Çıkar çatışmalarından uzak, adil ve bireysel farklılıkları gözeten bir eğitim anlayışını savunan çalışma; nitelikli bir öğrenme sürecinin ancak güçlü bir mesleki etik ve gelişmiş bir ahlak bilinciyle mümkün olacağını vurguluyor.
Toplumsal yapının ve bireysel gelişimin en kritik taşıyıcılarından biri olan öğretmenlik mesleği, etik ilkelerin ve mesleki sorumlulukların yeniden tanımlandığı kapsayıcı bir akademik çalışmayla gündeme geldi. Prof. Dr. Adnan Kulaksızoğlu tarafından hazırlanan "Öğretmenlik Mesleğinin Ahlak İlkeleri Konusunda Bir Deneme" başlıklı makale, öğretmenlerin eğitim ve öğretim süreçlerinde göz önünde bulundurması gereken ilke, tutum ve sorumlulukları detaylıca inceliyor.
Çalışmada, bireyler arasındaki ahlaki gelişim farklarının doğru yapılandırılmış eğitim süreçleriyle azaltılabileceğine dikkat çekilirken; ortak etik ilkelerin benimsenmesinin mesleki kimliği güçlendireceği ve sunulan eğitim hizmetinin niteliğini doğrudan artıracağı ifade ediliyor.
Ahlaki gelişim felsefi ve psikolojik boyutlarıyla ele alınıyor
Ahlakın temelde adalet ve eşitlik ilkelerine dayandığına işaret edilen araştırmada, bireylerin ve toplumların ahlak anlayışlarının zaman içerisinde değişiklik gösterebildiği, ancak adalet zemininde birleşen soyut değerlerin mutlak ve genel geçer nitelik taşıdığı vurgulanıyor.
Psikolojideki ahlak gelişimi kuramlarına —özellikle L. Kohlberg’in "Zihinsel Ahlak Gelişimi Kuramı"na— atıfta bulunulan makalede; bireylerin Gelenek Öncesi, Geleneksel ve Gelenek Ötesi evrelerden geçerek ahlaki olgunluğa ulaştıkları belirtiliyor. Zihinsel gelişimin ahlak gelişimi için tek başına yeterli olmadığı, sosyal olgunluğun da bu süreçte kritik rol oynadığı ifade ediliyor. Demokratik, adil ve özgür bir çevrede yetişen bireylerin kendi değerler sistemini sorgulayarak daha üst seviyede bir ahlak anlayışına ulaşabileceği kaydedilirken, meslek mensuplarının ortak ahlaki yargılar geliştirmesinin toplumsal bir etik eğitimi işlevi gördüğü aktarılıyor.
Eğitimde kaliteyi artıracak 15 temel meslek etiği ilkesi
Öğretmenlik yapısını en köklü ve saygın mesleklerden biri olarak niteleyen Prof. Dr. Adnan Kulaksızoğlu, mesleki bilinci yükseltecek ve uygulayıcılara rehberlik edecek 15 temel ahlak ilkesini detaylarıyla şu şekilde sıralıyor:
Sorumlu olma: İnsanı eğitme görevini üstlenen öğretmen, sunduğu hizmette daima en yüksek seviyeyi gözetir. Temel zorunluluğunun öğrencilere bilgi ve beceri kazandırmak olduğunun bilinciyle hareket eder.
Mesleki bakımdan yeterli olma: Öğretmekle yükümlü olduğu alanın bilgisine tam anlamıyla hakimdir. Mesleki birikimini sürekli günceller ve alanındaki yenilikleri kesintisiz takip eder.
Uzmanlığının sınırlarını bilme: Yetkin olmadığı ve alanının dışında kalan konulardaki yetersizliğini kabul eder; güvenle aktaramayacağı konularda öğreticilik yapmayarak uzmanlık sınırlarını aşmaz.
Zamanı verimli şekilde kullanma: Tam zamanlı çalışma disiplinine sahip olduğunun bilincindedir. Derse giriş, ders işleme ve dersten çıkış saatlerine titizlikle uyarak zamanı verimli değerlendirir.
Uygun öğretim teknikleri kullanma: İşlediği konunun ve öğrenci profilinin gerektirdiği en doğru öğretim yöntem ve tekniklerini bilir ve ders sürecinde etkin şekilde uygular.
Bireysel farklara dikkat etme: Öğrencilerin ilgi, ihtiyaç, yetenek, öğrenme hızı, kapasitesi ve ön bilgileri bakımından birbirlerinden farklı olduğunu kabul eder. Eğitim ilişkisini bu bireysel farkları gözeterek kurgular.
Bilgiyi aktarma: Esas görevinin başkalarına bilgi ve beceri kazandırmak olduğunu bilir; alanına giren her türlü yazılı ve sözlü kaynağı öğrencilerinin faydalanması için cömertçe sunar.
Ölçme ve değerlendirmede yansız olma: Öğrencilerini değerlendirirken öznel yargılardan tamamen arınır. Ölçme süreçlerinde yansız, objektif araçlar ve somut kıstaslar kullanır.
Öğrenci çıkarlarını koruma: Öğrencinin yararını her şeyin üstünde tutar. Öğrenciyle çıkar çatışması oluşturacak maddi veya ticari ilişkilere girmez; para karşılığı özel ders verme, öğretmenler arası öğrenci değiş tokuşu yapma veya öğrencisine ürün satma gibi etik dışı davranışlardan kesinlikle kaçınır.
Öğrenci haklarına saygılı olma: Her öğrenciyi eşsiz, özgün ve değerli bir birey olarak görür. Din, mezhep, etnik köken, coğrafya, ailenin sosyo-ekonomik durumu veya akademik başarı seviyesine dayalı hiçbir ayrımcılığa müsaade etmez.
Gizlilik kuralına uyma: Öğrenciye ait özel bilgi ve belgeleri korur. Öğrencinin onayı olmadan kişisel verileri başkasına aktarmaz; ancak hayati bir tehlike söz konusu olduğunda gerekli mercileri ve aileyi bilgilendirir.
Kuruma karşı sorumlu olma: Bağlı olduğu eğitim kurumunun haklarına ve vizyonuna saygı gösterir. Kurumun fiziki imkanlarını ve araç-gereçlerini korur; kurumu yanlış tanıtacak veya itibarını zedeleyecek beyanlardan kaçınır.
Toplumun örf ve adetlerine saygı gösterme: İçinde yaşadığı toplumun değerlerine ve yerel kültürüne karşı duyarlı davranır. Kendi düşünsel duruşu ne olursa olsun, toplumsal kurallara saygılı bir yaklaşım sergiler.
Değer aktarımında dikkatli olma: Kişisel dünya görüşünü, politik fikirlerini veya hayat felsefesini öğrenciye empoze etmekten kaçınır. Öğrencinin kendi doğrularını bulması ve bağımsız kararlar vermesi için özgür bir ortam sağlar.
Örnek olma: Toplum tarafından takip edilen ve göz önünde bulunan bir figür olduğunun farkındadır. Tutum, konuşma ve davranışlarıyla çevresine ve öğrencilerine olumlu örnek teşkil edecek bir sergileme içinde olur.
Mesleki etik için sağlıklı benlik gelişimi şart
Araştırmanın sonuç ve değerlendirme kısmında, öğretmenin sadece müfredat aktaran bir figür olmadığı, aynı zamanda öğrencinin bilgiyi yansız biçimde yorumlamasına ve kendini gerçekleştirme sürecine rehberlik ettiği kaydediliyor.
Tüm bu etik ilkelerin kağıt üzerinde kalmayıp fiilen uygulanabilmesi için ise ilk ve en önemli ön koşulun öğretmenin kişisel gelişimi olduğu vurgulanıyor.
Bir öğretmenin bu ilkelere riayet edebilmesi için öncelikle kendisiyle barışık, bağımsız karar alabilen, özgür düşünceli ve olumlu bir mesleki benlik algısına sahip bir birey olması gerektiği ifade ediliyor.