İslam dini kendisine has bir ahlak sistemi ileri sürerken beşeri sistemler de kendilerine ait apayrı bir ahlak anlayışı ileri sürerler. Her bir beşeri sistemin ahlaki anlayış, diğer bir beşeri sistemin ileri sürdüğü ahlaki anlayış ile hiçbir şekilde örtüşmez. Örnek olarak; Rusya’da var olan ahlak anlayışı ile İsrail’de sürdürülen ahlak anlayışı, Çin’de var olan ahlak anlayışı ile ABD’de var olan ahlak anlayışı benzerlik göstermediğini söyleyebiliriz.
Kür’an ve Sünnet’e bakarak oluşturulan ahlak anlayışı, dünyanın neresinde olursanız olun aynı davranışlara, aynı düşüncelere ve aynı refleksif hareketlere sahip olmanızı gerektirmektedir. Biz Müslümanlardan istenen de bundan başkası değildir. Neyi konuşursanız konuşun, neyi anlatırsanız anlatın, hangi dili, hangi üslubu, hangi zamanı, hangi ortamı kullanırsanız kullanın anlattığınız bir ayet, yaşadığınız bir hadis ise mutlaka bir ahlaki değere işaret ettiğinize şahitlik yapacaksınız. Okuduğunuz her ayete, her hadise inceden inceye kulak verin ne dediğimi daha iyi anlayacaksınız. Ancak aynı beşeri sisteme göre yetiştirilmiş insanlarda bile ortak bir değer, ortak bir yaklaşım, ortak bir yaşam bulmak neredeyse imkânsızdır.