Hatta çok zaman ailelerimizden bile fazla buralarda olurduk. Cep telefonlarının Kredi kartlarının olmadığı, tasarruf ve tasadduk ettiğimiz zamanlardı. Çok daha mutlu çok daha bereketliydi hayatımız. Posta kutularımıza mektuplar gelir, bir yerden başka bir yere Belediye otobüsü ya da trenle giderdik. Birkaç arkadaşımızın arabası vardı. Sadece acil durumlarda hastaneye gitmek gerekirse arkadaşlardan araba istenirdi. Aidatlarımızla ve esnaftan topladığımız yardımlarla partinin vakfın kirasını öderdik. Stat ve spor salonlarında yapılan Büyük maçların kongrelerin öncesinde satılıp gelir temin etmek için, partinin bodrumunda gece yarılarına kadar köfte hazırlar, giderlerimizi karşılamaya çalışırdık. Bütün sıkıntılara rağmen gülen selamlaşan samimi ve mutlu insanlardık. Sokaktaki insanı ve partiye uğrayan muhalifleri “onlar bilmiyor” samimiyeti ile karşılar, kurtarılması gereken insanlar şefkati ile değerlendirirdik.
Kendi Hayatının Merkezi Olmak
17:59 - Köşe Yazıları