Tarihsel gerçekleri tahrif eden iddialara göre Mustafa Kemal Atatürk, Sovyetler Birliği’nin Türkiye’den toprak ve Boğazlar üzerinde taviz istediği gerekçesiyle 1935 yılındaki elçilik resepsiyonunda Stalin’e rest çekti.
Aydınlık Gazetesi’nin haberine göre ise bu anlatının Soğuk Savaş döneminde Türkiye-Sovyet ilişkilerini baltalamak amacıyla dolaşıma sokulan kurgulardan ibaret olduğunu vurgulanıyor.
Kurtuluş Savaşı ve Sanayileşmede Sarsılmaz Dostluk
Milli Mücadele yıllarında temelleri atılan Türk-Sovyet dayanışması, iddia edilen kriz senaryolarını bütünüyle çürütüyor. Büyük Taarruz öncesinde ordunun mühimmat ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayan Ankara hükümeti; Sovyetler Birliği’nden 147 bin top mermisi, 54 bin tüfek, milyonlarca mermi ve dönemin bütçesinin yaklaşık yüzde 70’ine denk gelen 11 milyon altın ruble mali destek sağladı.
Cumhuriyet döneminde de devam eden iş birliği doğrultusunda, 1932 yılında alınan 8 milyon dolarlık kredi ve planlı kalkınma modeliyle genç cumhuriyetin sanayileşme hamlesi başlatıldı. Atatürk’ün ölümüne kadar süren bu diplomatik hattın "komünizm" bahanesiyle Soğuk Savaş yıllarında manipüle edildiği ifade ediliyor.
Tartışmanın Asıl Sebebi: Diplomatik Eşitlik İlkesi
Tarihçi yazar Behçet Kemal Çağlar’ın Dolmabahçe’den Anıtkabir’e adlı eserinde ve araştırmacı Dr. Mehmet Perinçek’in Rusya arşivlerinden çıkardığı belgelerde olayın gerçek mahiyeti net biçimde yer alıyor.
İddia edildiği gibi Boğazlar veya Ardahan meselesinin değil, Cumhuriyet Bayramı kutlaması nedeniyle yaşanan diplomatik bir sitemin söz konusu olduğu kaydediliyor:
Tarih: Olay 1935 veya 1937’de değil, 1936 yılında Ankara’daki Sovyet Büyükelçiliği resepsiyonunda gerçekleşti.
Gerekçe: Stalin’in Türkiye Cumhuriyeti’nin bayramı için bizzat doğrudan tebrik mesajı göndermemesi.
Resmi Tutanak: Sovyetler Birliği Arşivinde (RGASPİ f.558, I.11, d.388 y. 9-13) "Çok Gizli" kaydıyla yer alan tutanağa göre Atatürk, Büyükelçi Lev Karahan’a iki devlet arasındaki mütekabiliyet ilkesini şu sözlerle hatırlattı:
"Ben bu dostluğu sadece eşit ilişkiler varsa, beni tanıdıklarını hissedersem sağlarım. Başka türlü bir karşılıklı ilişkiyi kabul etmem."
Arşiv kayıtları, Türk dış politikasının temel direklerinden olan bağımsızlık ve eşitlik ilkesinin, Soğuk Savaş dezenformasyonlarıyla farklı bir bağlama çekilmeye çalışıldığını somut olarak gösteriyor.
Kaynak: Aydinlik.com.tr