SEZAİ KARAKOÇ’UN 1994 TARİHLİ MEKTUBU

Bugün “Âkil Adamlar” listesinin açıklanması ve bu listedeki insanların çalışmaya başlaması ile Sezai Karakoç’un 20 sene önce teklif ettiği çözüm yollarını karşılaştırmanız için söz konusu mektubu yayımlıyoruz.

Kültür - 21-04-2013 13:37

Türkiye’de son yıllarda gündeme gelen ve yoğun tartışmalara sahne olan Anayasa Değişikliği, Kıbrıs Meselesi ve Güneydoğu Sorunu çözüme kavuşturulmaya çalışıldıkça içinden çıkılmaz bir hale dönüşmeye devam ediyor. Özellikle yeni bir anayasa ve terör sorunu üzerinde tartışmaların alevlendiği bugünlerde Sezai Karakoç açıklamalarına devam ediyor. Anayasa Değişikliği ve Terör Meselesi üzerine derinlikli açıklamalarda bulunan ve çözüm önerileri sunan Karakoç, “Akil Adamlar” düşüncesinin kendisi tarafından 20 yıl önce gündeme getirildiğini belirtti. 8 Ağustos 1994 yılında bir mektup yayınlayan ve Türkiye’nin en önemli üç meselesinin çözümü için bir teklif sunan Karakoç, 20 yıl önceki mektubunu bugün yeniden gündeme getirdi.
 
Bugün “Âkil Adamlar” listesinin açıklanması ve bu listedeki insanların çalışmaya başlaması ile Sezai Karakoç’un 20 sene önce teklif ettiği çözüm yollarını karşılaştırmanız için söz konusu mektubu yayımlıyoruz.
 
***
 
Sezai Karakoç’un 1994 Tarihli Mektubu
 
                                                                                                                                                                                                                                                                                                            İstanbul, 8 Ağustos 1994
 
Çok kritik olduğuna inandığım bir dönemde ülkemizin acil ve somut çözüm bekleyen üç güncel sorunu için, düşünce ve önerilerimi, en öz bir şekilde bildirmek amacıyla size bu mektubu gönderiyorum. En azından, dikkatlerin bu üç noktada odaklaşmasında, iç ve dış siyasi tıkanma ve kilitlenme izlenim ve görüntüsünün ortadan kalkmasında kendi çapımda bir katkım olursa sevinirim:
 
1) Bu üç sorundan biri, iç siyasetle ilgilidir. Bilindiği gibi Anayasa’nın bazı maddelerinde değişiklik yapılması istenmiş ve birkaç kez bu konuda girişimde bulunulmuşsa da bir sonuç alınamamıştır. Anayasa değişikliği yapılamadığı için, siyasi partiler kanununda, seçim kanununda ve diğer bir yasada arzulanan değişiklikler yapılamamaktadır. Anayasa’da değişiklik yapılamamasının sebebi ise, bu değişikliğin yapılabilmesi için öngörülen çoğunluk oranlarının 3/5, cumhurbaşkanının geri göndermesi halinde 2/3 gibi yüksek oranlar olmasıdır. Yani bugün için 270 veya 300 milletvekilinin değişiklik için olumlu oy vermesinin gerekmesidir. Oysa bu çoğunluğun bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonrada sağlanması, sanırım mümkün olmayacaktır. Böylece, Anayasa ve diğer birçok kanun, değişme bakımından kilitlenip kalacaktır. Bu da, esasen yüksek olan ülke iç siyaset tansiyonunu daha da yükselterek bunalıma sebep oluşturacaktır.
 
Bize göre, uygulanamayan bir kural, kural olma özelliğini yitirmiştir. Bu yüzden, Anayasa değişikliği kuralı da, bizce artık geçerliliğini koruyamamaktadır. Anayasa değişikliği için yeni bir kural, daha doğrusu yeni bir çoğunluk oranının tespiti bir zaruret haline gelmiştir. 5/9 oranını kabulün, çok partili sistemimiz ve TBMM’nin yapısı göz önünde tutulursa, uygun olacağı kanaatindeyim. Bu oran, bugün için 250 milletvekiline tekabül eder ki, diğer yasalar için olan orandan yine yüksektir. Bu oran kabul edilirse, yeni bir Anayasa yapmak mümkün olur düşüncesindeyim. Daha sonra, bu yeni Anayasa’da da değişiklikler yapılabilir. Böylece değişmek için Anayasa değişikliğini bekleyen kanunların da önü açılmış olur.
 
İktidar ve muhalefet partileri, Anayasa değişikliği için sonuçsuz ve usanç verici çatışmalar ve çırpınmalar içinde olacaklarına, Anayasa değişikliği kuralını değiştirmede ve yumuşatmada anlaşsalar ve birleşseler, bu, ülkenin daha yararına olacaktır, şüphe etmiyorum.
 
2) Bu üç sorundan ikincisi, dış siyasetle ilgilidir. Bu sorun, Kıbrıs sorunudur. Kıbrıs için, muhtemelen yakında, Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında, kabul etmemiz mümkün olmayan isteklerde bulunulacaktır. Buna karşılık, bazı siyasetçilerin ileri sürdüğü “Hatay Modeli” yani Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini Türkiye’ye bağlamamız çözümü, son derece riskli görünmektedir. İşin başlangıcında belki olabilirdi bu. Ama şimdi çok geç kalındı. Hatay’ın Anavatan’a katılması şartları bugün Kıbrıs için mevcut görünmemektedir. Hatta Yunanistan’la gizlice anlaşarak karşılıklı böyle bir emr-i vaki yapılırsa dahi bunu uygulama sorun çıkaracaktır. Bugün artık müdahaleci bir dış politika sistemi içine girmişlerdir süper güçler. Kıbrıs sorununu sadece Yunanlılarla bizim aramızdaki bir sorun gibi görmemiz, bugünün milletlerarası politikalarından bihaber olduğumuz anlamına gelir. Bizi Kıbrıs konusunda sıkıştıranlar, bunu sırf Yunanistan’ı sevdikleri için yapmıyorlar, aynı zamanda kendi çıkarları ve daha çok beklentileri için yapıyorlar. Bu sorunu mutlaka milletlerarası arenada halledebileceğimizi bilmemizde yarar vardır.
 
Bu durumda, bizim artık daha fazla gecikmeden yapmamız gereken, bir “Doğu Akdeniz Ülkeleri Konferansının toplanmasını, böylece, sorunun çözümüne Kıbrıs’a komşu ülkelerin katkıda bulunmasını sağlamaktır. Bu konferansa başta Türkiye olmak üzere, Yunanistan, Mısır, Suriye, Lübnan, Libya, Tunus vb. tüm Doğu Akdeniz ülkeleri katılmalıdır. Kıbrıs’ın tüm Doğu Akdeniz Ülkelerini ilgilendirecek özellikte ve önemde bir ada olduğu hususu asla akıldan çıkarılmaması gereken bir gerçektir. Kıbrıs’ın statüsünün değişmesi, tüm Doğu Akdeniz statüsünün değişmesi demektir. Bu bakımdan bütün Doğu Akdeniz Ülkelerinin Kıbrıs sorununun çözümünde söz sahibi olmaları doğaldır. Zamanlama bakımından da uygun bir mevsim olduğu söylenebilir. Çünkü ABD, Ortadoğu Yeni Düzeni için Çalışmalar yaptığı bu dönemde Mısır ve Suriye’nin böyle bir konferansa katılımına engel olmayı göze alamaz.
Yazının Devamı içi tıklayınız:
http://www.edebifikir.com/mektup/sezai-karakocun-1994-tarihli-mektubu.html
 
 
edebifikir.com
Günün Diğer Haberleri
haber medya kadın