratandan ötürü seviyoruz. Hedefimiz budur. Demokrasinin nüvesini teşkil eden farklılıkları bir arada yaşatabilme anlayışının özü yine bizim medeniyetimizde köklerini bulur. Mısır bu bakımdan gerçekten çok zengin bir birikime sahip. Mısır bir medeniyet zenginliğine sahip. Biz, hiçbir yerden model arama ihtiyacı içinde milletler değiliz, kendi tarihimiz, kendi medeniyetimiz bize hürriyet konusunda, birlikte yaşama kültürü, farklılıklara saygı gösterme ve adalet konusunda gereken dersi, tecrübeyi ziyadesiyle vermektedir.
 
Esasen Arap uyanışı, bir başkalaşım değil, tam tersine öze dönüştür, ruh köküne dönüştür. Medeniyetimizin esaslarıyla buluşma, yani tarihin kendi mecrasına yönelmesidir. Nasıl ki sizler özünüzden, tarihinizden, medeniyetinizden aldığınız güç ve ilhamla devrimi gerçekleştirdiyseniz, inanıyoruz ki aynı güç ve ilhamla geleceği de barış üzerine şekillendireceksiniz.''
 
''Tüm İslam coğrafyasının gözü, gönlü, yüreği Mısır ile birliktedir''
 
Başbakan Erdoğan, tarih boyunca Mısır'dan gelen her acı ve hüzünlü haberin Türkiye'de üzüntüyle karşılandığını, kendilerini üzüntüye gark ettiğini belirterek, ''Biz, bu coğrafyadan maalesef fazlasıyla acı haber, olumsuz haber alıyoruz. Biz, Mısır'dan artık olumsuz haberler değil, bizi sevindirecek, tüm İslam coğrafyasını sevindirecek güzel haberler almak istiyoruz. Sanmayın ki Mısır'da olan Mısır sınırları içinde kalıyor. Sanmayın ki Suriye'de, Lübnan'da, Irak'ta, Afganistan'da olan olaylar bu ülkelerin sınırları içinde kalıyor. Biliniz ki, tüm İslam coğrafyasının gözü, gönlü, yüreği Mısır ile birliktedir. Onun için biz, Mısır'dan iyi haberler almak istiyoruz'' diye konuştu.
 
Mısır'ın devrim sürecini tamamlayarak, özgürlükçü, kucaklayıcı bir anayasayla barış, huzur ve dayanışma içinde geleceğe yürüdüğünü görmek ve bundan umutlanmak istediklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, Mısır ne kadar güçlü olursa Türkiye'nin, Türkiye ne kadar güçlü olursa da Mısır'ın o derece güçlü olacağını kaydetti.
 
''Bölgenin iki güçlü devleti Mısır ve Türkiye bu coğrafyada barışın, istikrarın, huzurun teminatı olacaktır'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
 
''Hepimiz Suriye'de yaşanmakta olan insanlık trajedisine büyük bir üzüntüyle şahit oluyoruz. Rejimin neredeyse 2 yıldır kendi halkına karşı yürüttüğü kanlı savaşın izleri zihinlerden kolay kolay silinmeyecektir. Suriye halkının mücadelesi basit bir iktidar kavgası değildir, hakça, insanca onurlu bir yaşam savaşıdır. İşte bu nedenle halk bu savaşı kazanmaya mecbur; kendi vatandaşının kanını eline bulaştıran gayri meşru Esed rejimi ise kaybetmeye mahkumdur. Suriye halkının maruz kaldığı bu kıyım sadece Suriye rejimi için değil, uluslararası toplum ve tüm insanlık için de bir utanç kaynağıdır. Şam'da, Halep'te, İdlib'te ve Suriye'nin diğer bölgelerinde her gün bombalanan, şehitler veren Suriye halkına, yetim kalmış çocuklara ve gençlere bu kayıtsızlık nasıl izah edilebilir.
 
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve insan haklarının kutsallığını her fırsatta dile getiren ülkeler, Suriye'de işlenen insanlık suçuna nasıl seyirci kalabilmektedir. Bu çevrelere seslenmek istiyorum, artık geçerliliği kalmamış birtakım kurum ve kuralların arkasına saklanarak sorumluluktan kaçmak Esed'in işlediği suça ortak olmak demektir.''
 
''170 binin üzerinde Suriye vatandaşını misafir ediyoruz''
 
Başbakan Erdoğan, Türkiye'ye sığınan Suriye vatandaşlarına her türlü yardımı sunduklarını, Türkiye'nin sınır bölgesindeki barınma merkezleri ve farklı şehirlerde 170 binin üzerinde Suriye vatandaşını Türkiye'de misafir ettiklerini belirterek, ''Açık kapı politikasıyla bu ev sahipliğimiz devam edecektir. Mısır'ın, Mısır devletinin, değerli kardeşim Mursi'nin verdiği destekle inşallah en kısa sürede Suriye halkı barışa ve refaha ulaşacaktır. Bölgede Arap Ligi içerisindeki tüm ülkeler hep birlikte el ele vermeye mecburuz. Bu sorun hepimizin ortak derdidir. Burada Mısır'ıyla, Suudi Arabistan'ıyla tüm Körfez ülkeleriyle Ürdün'üyle, Lübnan'ıyla hep birlikte el ele vermeye mecburuz'' dedi.
 
Türkiye'nin Filistin meselesinde olduğu gibi Suriye krizinde de Mısır ile ortak hareket etmeye, ortak çözümler aramaya devam edeceğini vurgulayan Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı olarak da konuyu daha geniş çapta el almaya mecbur olduklarını vurguladı.
Günün Diğer Haberleri
haber medya kadın