Sivil toplum örgütleri, merkezi idarelere yani hükümetlere ve birtakım güç odaklarına karşı halkın oluşturduğu örgütlü savunma mekanizmalarıdır.
Devletin, siyasi iktidarların ve bir takım güç odaklarının olumsuzluklarını ve çarpıklıklarını önce kendi masasında gündeme getirir, sorgular sonra da bunların düzeltilmesi için ilgili kurumlarda girişimlerde bulunurlar.
Ayrıca, çağın risklerine ve tehlikelerine karşı kamuoyu oluşturur, tavır alır ve alternatif projeler üretirler. Toplumsal değişim ve dönüşümün dinamiklerini ve taleplerini harekete geçirirler.
STK’lar herhangi bir kurumun kontrolünde ve güdümünde olmamalıdırlar. Tamamen bağımsız hareket etmelidirler. Sivil toplum örgütü kurmayla veya örgütlerine üye olmayla sivilleşme olmaz.
Sivil toplum örgütlerinin etkin ve yönlendirici olabilmesi için buraları yöneten ve görev alanların düşüncelerini ve yüreklerini de sivilleştirmeleri gerekir.