Nerede durmalı insan?

Aniden durmak zorunda kalan arabaların fren sesleri, korna sesleri, insan sesleri arasında adım atıyorum yeni şehrin sabahına; Günaydın İstanbul… Sabah saatlerinin daha sessiz ve daha ağır ilerlediği bir şehirden sonra buradaki bu karmaşa başlangıçta beni ürkütmüyor dersem yalan olur

Köşe Yazıları - 15-02-2014 11:00

Aniden durmak zorunda kalan arabaların fren sesleri, korna sesleri, insan sesleri arasında adım atıyorum yeni şehrin sabahına;

Günaydın İstanbul…

Sabah saatlerinin daha sessiz ve daha ağır ilerlediği bir şehirden sonra buradaki bu karmaşa başlangıçta beni ürkütmüyor dersem yalan olur. Çok geçmiyor alışıyor, çevremdeki kalabalığa aldırış etmeden, içlerine karışmadan ilerliyorum…
İnsanın yalnızlığı içinde yer buluyor kendine, dışındaki kalabalıktan kaçarcasına…

Yürümeyi kesip atlıyorum ilk gelen otobüse. Gözüme ilk çarpan ikili koltuğun cam kenarına oturuyorum. Birkaç durak sonra yanım da otobüs de doluyor. Cama başımı yaslayıp dalıp gidiyorum bu yollardaki çocukluğuma…

Az sonra yanımda oturan kadının sesiyle irkilerek dönüyorum otobüsün içine. Neden söyleniyor anlamaya çalışıyorum. Meğer kadının 17 yaşındaki kızı çapraz koltuklardan birinde oturuyormuş. Çocuklu bir bayan gelince genç kız yerini onlara vermiş. Kendisine yer verilen bayan da koltuğa çocuğunu oturtunca, yanımdaki bayan da kızının ayakta kaldığını farkedince başlıyor söylenmeye.

 Kızına sesleniyor “Neden yerinden kalktın?” diye sinirli sinirli…

Genç kız annesine gönüllü olarak kendisinin yer verdiğini açıklamaya çalışıyor ama nafile anne adeta anlamak istemiyor.

“17 yaşındaki kocaman kızı kaldırıp küçücük çocuğu oturtmaya utanmıyor musun?” diye yer verilen bayana doğru söyleniyor.

Çocuklu bayan çocuğunu kaldırıyor ve dönüp genç kıza teşekkür ederek tekrar yerine oturabileceğini söylüyor. Genç kız da utana sıkıla oturuyor koltuğa.

Annenin siniri hala geçmemiş olacak ki susmuyor da susmuyor…

Otobüs hınca hınç dolu fakat kimse dönüp kim konuşuyor, neden konuşuyor diye bile bakmıyor!

Dayanamıyor ve yanımda oturan kadına “Kızınız kendi isteğiyle yer vermiş o problem etmiyor bence siz de uzatmayın artık, hem zaten tekrar oturdu yerine” diyor ve kalkıp yerimi o çocuklu bayana veriyorum.

Kadın çok şükür susuyor.

Hepimiz toplu taşıtlara bindiğimizde gençlerin oturduğunu, yaşlı ve çocuklu kadınların ayakta kaldığını görünce öfkelenir ve dahası oturan genci ikaz ederek yer vermesi gerektiğini hatırlatırız. Bunun tam aksi bir davranışa şahit olunca açıkçası şaşırdım ve üzüldüm.

Kadın kızına, dahası kızının üzerinden yer verdiği çocuklu bayana terbiyesizce söylenip duruyordu.

Kızının ayakta kalmasına güya üzülüp söylenen de anne, çocuğum rahat etsin diye koltuğa yalnızca çocuğunu oturtup onca terbiyesizce sataşmalara sabredip tek bir karşılık vermeyip ayakta kalmayı tercih eden de anne…

Başkalarına yardım etmeyi, merhamet etmeyi bir anne öğretmeyecek de kim öğretecek?

Annelik de sanırım tüm diğer duygular gibi her kadında farklı nüfuz ediyor, yansımaları başka başka oluyor.

Trafik de hızla akarken ikaz lambasına basıp koca otobüsü durdurabiliyoruz da, öfkelendiğimizde dilimizden dökülenlere engel olup kendi kendimizin frenine basamıyoruz.

İnsanlar bazen nerede duracaklarını bilemiyorlar…
Günün Diğer Haberleri