Müzikle psikolojik tedavi yapıldığı unutuldu;
Şuurlu öğretmenlere bilnçsiz ‘salvolar’
Şuurlu Öğretmenler Derneği Samsun Şube Başkanı İsmail Okutan’ın "Yabancı müziklerle kutlanan bayram milli olabilir mi" sözleri üzerine Okudan’a yapılan eleştirilerde de şiraze kaçtı ve iş döndü dolaştı mehter marşına hakarete kadar uzandı.
Tarih - 26-04-2012 09:29
Okutan çok haklı ve yerinde bir yaklaşım olarak, "23 Nisan Bayramı büyük çoğunlukla yabancı sanatçıların oynak parçaları eşliğinde kutlanmaktadır. Yabancı sanatçıların oynak ve dans ettiren havalarıyla kutlanan bayramlarda bir taraftan sonuna kadar açılan müziğin sesiyle etrafta oturan insanlar, esnaf rahatsız edilirken bir taraftan da körpecik kızlara dans ettiriliyor. Kendi halk müziğimiz, özgün müziğimiz, marşlarımız varken Yahudi ve yabancı bir takım sanatçıların parçalarıyla kutlanan bayramların hiçbir anlamı olmayacaktır.” Eleştirisi yapmış ve “Milli bayram milli unsurlarla, milli kültürle birlikte kutlanmalıdır. Yabancı müziklerle kutlanan bir bayram milli olabilir mi? Samsun'daki okullarda da yaygın bir şekilde yabancı sanatçıların oynak parçaları eşliğinde bayram kutlamaları yapıldığına üzülerek şahit olduk. Acaba kimler ve neden böyle yapılmasını sağlıyor. Okullarda yabancı müzikle bayram kutlanmasına kimler izin vermektedir. Çocuklarımızın ruh dünyasına kesin olarak zarar verdiği belli olan bu uygulamalara hangi amaçla izin verilmektedir. Bu yanlışlara kimler, neden sessiz kalmaktadır. Bayram kutlamalarının belli bir standardı yok mu? Böyle bayram kutlaması olur mu? Milletlerin tarihindeki önemli günler kültüründeki tarihi manasına göre, ruhuna uygun olarak kutlandığı zaman bir anlam ifade eder. Dünyanın başka bir yerinde anlamından ve amacından uzak kutlanan bir bayrama rastlamak mümkün değil" demişti.
Okudan’a karşılık Arena Gazetesi, Hayati Kaynar’dan geldi, Kaynar yazsına “bu tür ayrıntılara kimse bakmaz sen ne diye bakıyorsun” diye Okudan’a parmak sallayarak başlamış;
“Coşkuyu daha etkili kılmak ve ruhsal durumu uyandırmak açısından verilen tempoya karşılık arakada çalınan müzik fon oluşturur. Bunun da kimliği aranmaz”
Hayati Kaynar’ın, “ruhsal durum uyandırılması” gibi literatürü zenginleştirme çabalarına göz kırparak neden müziğin kimliğinin aranmadığını sormak istiyoruz..
Neden sorulmasın..
Klasik ezberle ile kotarılmış, Klasik bir Kaynar yazısı okuyoruz; “ Müziğin evrenselliği, barışsal yönü” gibi mesela..
Kaynar İşi Mehter Marşı’nı küçümsemeye kadar götürerek, “iki ileri bir geri mehter marşı” şeklinde dalgasını da geçmeyi ihmal etmiyor;
Kaynar’a küçük bir haber hatırlatma yaparak bitirelim;
Sabah 9.03.2012 “Müzik tarihçisi Dr. Emre Aracı, Osmanlı askeri müziğinin ve Beethoven gibi dünyaca ünlü bestekârlara ilham verdiğini söyledi.
Brüksel Kraliyet Konservatuvarı ve Yunus Emre Türk Kültür Merkezi'nin ortaklaşa düzenlediği "Ritmin Renkleri: Yeniçeri Osmanlı Müziği ve Klasik Batı Müziği" konulu konferansta konuşan Aracı, 16. asırda altın çağını yaşayan Osmanlı'nın diğer alanlarda olduğu gibi müziğiyle de Batı'da hayranlık uyandırdığını anlattı.
Emre Aracı, ses ve ritim düzeyi yüksek, tekrarlara dayanan bu akıcı müziğin askerler üzerinde oluşturduğu etkiyi fark eden Avrupalıların büyük davul, zil ve çevgen gibi müzik aletlerini kullanmaya başladığını belirtti. Aracı, aynı dönemde İtalyan asıllı Fransız besteci Jean Baptiste Lully'nin "Marche pour la ceremonie des Turcs" (Türklerin Seremonisi İçin Marş), Mozart'ın "Rondo a la Turca" (Türk Marşı) adlı eserlerinin ve Beethoven'ın 9'uncu senfonisindeki "Turkish Variations" (Türk Varyasyonları) bölümünün müzikler arasındaki etkileşimin en çarpıcı örnekleri olduğunu anlattı. Emre Aracı, Osmanlı'nın gerileme dönemine girmesiyle müzik alanındaki etkileşimin yön değiştirerek Batı'dan Doğu'ya yöneldiğini ifade etti.”
Günün Diğer Haberleri
haber yazılımı