Mutluluğun karesidir fotoğraflar…
Deklanşöre kim basarsa bassın, kadrajına almaya çalıştığımız ânı tek kareye sığdırabiliyor muyuz?
Fotoğraf çekmek ânı yakalamaya çalışmaktır
Köşe Yazıları - 12-10-2013 11:22
Deklanşöre kim basarsa bassın, kadrajına almaya çalıştığımız ânı tek kareye sığdırabiliyor muyuz?
Fotoğraf çekmek ânı yakalamaya çalışmaktır.
Çekenin ruh dünyasını yansıtır, keyfine kalmıştır.
Sığdırabilir miyim kelimelerimi de o tek kareye? Onları da resmedebilir miyim? Boğazımda düğümlenerek söyleyemediğim, kalemimde takılarak yazamadığım kelimelerimi…
Hayat sürdükçe söylenecekler de yazılacaklar da birikiyor.
Soğuk kış günlerinden birinin içine balıklama dalmışım. Titrek, mahzun, biçare… Yapılacaklar yığınlar halinde beklerken her şeyi bir kenara iteleyip hiçbir şeyle ilgilenmemeyi yeğliyorum. Sonra gözüm kitaplığın üzerinde duran fotoğraf albümlerine ilişiyor. Üşenmiyor ve bir taburenin yardımıyla uzanıp tozlu tarafından tutup alıyorum. İşte sana geçmişe açılan kapı diye geçiriyorum içimden. Bulunduğumuz andan en iyi uzaklaşma yollarından biridir bu. Albümdeki resimleri daha önce hiç görmemiş gibi büyük bir merak ve heyecanla incelemeye koyuluyorum. İlk önce bebeklik resimleri… Ben de sırayı bozmamış ve küçükten büyüğe sıralamışım… Doğumdan ölüme doğru…
İnsan doğar, yaşar ve ölür. Doğumla ölüm arasındaki teferruat derler yaşam için. Bazen bu deyişe katılmamak içten bile değil. Neyse ki sadece bazen… Ve yaşamın, yaşadığımızın en belirgin delilleridir fotoğraflar. Hafızalarda taze saklayamadığımız anlara alıp götürür bizi… En mutlu günlerin resimleri de olsa baktıklarımız nedense hüzünlenir, buğulu gözlerle devam ederiz albümün sayfalarındaki gezintimize… Fotoğraf albümlerine bakmak bir nevi geçmişle yüzleşmektir.
Önemsediğimiz her anın görüntüsü fotoğraflarla yaşatılabilmeli. Bazen sadece bir resme bakarak tüm çocukluk dönemi anılarımız gözlerimizde canlanır, bazen birkaç resim karesi tek bir olayın zihinlerimizde uyanmasına vesile olur.
Bilmiyorum herkes istemiş midir bunu ama ben her albüm karıştırmamda yaşıyorum bu duyguyu... Bir şey olsa bir şey imkân tanıyıp mümkün kılsa, seçtiğim resimlerden birinin içine akıp gitsem... Vaktiyle yapamadığımı ya da vaktiyle söyleyemediğimi telafi etsem… Çok oluyorum biliyorum. Düşüncesi de imkânsız değil ya...
Geçmişe yolculuk kimi zaman eski bir şarkıyı duymakla da mümkündür. Eski kitapları karıştırırken arasında yazılıp bırakılmış küçük notları okumakla da… Bize kalan, sonrasında yüzümüzde bıraktığı bir tebessüm…
Bu ve benzeri örnekler çoğaltılabilir tabi. Mesela her bayram sabahı burnuma çocukluğumun bayramları kokar. Topladığımız bayram harçlıklarını cebimize koyar sahildeki lunaparka giderdik. Ne çarpışan oto ne dönme dolap ne de başka herhangi bir şey… Doğruca bir gondola binip son kuruşumuza kadar hiç inmemecesine, uyduruktan çığlıklar eşliğinde gülücükler atar eğlenirdik. Bir paranın satın alabileceği en güzel şeydi çocukluğumun bayramlarında lunaparktaki gondol jetonları… Her bayram sabahı yüzümde özlemle karışık bir tebessüm… O güzel anları keşke fotoğraflayabilseymişiz. Çocuk olmak da güzelmiş, insanın güzel arkadaşlarının olması da…
Mutluluğun karesidir fotoğraflar… Bir aile, bir arkadaş meclisinde içilen çaylar eşliğinde sohbetler demlenir, albümler karıştırılır, eski fotoğraflara bakılarak eskimeyen anılar yad edilir… Zaman zaman kahkaha seslerine karışır gecenin sessizliği… Sonra o hüzünle karışık sevince bulanırız baştan aşağı…
Yaşadığımızın kanıtı fotoğraflar…