"Hak Dini Kur’an Dili" gibi bir şaheseri insanlığa kazandıran Yazır’ın, o dönemde bizzat kaleme aldığı hal fetvası ve sonrasında yaşadığı derin pişmanlık, tarihe not düşülen bir ibret vesikası olarak duruyor.
1878 yılında Antalya’nın Elmalı ilçesinde doğan ve "Küçük Hamdi" lakabıyla ilim dünyasına adım atan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Osmanlı’nın yıkılışından Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan çalkantılı süreçte hem siyasetçi hem de müderris olarak aktif rol aldı.
Ancak onun en çok dikkat çeken ve üzerinde yıllarca konuşulan adımı, 1909 yılında Sultan II. Abdülhamid’i tahttan indiren fetva metnini kaleme alması oldu.
Tarihi Fetva: Kalem, Siyaset ve İrade Çatışması
31 Mart Vakası’nın ardından Hareket Ordusu’nun İstanbul’a girmesiyle hızlanan süreçte, Sultan Abdülhamid’in tahttan indirilmesi için gerekli olan fetva metni, o dönemde 30 yaşında olan Antalya Mebusu Elmalılı Hamdi Efendi’nin kaleminden çıktı.
Fetva metninde, Padişah’a yönelik; dini kitapların toplatılması, devlet hazinesinin israfı ve halkın katledilmesi gibi ciddi suçlamalar yöneltiliyordu. Fetva Emini Hacı Nuri Efendi’nin çekincelerine rağmen, Elmalılı Hamdi’nin bizzat meclis kürsüsünden okuduğu bu metinle birlikte Osmanlı tarihinde bir padişah ilk kez sürgüne gönderildi.
Bir Ömrün Özeti: Pişmanlık ve İlim
Elmalılı Hamdi Yazır’ın hayatının ilerleyen dönemlerinde bu olaya dair sarf ettiği, "Hayatımda yaptığım en büyük hata, Sultan Abdulhamid’in hal’ine karışmamdır" şeklindeki ifadeleri, onun vicdani hesaplaşmasını gözler önüne seriyor.
Dönemin siyasi atmosferinde İttihat ve Terakki’nin etkisi altında kalsa da, bu müdahalenin ağırlığını ömrünün sonuna kadar taşıdığı ifade ediliyor.
Hak Dini Kur’an Dili: Tefsirin Zirvesi
Siyasi hataları veya tercihlerinden bağımsız olarak, Elmalılı’nın ilmî şahsiyeti, Türkiye’nin en güvenilir Kur'an tefsiri olarak kabul edilen Hak Dini Kur’an Dili ile perçinlendi. 1926 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın teklifiyle başlayan ve on iki yıl süren bu devasa çalışma, sadece bir tefsir değil, bir medeniyet tasavvurunun günümüze ulaşan en güçlü sesi oldu.
İstiklal Mahkemeleri ve Sessiz Bir Final
Milli Mücadele sürecinde İstanbul hükümetlerinde görev alması sebebiyle İstiklal Mahkemeleri’nde yargılanan ve beraat eden Yazır, hayatının geri kalanını camiye gitmek dışında evinden çıkmayarak, ilmi çalışmalarla geçirdi.
27 Mayıs 1942 günü 64 yaşında vefat eden Elmalılı Hamdi Yazır, geride bıraktığı devasa külliyatla, hem siyasi tercihlerinin muhasebesini yapan bir vicdan hem de İslam ilim geleneğinin son temsilcilerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.
Tarihçiler, Elmalılı’nın yaşadığı bu sürecin, bir alimin ilmi kimliği ile siyasi kararları arasındaki çatışmanın en çarpıcı örneklerinden biri olduğunu vurguluyor.