Ödül alan TV dizisi ise, “Diriliş Ertuğrul”du. Bu dizi üç dönemdir neredeyse bütün Türk halkı tarafından büyük bir beğeniyle izleniyor. Hem tarihimizi gerçek kodlarıyla yansıtması hem yerel (milli) sanat duyarlılığımızı içermesi hem de evrensel mesajlar (özgürlük için, onurlu bir hayat için savaşma, mazluma ve ezilene yardım etme, hak yememe, “Hak”kı tutup kaldırma”, daima Allah rızasını önceleme vs.) vermesi sebebiyle Diriliş Ertuğrul, belki de TRT’nin hayata geçirdiği en nitelikli yapımdır. Bu yönüyle diziye ödül verenler, “güneşi balçıkla sıvamak” hatasına düşmemek için mecburen bu hakkı teslim etmişlerdir.
Ancak, intikamlarını da ödül töreninde alma seviyesizliğini gösterdiler. Diğer dallarda ödül verdikleri herkese çok kısa da olsa teşekkür konuşması fırsatı veren tören ağaları, nedense Diriliş dizisi ekibine konuşma fırsatı vermediler. Oysa o kadar çok kişiye konuşma fırsatı verdiler ki… Mesela, yaptığı gaflarla tanınan, zaman zaman PKK’yı bile masum gösteren Fatih Portakal’ı konuşturdular. Fatih Portakal, hem Hrant Dink cinayetiyle irtibatlı hem de 15 Temmuz alçak darbesi destekçisi tutuklu bir gazeteciye ekranlardan selam gönderdi. Yani o konuşabildi. Fatih Portakal konuşunca da salonda büyük bir alkış koptu. Salondakiler neyi alkışladılar acaba? 15 Temmuz gecesi darbe başarılı oldu zannederek darbecilerin tanklarını alkışlayan büyük bir kitle sanki o salondaydı ve alkış tutuyordu.
Burada Cüneyt Arkın ve oğlu için de bir iki söz edelim. O Cüneyt Arkın ki yaptığı tarih filmleriyle bu ülkenin çocuklarına tarih bilinci ve sevgisi aşılayan kişidir. Ancak oğlunun kendisinden destek alarak verdiği mesaj ki o mesajın içeriğine itiraz etmek mümkün değildir. Çünkü Cüneyt Arkın’ın oğlunun verdiği mesaj Atatürk sevgisi ve Cumhuriyet vurgusu içeriyordu. Bu ülkede kimsenin Cumhuriyet’i sevmemek ve Atatürk’e karşı olmak gibi bir lüksü yoktur. Ancak durum başka. Ödül töreninin ev sahibi olan TV kanalları, Atatürk’ün askerlerini şehit eden PKK destekçilerini ekranlarında onore eden kanallardır. PKK destekçisi sözde siyasetçilere ekranlarında saz çaldırıp türkü söyleten kanallardır. Yine bu kanallarda PKK teröristleri “Kırmız fularlı kız” gibi spotlarla sevimli gösterilenlerdir. Ayrıca 15 Temmuz’da Atatürk’ün Türk Milletine en büyük hediyesi olan TBMM bombalanırken, ortada görünmeyen ne kadar zevat varsa, ödül töreninde Fatih Portakal gibi kişileri alkışlamışlardır. Yani demek istiyorum ki, Cüneyt Arkın’ın oğlu doğru bir sözü yanlış bir yerde söyledi.
Söz konusu ödül töreninin sunucusu Okan Bayülgen isimli şovmen ise, “özrü kabahatinden büyük” sulu bir açıklama yaptı. Yok neymiş de Diriliş Ertuğrul adlı bir diziden haberdar değilmiş; o diziyi hiç izlememiş vs… Böylesine “Günaydın!...” denir. Sağır sultan bile, Anadolu’nun ücra köylerindeki insanlar bile Diriliş Ertuğrul’dan haberdar iken Okan Bayülgen haberdar değil?!... Şayet kendisi “aydın” olduğunu zannediyorsa, içinde yaşadığı toplumdan ve asla ait olmadığını söyleyebileceğimiz bu halktan ne kadar kopuk olduğunu bizzat kendisi söylemiş oluyor.
Velhasıl söz konusu ödül töreni, bunun gibi daha pek çok skandallarla dolu idi. Varsın Diriliş ekibini orda konuşturmasınlar. Bu dizi her Çarşamba çok yüksek sesle bütün dünyanın duyabileceği şekilde konuşuyor. Ne diyelim, ölülere “Diriliş” gerekmez.