Roman yerine biyografi yazsa da olurdu
'Çölde Dor' adlı romanıyla edebiyat dünyasına adım atan Levent Kaya'nın hayatı da roman gibi. Bahriyeden teğmen rütbesiyle firar etmiş, uzak yol kaptanı olarak 30 ülke gezmiş; tuttuğu günlükleri Türkiye'ye yollamış. 4 yıl kaldığı Moğolistan'da Altay dilleri üzerine çalışan Kaya, şimdi gözünü Çinceye dikmiş durumda.
Türkiye - 09-01-2012 13:39
Heybeliada Deniz Lisesi'nden mezun olduktan sonra kafasında şu soru belirdi: "Subay olmak istiyor muyum, istemiyor muyum?" Bıyıkları terlememiş bir delikanlı için zor bir soru bu. Yeteneklerinin farkında değil, hayata dair ne istediğini tam bilmiyor. Soruya yanıt bulamadan Deniz Harp Okulu'nda gözünü açtı M.Levent Kaya. Dört yıl eğitim gördü, üniformalı bir elektrik-elektronik mühendisi oldu. Kafasındaki soru işaretleri artarken, Bandırma'daki Deniz Üs Komutanlığı'na atanmaz mı? Hayat onu bir yerlere sürüklüyor, tercihleri ona asık suratlı bir gelecek sunuyordu. "Aileme yük olmamalıyım, çalışmalıyım" düşüncesinin ağırlığını hafifletmek için 10 haftalık kursu göz açıp kapatıncaya kadar bitirdi. Artık bir subaydı. Özgürce açılabilirdi, Akdeniz'in sıcak sularına... Profesyonel hayatının ilk günü...
Aslında kimse unutmaz böyle günleri. Ama Kaya'nın zihni bomboştu. Kötü bir şey yaşadığından değil, mesleği onu sarıp sarmaladığından devlet memuru gibi mesai doldurdu sadece. İki, üç, dört, beş... Günleri saydı, ama zihninde olumlu hiçbir şey kalmadı geçen günlere dair. Bir ayı doldurduğunda kaçmayı düşündü. Ancak imzaladığı yüklü tazminat, ayaklarını geri geri götürüyordu. Bugünü ile geleceğini teraziye koydu sonra, hayalleri ağır bastı ve firar etti. Bir süre arkadaşlarının evinde kaldı, bir süre akrabalarının. Yakalanmamak için sık sık yer değiştirdi. Olay mahkemeye taşınınca hukuki yollarla hakkını aradı. 385 milyon liranın iki katını ödeyecekken önüne 3 bin küsur lira hesap çıktı. İtiraz etti, bilirkişi ortada hesap dökümü olmadan Kaya'yı haksız buldu. Avukat masrafları derken 3 bin oldu, 4 bin. Ayrılma işlemleri bittikten sonra tazminatı ödeyebilmek için bir iş bulması gerekti. Bir süre müzik şirketlerinde çalıştı, dış ticaret müdürlüğü yaptı. Ancak bir süre sonra kaçtığı iş, denizler gelip kapısını çaldı. "Evde yokum" diyemedi, çünkü paraya ihtiyacı vardı.
Kaya, artık uzak yol gemisinde kaptandı. Fırtınalarla kesilen uykusuz geceler, ismi haritada dahi bulunamayan ülkeler onu bekliyordu. Hazırlıklarını yaptı, açıldı denize. Gemi soğuk sulara alıştı, kocaman kaya parçaları iğne ucu gibi görülmeye başladı uzaktan. Merhaba yeni ülkeler. Merhaba Amerika, Tayland, Singapur, Kongo, Filipinliler, Ekvador, Gana. Birkaç ay önce gün sayan Kaya, şimdi ülke isimleri sayıyordu. Bu arada boş durmuyor, ilk günden günlük tutuyordu Evliya Çelebi gibi. O güne nasıl uyandığını, demir attıkları ülkede neler gördüğünü, yaşadığını yazıyordu. Başına bir şey gelmesin diye daha sonra günlükleri mektuba çevirdi, Türkiye'den gazeteci bir arkadaşına yolladı. Bu alışkanlığından hiç vazgeçmedi. Amerika'dan Tayland'a gidişi 38 gün sürdü, sık sık renk değiştiren mavi göğün altında kalemini elinden düşürmedi. Tayland'a varınca zarfa koydu, bir gemiyle Türkiye'ye gönderdi yine. Bir yıldan kısa sürede 30 ülkeyi gezen Kaya'nın ruhu, ismi gibi ağırlaşmaya başlamıştı. Dinlenmek, sanata, edebiyata, lisan çalışmalarına yoğunlaşmak için işi bıraktı.
Moğolların Gizli Tarihçesi'ni çevirdi
Kadıköy'de bir müzik stüdyosu açarak yeni bir başlangıç yaptı hayata. Bu heyecanı da uzun sürmedi ne yazık ki. Tahmin edileceği gibi arkadaşlar arasına kara kedi girdi, ekip dağıldı. Samsun'a ailesinin yanına dönen Kaya, "Mavi Akım" projesine dâhil oldu.
Yazışmaları, faturaları çevirdi. Hayatının en düzenli dönemini yaşadı belki de o sıralar. Yaptığı iş rutine gireceği sırada, yeni bir maceraya yelken açtı. İngilizceden Türkçeye çeviriler yapan genç, bu kez Moğolca öğrenmek, tarih ya da müzik üzerine yüksek lisans yapmak için Moğolistan'a gitti. İlk hafta işler yolundaydı. Kültür Sanat Üniversitesi'nde etno müzikoloji profesörüyle tanıştı, kesin kararını verdi: "Müzik okuyacağım." Moğolca öğrenmek için şehrin merkezinde bir ev tuttu, yerli halk gibi yaşamaya başladı. Onların yemeklerini yedi, danslarını öğrendi, sevdi, sevildi. Hazırlığı bitirdikten sonra müzik bölümünün ücretleri yüksek olduğu için bir başka ilgi alanı olan dil bilimine yöneldi. Özel bir lisede İngilizce dersi vererek kendi okulunu bitirdi.
TSK'ya tazminat ödüyor...
Türkiye'ye dönerken Kaya'nın artık anadili gibi bildiği 3 dili vardı: Türkçe, İngilizce, Moğolca. Timaş Yayınları'na 9 bilimkurgu hikâyesi çeviren Kaya, Kabalcı Yayınevi için de "Moğolların Gizli Tarihçesi" kitabını Türkçeye kazandırdı. Bir dönem dünyayı paniğe sürükleyen virüsle ilgili "Biyolojik Ajan: Sars" adlı kitabı da yayımlanan Kaya, son olarak bin yıl önce Uygur döneminde geçen bir aşk hikâyesini anlatan 'Çölde Dor' adlı ilk kitabını çıkardı. 3 yıldır Samsun'da yaşayan Kaya, tercümeler yaparak, ara ara Rusya'ya giden gemilerin kaptanları izin yapsınlar diye 1 hafta 15 günlüğüne kaptan köşküne çıkarak hayatını sürdürüyor. 15 yıl önce firar ettiği askeriyeye kalan borcunu bitirmeye çalışan Kaya'nın hedefinde artık Çin ve Çince var.