Nâzende torunlarıydık onların. Kucaklarına oturup ağarmış sakallarını minicik ellerimizle sıvazlamayı dünyânın en büyük nimeti bilirdik.
Misvâk kokan ağızlarından anlatacakları o güzelim hikâyelerine dalardık, uçarı hâllerimizden eser kalmazdı onları dinlerken.