Âlimler Kaça Ayrılır?
Hiç düşündünüz mü günümüzde ki âlimleri (özellikle İslam âlimleri) sınıflandırmak istesek kaç başlık altında toplayabiliriz?
Cümlenin uzun olması sizi yanıltmasın, çok basit bir cevabı var sorunun
Köşe Yazıları - 13-09-2013 16:55
Hiç düşündünüz mü günümüzde ki âlimleri (özellikle İslam âlimleri) sınıflandırmak istesek kaç başlık altında toplayabiliriz?
Cümlenin uzun olması sizi yanıltmasın, çok basit bir cevabı var sorunun. Siz yorulmayın sorunun cevabını ben vereyim.
İki tür âlim vardır. Tıpkı insanların “iyi- kötü, Müslüman-kâfir, kadın-erkek, samimi-art niyetli, güzel-çirkin vb…” sınıflandırmasında olduğu gibi. Âlimler de ikiye ayrılır.
Aklına geleni veya şeytanın vesvesesiyle yazan-çizen (Cahil-Gafil-Hain) ZALİM’ler
Allah’ın indirdikleriyle amel eden, teslim olmuş gerçek Müslüman ÂLİM’ler.
Bu kadar basit.
Sizin de fark ettiğiniz gibi Alim ile Zalim ifadelerinin yazılışı da bir birine çok yakın. Arada sadece bir harflik (Z) fark var.
Tıpkı dünyaya dair beklentilerinin olmadığı ve şeytana kölelik yapmadıkları; sadece ve sadece İlahi Rıza adına ilim sahibi olan, ilimleriyle amel ve gönülleri fetheden dünün ALİM’i ile; sırf “yaratılmış güç sahipleri” (Allah ve Resul’ünden başka her şey ve herkes ile bu ifadenin içini doldurabilirsiniz) öyle ist(em)iyor diye sahip oldukları ilim gücünü gerçek Müslümanlar üzerinde kullanılmak üzere gelenekçi kafa sahibi anlayışın eline veren onları ve kendilerini “yeryüzü İlahları” haline getiren ZALİM’ler arasında ki fark gibi.
Okuma yazması olan her insan “Zalim ve Alim” kelimeleri arasında ki yazım farkını görür ve Zalimin zulmünden, şerrinden Alem’lerin ve Alim’lerin tek sahibi olan Allah’a sığınır. Bu olan veya olması gereken doğru davranış şekli.
Fakat…
Üç günlük dünyanın üç kuruşluk menfaatleri yüzünden (isteyerek veya istemeden) gerçekleri görme yeteneğini kaybetmiş bazı “Hain ve Gafil” ler ise kafir, münafık ve zalimlerin Alim’i Şeytana biat etmeyi tercih eder. Böyle olunca da,
“Her bir tercih birçok şeyi reddetmektir”
Sözünün kaçınılmaz gereği olan başka bir atasözümüzde ifade edildiği gibi,
“Gâvurun ekmeğini yiyen kılıcını da sallar” sözünden hareketle şeytana köle olur.
Kaldı ki, Zalim Âlimlerin patronu- sahibi-ilahı- olan şeytanın ağalığı, gâvur bildiğiniz ve ekmeğini yediğiniz “gayrimüslimler”’den bin kat daha kötüdür. Sizin biat ve itaat etmeniz yetmez şeytana. Şeytan, ( Allah’ın (cc) kullarını imtihan etmek için kendisine verdiği güç ve süre ile sınırlı olmak kaydıyla) Yaratıcı ile girdiği mücadele de özünde (mecazi anlamda) Allah’ın Nur(Ruh)unun bir parçasını taşıyan (Hicr,15/28-29; Sad, 38/72).
Adem oğullarını kandırmanızı ve onların da kendisine biat etmesine aracılık yapmanızı ister.
Ne diyor Plautus;
İnsan insanın kurdudur. ( Homo homuni lupus)
Şeytan kullarının bu hizmetlerinin karşılığında da yaşadığımız “Yalan (sanal) dünya” nın sanal menfaatlerini verir kölelerine.
Meleklerin Âlimi şeytan ile Âlimlerin ve Âlemlerin tek sahibi Allah arasında ki bu savaşın sonu baştan belli. Mağlup olan şeytan. Tapınakçılar ve benzeri inaçca sahip olanlar bu sonuca inanmıyorlar. Onlar bilerek ve isteyerek tanrıları olan şeytana hizmet ediyorlar. Biz bunu biliyoruz. Bu işin ayrı bir boyutu.
Peki, kendisinin namazında niyazında Müslüman olduğunu iddia eden ve Yaratıcısının huzurunda diliyle günde en az 40 defa “İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn” ( biz yalnız sana kulluk-ibadet eder, yalnız senden yardım isteriz) diye yalvaran Allah’ın kullarına ne oluyor da dillerinin söylediğini yaptıklarıyla yalanlıyorlar. İşin püf noktası da burada. Bu davranışın gerçek sebebini bilmek lazım sözde Müslüman ile özde Müslüman’ı birbirinden kolayca ve net bir şekilde ayırmak için.
Bunu yapmak çok mu kolay?
Aslında hem çok kolay, hem de dünyanın en zor işlerinden birisi. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Ebu Zer, Ali Şeriati, N. Fazıl Kısakürek, Muhsin Yazıcıaoğlu ve benzeri iman sahipleri ve bu insanları tanıyanlariçin bunu yapmak çok kolay. Muaviye, Yezid, geçmişin ve günümüzün Ebu Leheb, Ebu Cehili ve İbn Selûl’ü olan şerefsizleri ve münafıkları inanarak münafık ve kâfir olarak kabul etmeyenler için ise bunu başarmak zor.
Ne buyuruyor Âlimlerin ve Alemlerin Rab’bi,
"Allahın indirdiğiyle hükmetmeyenler, kâfirlerin ta kendileridir" (Maide 44)
Ayeti kerime tevile veya teferruatlı açıklamaya ihtiyaç bırakmayacak şekilde gayet açık, net ve anlaşılır (ahkâm) bir ayet. Bu ayeti bilen Müslüman bir (z)alim kalkarda Kur’an da (hakkında hüküm konulmuş, sınırlanmış) ahkam (kesin emir, yoruma kapalı) ayetler ile teferruatlı bir şekilde ifade edilen konularda “toplumun geleneklerini”, “yasal prosedür” veya her derde deva “günümüz şartları” mazeretini ayetlerin önüne koyar ve Hak’kı gizlemeye veya adaletin gerçekleşmesini engellemeye çalışır; Allah’ın helal kıldığını haram kılmaya kalkarsa işte o Alim değil Zalim in ta kendisidir.
Bir sonra ki yazımızda konuya devam etmek temennisiyle hayırlı cumalar efendim…
Selam ve dua ile…