Murat Kapkıner eskilerin şairi maderzat dediği türden bir şairdi. Anadan doğma şair yani. Hiç şiir yazmasa da şairdi.
90’lı yılların başı. Edebiyat, şiir, düşünce peşinde hararetli, hayretli bir hayat sürüyoruz. Kitaplar, şairler, filozoflar birbirini kovalıyor. Öğrenci evleri… Yokluk, yoksunluk içindeyiz ama kuyruğumuz dimdik. Bir kaset geçti elimize, öylesine doldurulmuş amatör işi. Saz eşliğinde adamın biri şiirler okuyor ama ne okuyuş. Ömrüm boyunca böyle bir söyleyişle hiç karşılaşmadım. Kaset Cumali Ünaldı Hasannebioğlu’nun Münacaat’ı ile başlıyor, Amentü, Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair, Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine ve Metin Önal’ın Kardeşime Mektubu ile devam ediyor. O nasıl okuyuştu öyle. Hatırladıkça hala içim titrer, aklım bulanır. Bu şiirler halen ezberimdedir ve okumakla değil dinleme ile hıfzedilmişlerdir. Arada sesli okurum ve niye utanayım Kapkıner taklidiyle okurum. Bu sesin ve söyleyişin melankolisi ve sarhoşluğu hala üzerimdedir.
Sonra Bu Rüzgâr kaseti geldi. Murat Kapkıner kendi şiirlerini okuyordu bu sefer. Eyüp sahifesinden başladım/ Yüzlerim ya çok düzgün/ Ya oldukça çarpık diyordu.” Daha iyi bir prodüksiyon ama aynı ruh, derinlik ve incelik...
Ben Erzurum’a gittim edebiyat okumaya. Konyalı büyüklerden Ali Utku ile tanıştım. Şiir, felsefe, edebiyat derken konuştuğumuz duraklardan biri mutlaka Kapkıner olurdu. Ali Utku Murat ağabeyi Konya’dan iyi tanıyordu. Sonra Erzurum’da şiir akşamları yapıldı. Murat Kapıner, Erdem Beyazıt ve birçok şair şehre geldi. Ben de onlarla aynı sahneyi paylaştım, kendi şiirlerimi okudum. Murat Kapkıner gözleri kan çanağı, davudi bir ses ve elbette elinde sazıyla arzı endam eyledi.
Sonra samimi bir tanışıklık ve ruh akrabalığından doğan uzun, çok uzun bir dostluk. Kapıner’le çok günlerimiz oldu. Konya’da, Ankara’da, Samsun’da...
Murat Kapkıner yeryüzünde tanıyacağız en ilginç ve derin insanlardan biriydi. Şairdi, müzisyendi, ressamdı ama her şeyden önce derin bir mistikti. Zapt edilmez ruhu bütün aralıkları ve eşikleri tecrübe etmiştir. Bu sebeple normalin ötesinde bir hayat yaşadı.
Kapkıner’in sınırları yoktu. Yer yer tahammülü imkânsız bir insan olur ancak derinliğinden ve cazibesinden kaçamazdınız. Büyük anaforlar gibiydi.
Çok düştü kalktı ve fakat cazibesini kaybetmedi.
Kitapları, kasetleri, romanları, çıkardığı dergileri ve elbette rengârenk kişiliği ile Murat Kapkıner kelimenin tam anlamıyla varoluşunun hakkını verdi.
Bütün boyutlarıyla yaşanmış bir hayatın hak edilmiş ölümüdür vefatı.
Bin rahmet olsun.