KANUNLA ARAZİLERİN TARIM DIŞINA ÇIKARILMASI ÖNLENDİ

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, 2005 yılında Türkiye’de ilk defa Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu çıkartıldığını ve bu kanunla 442 bin hektar arazinin tarım dışına çıkarılmasının önlendiğini kaydetti.

Fikir - 18-06-2013 11:05

 Bakanlık binası Mehmet Akif Ersoy Konferans Salonu’nda düzenlenen Toprak Bayramı kutlamaları, tanıtım filmi gösterimiyle başladı. Etkinliğin açılışında konuşan Bakan Eker, bugün hayatın kaynağı olan toprağı idrak etmek, toprağı anlamak, toprakla ilgili meseleleri konuşmak, toprakla ilgili sorunları ve çözüm önerilerini aramak için bu programda biraraya gelindiğini söyledi.
 
1945’te çıkan Toprak Bayramı Kanunu ile bir kez toprak bayramının kutlandığını ifade eden Eker, “Benim arkadaşlarım da tesadüfen tespit ettiler ve bir kere kutlanmış ondan sonra maalesef kutlanmamış. ‘Biz bunu tekrar gündeme getirmek istiyoruz’ deyince ben de ‘tabii’ dedim. Bunu özellikle kentleşmeyle birlikte belki de bizim ülkemizde gelişmekte olan ülkelerde en bonkörce harcanan en kolay gözden çıkarılan, en rahat, değeri en az bilinen toprağın bu vesileyle değerini düşünelim. Anlamaya çalışalım. Bunu korumanın yollarını daha iyi değerlendirelim diye bu haftayı biz, toprakla ilgili etkinliklere ayırdık. Bugün de sizlerle bunu beraber idrak ediyoruz” diye konuştu.
 
Herkesin sahip çıkması gereken bir varlık olan toprağın, ne kadar sürede teşekkül ettiğinin ölçülemediğini bildiren Eker, “Bir avuç toprak kaç yüz bin yılda teşekkül ediyor bunu bilemiyoruz. Ama insanın hesaplama yeteneğinin bilgisinin ötesinde bir süre olduğunu biliyoruz. Bu kadar uzun süre ulaşılan bir varlık, bir kararla bir demirle, bir çimentoyla veya başka bir nesneyle ömrü kısa olan insanlık tarihinde çok daha kısa sürede var olacak başka bir varlıkta tahrip edilmesine izin vermemeliyiz” dedi.
 
“Toprağa zarar veren tek canlı insan”
 
Toprağın dönüşüm mekanizması olduğunu vurgulayan Eker, şöye konuştu:
 
“Varlık alemi içinde bitkiler ve hayvanlar dahil olmak üzere tüm canlılar içinde toprağa zarar veren bir canlı var, o da insan. Böyle bir özelliği var. Planlayarak toprağa zarar verebilen,  topraktan beslenip toprağa zarar veren başka bir canlı yok. Diğerleri sadece kendi ihtiyaçlarını oradan alırlar. Bitki kökleriyle oradan bir takım besinler almaya çalışır. Yaşaması, tohuma durması, meyveye durabilmesi için o besine ihtiyacı var, toprağın içinden ihtiyacı kadarını alır. Hayvan toprağın üstündeki otlarla hayatını idame ettirmek için bir şey alır. Ama sürdürülebilirliğine zarar verecek davranışın içine girmez. Ama insan öyle değil. Bizim varlık-toprak ilişkisi bilinci diri tutacak şekilde bilgilendirmeyi, hem kendimiz daha iyi idrak etmeli hem genç arkadaşlarımızı, çocuklarımızı bilgilendirmeliyiz. Umuyorum ki bu etkinlikler, tartışmalar, yazılar, söyleşiler, görsel malzemeler bu bilincin oluşmasına ve bu bilincin yayılmasına vesile olur.”
 
“442 bin hektar arazinin tarım dışına çıkarılması önlendi”
 
Bakanlık olarak toprağı muhafaza etmeye dönük aldıkları bazı tedbirleri anlatan Bakan Eker, 2005 yılında Türkiye’de ilk defa Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu çıkartıldığını ve bu kanunla 442 bin hektar arazinin tarım dışına çıkarılmasının önlendiğini kaydetti.
 
Türkiye’de 3 milyon 100 bin tarım işletmesinin bulunduğunu, bir işletmenin 60 dönüm olduğunu belirten Eker, Türkiye’de, bölüne bölüne kullanılamaz hale gelmiş arazi miktarının 20 milyon dönüm olduğunu bildirdi.
 
Dünyada rekabet edilen ülkelerde böyle bir şeyin olmadığını kaydeden Eker, “Biz de 60 dönümdü, ABD’de bin 810 dönüm, İngiltere 457 dönüm, Fransa 430 dönüm, Almanya 420 dönüm, İspanya 240 dönüm. Türkiye’nin kaç katı en küçüğü, 4 kat. Onların hiçbirinde babadan evlada geçerken miras yoluyla arazinin bölünmesine izin verilmiyor. Hiçbir yerde böyle bir şey yok” diye konuştu.
 
Miras yoluyla tarım arazilerinin bölünmesiyle ilgili 13 maddelik tasarının bu hafta TBMM Adalet Komisyonu ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda görüşüldükten sonra Genel Kurul’a geleceğini anlatan Eker, şunları kaydetti:
 
“Hayatımızın kaynağı olan bu değerli varlığı muhafaza etmenin birinci önceliği bu düzenlemenin yapılmasıdır. Bu düzenleme yapılmazsa inanın bizim torunlarımız, bu ülkenin topraklarında tarım yapamayacak. Eğer biz çocuklarımızın ve torunlarımızın bu topraklarda tarım yapmasını istiyorsak bu düzenlemeyi yapmamız lazım. Bu konu toplumsal desteği gerektiren bir konu.”
 
“21 yüzyılda enerji, gıda ve su alanında mücadele yapılacak”
 
21. yüzyılda yeryüzünde ülkelerin 3 alanda mücadele edeceğini ifade eden Eker, “Enerji, gıda ve su. Gıdanın kaynağı topraktır. Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarının gelecekte sorun yaşamadan karının doyurması ve mücadele alanında yenik düşmemesi için bunu teminat altına almamız lazım. Gelecek için bugünden bunu düşünmemiz lazım, yoksa yarın çok geç olur” dedi.
 
20 milyon dönümlük alanın son 15-20 yılda aşırı bölünmüşlükten dolayı kullanılamaz hale geldiğine dikkati çeken Eker, bu amaçla tarım arazilerinin toplulaştırılması projesini hayata geçirdiklerini, yıl sonuna kadar 50 milyon  dönüm arazinin toplulaştırılacağını, hedeflerinin toplulaştırmaya müasit 14 milyon hektarın 10 yıl içinde tamamlanması olduğunu söyledi.
 
Tarım teknikleri uygulanırken çevreye zarar veren tekniklerin de kullanıldığına dikkati çeken Eker, tarım teknikleri nedeniyle toprağın zarar görmemesi için damla sulama sistemleri ile ÇATAK projesi denilen Çevre Amaçlı Tarımsal Arazilerini Korunma Programının hayata geçirildiğini anlattı.
Günün Diğer Haberleri
haber yazılımı