Laiklik Kürtlere çok şey kaybettirir
Doç. Dr. İbrahim Özcoşar Kuzey Irak’ta Duhok Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “Kadim Akademi Buluşmaları” toplantısında ezber bozan açıklamalar yaptı: “Laiklik Kürtlere çok şey kaybettirir”
Tarih - 03-05-2012 12:05
2010 yılında Mardin Artuklu Üniversitesi’nden bir grup akademisyen tarafından kurulan KADİM Akademi Derneği, “Kadim Akademi Buluşmaları” adı altında gerçekleştirdiği yıllık toplantılarının üçüncüsünü Kuzey Irak’ta Duhok Üniversitesi’nde gerçekleştirdi. “Kürt Kültürü ve Düşüncesi” başlığını taşıyan bu yılki toplantıya Hollandalı ünlü Kürdolog Martin van Bruinessen de katıldı.
27-29 Nisan arasında gerçekleştirilen toplantının sonuç bildirgesi derneğin Danışma Kurulu Başkanı Doç. Dr. İbrahim Coşar, Kürdolog Şair Doç. Dr. Selim Temo ve Doç. Dr. Lokman Toprak tarafından açıklandı.
Artuklu Üniversitesi Rektörü: “İran, Irak ve Suriye üniversiteleri bizim için önemli”
Toplantının açılışında konuşan Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Serdar Bedii Omay, “Bize göre Ortadoğu'daki bütün insanlar, milletler kardeştirler. Ve büyük bir kültür ve tarihin parçasıdırlar. Bu bağlamda biz ve Irak bilhassa Irak Kürtleri derin tarihi, kültürel, dini ve dilsel bağlara sahibiz” diye konuştu. Omay sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yani ilişkilerimizin, işbirliğimizin daha da derinleşmesi için bizlere fırsat sunan birçok ortak yönümüz vardır. Bölge ülkeleri arasında yakın işbirliği bölgesel istikrar ve huzur için kilit önemindedir. Mardin Artuklu Üniversitesi olarak resmi sınırları aşmak amacıyla komşu ülke üniversiteleri ile işbirliği geliştirmeye özel önem vermekteyiz. Bu anlamda Iran Irak, Suriye üniversiteleri bizler için özel önem adletmektedir. Şuana kadar bu üç ülkeden çeşitli üniversitelerle ile bazı protokolleri imzaladık. Şunu da belirtmek isterim ki, bu protokollerin ilki 2 yıl önce sizin güzide üniversiteniz ile imzalamıştı. Temennimiz ikili ilişkilerin daha da ileri bir düzeye çıkarılması ve kalıcı olmasıdır.”
Duhok Üniversitesi Rektörü: “Kürt dili bir kimlik”
Omay’ın ardından söz alan Duhok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Lokman Muhammed Salih ise “Kürt Dili bir iletişim aracının yanında aynı zamanda Kürtler için bir kimliktir de. Dilin yok olması, Kürtlerin kimliklerinden soyutlanması anlamına geliyor. Mardin Artuklu Üniversitesinin Kürt Diline verdiği akademik desteği önemsiyor ve destekliyoruz” dedi.
Kadim Akademi Derneği Başkanı: “Kürdoloji çalışmaları resmi ideolojinin baskısından gelişemedi”
Kadim Akademi Derneği Başkanı Musa Öztürk ise toplantının açılışında yaptığı konuşmada “Ülkemizde, ulusalcı bir tarih anlayışının sonucu olarak son yıllara kadar Kürt dili, kültürü, tarihi, edebiyatı, folkloru, vb. alanlarda yeterli düzeyde akademik çalışmanın yapılmadığı bilinmektedir” dedi.
Öztürk sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugüne kadar Türkiye'de, resmi ideolojinin baskısından dolayı Kürtlerle ilgili yeterli düzeyde çalışma yapılmamış olması Kürdoloji çalışmalarının gelişmesini engellemiştir. Bu açıdan düşünüldüğünde Ortadoğu'nun en kadim halklarından biri olan Kürtlerin Düşünce ve kültürlerinin Duhok Üniversitenin ev sahipliğinde, akademik bir platformda son derece nitelikli uzmanlar nezaretinde üç gün boyunca tartışılacak olmasının önümüzdeki yıllarda çok olumlu gelişmelere kapı aralayacağına inanıyoruz.”
Doç. Dr. İbrahim Özcoşar: “Laik seküler yapı Kürtlere çok şey kaybettirir”
Üç gün süren toplantının sonuç bildirgesinin okunduğu oturumda konuşan Kadim Akademi Derneği Danışma Kurulu Başkanı Doç Dr. İbrahim Özcoşar, Iraklı Kürt yazar İbrahim Tahsim Doski’nin Kürtçe için Latin alfabesinin kullanılmasında bir sakınca olmadığıyla ilgili konuşmasına değindi. Özcoşar, Türkiye'de Latin alfabesinin kullanılmasının ardından travma yaşadığını ileri sürerek, Iraklı Kürtlerin bu konuda daha bilinçli ve Türkiye örneğini dikkate alan bir tavır sergilemeleri gerektiğini söyledi ve Latin alfabesini kullanmak isteyen Kürtlerin bir kez daha düşünmesi gerektiğini belirtti.
DHA’nın haberine göre Özcoşar, "Kürtler içinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin hatasını tekrarlayarak, Latin alfabesini kullanmak isteyenler yüzyılların birikimiyle oluşan Kürt yazın geleneğini bir kenara bırakıp, köklerinden bir kopuş yaşamak isteyip istemediklerini kendilerine bir kez daha sormalıdırlar. Gelenekten kopmanın aynı zamanda Kürtlükten kopuşla aynı anlama gelip gelmediği tekrar düşünülmelidir. Bu konu eğer laik seküler bir Kürt milleti oluşturmanın araçlarından biri olarak görülüyorsa, laik seküler bir yapının Kürtlere neler kazandıracağı, neler kaybettireceği konusu tekrar tekrar tartışılmalıdır” diye konuştu.
Arap ve Türk milliyetçiliği sapma
Özcoşar konuşmasını bazı Kürt akademisyenlerin yaptıkları sunuşların, Türkiye’deki resmi söyleme bağlı tarihçilerin milliyetçi yaklaşımlarına benzer özellikler taşıdığını söyleyerek sürdürdü. Özcoşar Arap ve Türk milliyetçiliğinin Ortadoğu için bir “sapma” olduğunu söyleyerek, sözlerine şöyle devam etti:
“Kürtlerin şimdiye kadar zarar gördükleri ve mücadele ettikleri Türk ve Arap milliyetçiliğine öykünmeleri anlaşılır bir durum değildir. Ortadoğu coğrafyası için bir sapma olan Türk ve Arap milliyetçiliği Kürtler için örnek olamaz. Kürtler bu süreçte, Baas Arapçılığı ve tek parti dönemi Türkçülüğünün izlediği stratejiyimi izleyecekler, yoksa kendilerine özgü bir strateji mi benimseyecekler? Bu konuları uzun uzun tartışmak gerekiyor. Tabii tüm bu tartışmalar Kürtlerin hak taleplerinin meşruluğunu gölgelememeli veya daha açık bir ifadeyle Kürtlere yönelik 'Arap ve Türk milliyetçiliğine öykünmeyin' söylemleri 'meşru haklarınızdan vazgeçin' şeklinde bir söyleme de dönüşmemeli.”
Daha önceki “buluşmalar”
Duhok toplantısı Kadim Akademi Derneği’nin “buluşmalar” adı altında yaptığı konferansların üçüncüsüydü. 2010 yılında Elazığ Hazar’da gerçekleştirilen toplantıda dernek tarafından seçilen makaleler üzerine “beyin fırtınası” tarzında toplantılar yapılmıştı. Seçilen bazı metinler ise şunlardı: “Çağdaş Dünyayı Yorumlamada İslam İlim Geleneğinin Bize Sağladığı İmkânlar: Tahsin Görgün; İslam Düşünce Geleneğinin Temelleri, Oluşum Süreci ve Yeniden Yorumlanması: Ahmet Davutoğlu; Medeniyetlerin Ben-idraki: Ahmet Davutoğlu.
İkinci “buluşma”sını geçen yıl Van’da gerçekleştiren Mardin Artuklu Üniversitesi Akademisyenleri Ortadoğu Araştırmaları Derneği (Kadim Akademi), Arap dünyasında entelektüel akımlar üzerine tartıştı. Bu “buluşma”nın yardımcı okumaları arasında da Mustafa Özcan’ın “Risale-i Nur ve İhvan-ı Müslimin: İki Mekteb” başlıklı çalışması ile İbrahim M. Ebu Rabi ile yapıklan “İslami Hareketin Entellektüel Kökenleri” üzerine röportaj yer almaktaydı.
"Bilgiyi hikmet denkleminde kutsal bir bakış açısıyla yeniden üretmek..."
Dernek internet sayfasında yer verdiği tanıtımında kendisi hakkında şunları söylüyor:
Son iki asırdır Batıya kayan veya kaydığı iddia edilen merkezi, aslına rücû ettirmek için kadim mirasa sahip çıkmak ve bilgiyi hikmet denkleminde kutsal bir bakış açısıyla yeniden üretmek gerekmektedir. Bu açıdan Kadim Akademi çatısı altında toplanan akademisyenlerin yitiklerin bulunması noktasında göstereceği çabanın bir fark yaratacağına inanıyoruz.
Dünya ekseninin Doğuya doğru kaydığı bir dönemde, kadim akademinin bilgi ve hikmet düsturu eşliğinde geleneği, yeni bir ruh ve enerjiyle modern çağa taşıma gayretinin bölgeyi, tekrar bir cazibe merkezi haline getireceğine inanıyoruz.
Artuklu Üniversitesi “Said-i Nursi Enstitüsü” hazırlığında
Mardin Artuklu Üniversitesi akademik yıl açılış töreninde Kuran okunmasıyla gündeme gelmişti. Geçtiğimiz ay başında da Said-i Nursi Sempozyumu düzenleyerek adından söz ettiren üniversite, Said-i Nursi ve Risale-i Nur Enstitüsü kurmak için hazırlıklarına devam ettiğini duyurmuştu.
Rektör Serdar Bedii Omay, Said-i Nursi Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada Kürt meselesi üzerine şunları söylemişti: "Bediüzzaman diyor ki; 'biz Kürtler başkasına benzemeyiz'. Bu çok önemlidir. Biz yakinen biliyoruz ki içtimai hayatımız, yani bizim sosyal hayatımız, Kürtler’in sosyal hayatları, Türkler’in hayat ve saadetinden neşret eder. Türkler ve Kürtler asırlardır kader birliği yapmıştır. İç içe olmuştur. Birilerin varlığı diğeri ile kayıp olan ve birlikte yaşamaya mecbur değil, mahkum olanlardır. Bediüzzaman'ı, sürekli bu mesajları vermesine rağmen ve bütün ırkçılık ve ırkçılık hareketlerine karşı bir set gibi durmasına rağmen, bölücülük ile suçladılar ve bugün huzurumuzda talebeleri var. Talebeleri çok önemli bir kısmı gayr-ı Kürt olanlardır. Sadece Kürtler’den değil doğusundan, batısından her yerden talebeleri var. Ve onun misyonunu, her tarafta ırkçılığa karşı büyük bir set oluşturdular."
"Üstad'ın değerini geç anladık"
Nisan ayı ortasında Diyarbakır'da Dicle-Fırat Diyalog Grubu tarafından gerçekleştirilen "Molla Said-i Nursi Konferansı"na katılan Duhok Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Azad Sait, "Bugüne kadar Feqiyê Teyran, Ahmedê Xanî gibi Kürt alim ve düşünürler için çok etkinlik yaptık. Ama biz Kürtler olarak Üstad Bediüzzaman’ın kıymetini anlayamadık. İlk kez vefatının 50’inci yılında bir anma töreni düzenledik" diye konuşmuştu.
Kadim Akademi'nin "buluşması"nı Duhok'ta gerçekleştirmesi, Artuklu Üniversitesi Rektörü'nün iki üniversite arasındaki imzalanan protokollere değinmesi dikkat çekti.
Kaynak: soL-Haber Merkezi
Günün Diğer Haberleri
haber yazılımı