Oyun ve Ölüm
Çocukken oynadığınız oyunlarınızı hatırlar mısınız?
Türkiye - 12-05-2013 13:03
Benim çokça oynadığım bir oyun vardı, Hatırlatma ( Çağrıştırma) oyunu.
Ben bir kelime söylerim, sen ona en yakın bulduğun kelimeyi söylersin.
Sen soğuk de ben ölüm diyeyim ve oyun bitsin.
Hayatlar gibi, hikayeler gibi, yarınlar gibi … bitsin…
Sen ölüm de ben susayım.
Kaç kelime söylenir ölümden sonra, kaç ağız kilitlenmez, kaç insan donup kalmaz…
Oyunların bittiği an gibi, hayatların bitmesi gibi. Ölüm en büyük oyunbozan sanki. Hep oyunun en güzel yerinde (ki oyunun her anı güzeldir), pencereden çağıran anne sesi gibi.
Oynanacak daha nice güzel oyunlar var dersin, başladığın oyuna devam etmek istersin de, ne yapıp edip biraz daha kalamazsın. Akşam ezanı okunmaktadır..
Vakit tamamdır. Zaman gitmek zamanıdır. Heveslerin, gülüşlerin, oyun sıran yansa da, beklenen oyunlar yarım kalsa da çıkıp gitme vaktidir.
Zaman gitmek zamanıysa hayal dinlemez gitmeler, yarım kalmış işleri takmaz, çok sevilmişsin, yolunu gözleyenler varmış fark etmez…
Zamanın gitmek zamanı olduğunu içine daldığımız oyunlarımız fark ettirmedi bizlere.. Akşam ezanıyla pencereden çağıracak anne sesinin hayatın bittiğini hatırlatan ölümün habercileri de olduğunu…
Çocukluk oyunlarımıza daldığımız gibi daldık hayata da. Hiç gelmeyecek gibi unuttuk ölümleri, planlar yaptık, sıralara koyduk işleri ama hiç beklemediğimiz bir anda tutup aldı bizi.
Yazının devamı için tıklayınız:
http://www.akasyam.com/kose-yazisi/538/oyun-ve-olum.html