LOUİS KAHN
sözün anlam olarak bina güzellemesi
20 Şubat 1901, Kahn Estonya’da doğdu
Köşe Yazıları - 28-04-2013 09:12
sözün anlam olarak bina güzellemesi
20 Şubat 1901, Kahn Estonya’da doğdu. Mimarımızın babası savaşa katılmamak için Amerika’ya göç etti. Bu durumda Kahn’ın yetiştiği ve 4 yaşından beri büyüyüp serpildiği yer Amerika’nın Philadelphia’sıdır. 13 yaşında Amerikan vatandaşı oldu. Mimarlık eğitimini Pensilvanya Üniversitesinde tamamladı.
Mimarımız farklı bir çocukluk evresi geçirdi. Arkadaşlarından daha değişik bir psikolojik alt yapıya sahipti. Ve değişiklik onun için bir zorunluluktu. Çünkü daha küçük yaşta bir yanağı neredeyse koparcasına yanmıştı. Yüzüne yangın düşmüş birisinin hayatının her evresi normal insanlardan farklı olmak zorundaydı. Özellikle gençken insanın bir uzvunun eksik veya farklı olması onu onun kendi içine düşüp öylece hayata kapaklanmasını sağlıyordu.
Kahn, Yahudi bir aileye mensuptu. Ama ırkının diğer büyüklerinde görülen, erkenden farklılaşma temayülü onda ömrünün ilk başlarında görülmüyordu. Buna rağmen farklı yönlerini sessizce büyüten bir tarafa sahipti.
Louis Kahn; felsefeyle mimarlığın arakesitinde, en fazla mimarlığa yaklaşan, biçimi ve neliği en iyi üzerinde barındıran filozoftu diyebiliriz. Evet ama cümleyi tam tersinden tutup Kahn’ın üzerine çevirdiğimizde ortaya çıkan durumun en azından baştaki yargı kadar doğru olduğu çok rahatlıkla söylenebilir. Bu bağlamda değerlendirildiğinde Louis Kahn’da en az diğer filozoflar kadar itidalliydi diyebiliriz. O da biliyordu ki doğru yanılsamanın kapı komşusuydu. Zirvelerle uçurumları ayıran sadece çizgiden ibaret bir yakınlık olup bu da başka bir dilde ‘şey’in diğerini nitelerken derinleşen koyuluğu, diye çok rahat okunabilirdi. Yani Kahn biliyordu ki, insani olan her şey diğer bütün canlılarda olduğu gibi tersinebilirdi. Kahn ve felsefesi bu durumun ışığı altında, geçmişle geleceğin eşiğinde yer almakla birlikte, tarihsel olanla bilimsel olanı bir araya getirmeye çalışıyordu. Bu durum belki mimarlık tarihi için yeni bir şey değildi ama 20. Yüzyılın mimari yüzünde en derinlikli felsefi araştırmaydı.
Kahn, bir insan ömrünün ilk yarısından sonra mimarlığının tadını almaya başladı. 50 yaşından sonra tanınan bir mimar olan Kahn, kelimelerin ve kavramların da bir dili olduğundan mada bu dilin mimari ölçülerde hangi anlama geldiğini çağına ve mimarlık camiasına kanıtladı. Belki de Kahn’ın asıl yaptığı; tasarımın, yapının neresine denk geldiğini çağına ve mimarlığa bi hakkın anlatmak oldu.
İnşa, yıkımdan bağımsız değildir, her önemli inşa hareketi yıkımın yokluğa bakan yüzünü bir bilgelik olarak kullanmalıdır. Bu varlık için önemli olmasa da kalıcılık için oldukça elzemdir.
Çağdaş mimarlık, bir çizginin ne kadarının düşünce, ne kadarının ise yapıya karıştığını en fazla ondan öğrendi desek abartmış sayılmayız. Kahn’ın binaları kavramla malzemenin arasında büyüdü; bazen malzeme kavramın o soyut doğasına yaklaşıyorken, bazen de kavram ete kemiğe bürünerek bir malzeme ebadında gidip binaya ram oluyordu. En yorucu mimarlığı o yaptı diyebiliriz. Kelimenin betona söz geçirmesi gerekliliğinden betonun bina dilinde bir söyleme ulaşmasına kadar yer yer gerçeği kendi olmaklığına nispet edercesine aşan, yer yer yaratının aşırı ayartması ile gerçekliğin sarsılmaz doğasında kapanmaz izler bıraktı.
Kahn’ın ifadesel evreninde tarih ve gelecek, düşünce ve malzeme, zamanın hal boyutunda kolayca bir araya gelip mimarlığın bilinmedik dilini insanlığın ortak algısına açıyordu. Kağıtla felsefenin birlikteliği ve bu birlikteliğin bin yıllara ulaşan tanışıklığının insanlığa sağladığı aşinalık, Kahn ile birlikte bina ile düşünce arasındaki yeni ve yeni olduğu kadar da gerilimli alana taşınıyordu artık. Çağımızda insanların, mimari bir dile sahip olan binalara ulaşması Kahn ile imkanlı hale gelmiş oluyordu.
Asıl adı Louis Isadore Kahn’dır. Aslında doğum tarihiyle kavgalıdır. 1901 ile 1902 arasındaki günler bu kavgaya malzeme teşkil eden esas unsur olarak kalacaktır. Lakin tarihleme işleminin 20 Şubatında herhangi bir itilaf olup olmadığı henüz bilinmemektedir. Kahn’ın ölümü ilginçlikler içeren bir dizi olaya sahiptir. 17 Mart 1974 tarihinde Hindistan dönüşünde Pensilvanya’da bir tuvalette geçirdiği kalp krizi sonucunda hayata gözlerini yumar. Pasaportundaki tahribattan dolayı üç gün kimliği tespit edilemez. Bu da ölümünün ona oynadığı bir oyun olarak